Şener Şen ve Yavuz Turgul SSM'de
: TSANovember 07, 2014

Sakıp Sabancı Müzesi, “Yeşilçam’ın 100. Yılı”nda Türk Sineması'nın unutulmazlarını ziyaretçilerle buluşturuyor. 19 Kasım’da başlayacak etkinlik kapsamında, Atilla Dorsay’ın “100 Yılın 100 Türk Filmi” adlı kitabından seçtiği 10 film gösterilecek.

 

Etkinliğin açılışı 19 Kasım saat 17.00’de, SSM Galeri Konferans Salonu’nda, Muhsin Bey filminin gösterimiyle yapılacak. Ardından saat 19.00’da ise sinemaseverler, yönetmen Yavuz Turgul, oyuncu Şener Şen ve eleştirmen Atilla Dorsay'ın filmi farklı yönleriyle ele alacakları panelde buluşacak. 28 Ocak 2015 tarihine kadar devam edecek film gösterimlerine sinemaseverler ücretsiz katılabilecek.

 

Muhsin Bey (19 Kasım 2014, 17.00)

 

Yavuz Turgul’un başyapıtlarının ilk önemli halkası, Arabesk müziğe ısınamadığı için işleri bozulan orta yaşlı bir organizatörle, zoraki biçimde menajeri olduğu Doğulu bir türkücünün öyküsünü anlatıyor. Değişen müzik zevkiyle birlikte yok olan her şeye ustaca eğilen, taş plaklardan ahşap evlere tüm eski değerlerimize ağıt yakan bir nostalji zirvesi. Şener Şen ile Uğur Yücel’in büyük oyunculukları...

 

Aysel Bataklı Damın Kızı (26 Kasım 2014, 17.00)

 

Sinemamızın tam 17 yıl boyunca tek yönetmeni olmuş Muhsin Ertuğrul’un en ünlü filmi. Nazım Hikmet imzalı bir senaryodan uyarlanan 1934 yapımı film, dönemin hemen tüm Dar-ül Bedayi kadrosunun katılımıyla eşsiz bir belgesele dönüşüyor. Batı etkileri taşıyan köy dramında, Cahide Sonku, Talat Artemel, Behzat Budak, Mahmut Moralı, Sait Köknar, İ. Galip Arcan, Hadi Hün, Hazım Körmükçü, Sami Ayanoğlu, Ergun Köknar gibi ustalar resmi geçit yapıyor. 

 

Beklenen Şarkı (3 Aralık 2014, 17.00)

 

Birkaç kuşağın unutamadığı, üç yönetmenli (Orhon M. Arıburnu, Sami Ayanoğlu, Cahide Sonku) ve 1953 yapımı müzikal, aynı zamanda Zeki Müren’i perdeye kazandıran filmdi. Başta “Beklenen Şarkı” olmak üzere dönemin ünlü besteleriyle bezenmiş melodram, tam bir nostalji nesnesi. Eski İstanbul, eski Beyoğlu, Saray sineması konserleri, klasik musikimizin unutulmaz şarkıları... Cahide Sonku’dan Bedia Muvahhid’e, Melahat İçli’den Jeyan Mahfi Ayral’a, Muhip Arcıman’dan Refik Kemal Arduman’a eski efsane oyuncular…

 

Üç Arkadaş (10 Aralık 2014, 17.00)

 

Boğaz kıyısında bir semtte kör bir kıza tutulan üç avare arkadaşın öyküsü. Memduh Ün’ün, Metin Erksan’dan Atıf Yılmaz’a, Ertem Göreç’ten Bülent Oran’a yarım düzine sanatçının katılımıyla hazırlanan ortak bir senaryodan yola çıkarak çektiği film. Hüzünlü duyarlılığı, görkemli oyunculuğu ve ustaca görselleştirdiği İstanbul sevgisiyle, Yeşilçam ekolünün en tipik filmlerinden biri, belki de zirvesi. Muhterem Nur, Fikret Hakan, Semih Sezerli ve Salih Tozan bu filmle ölümsüzleşti.

 

Susuz Yaz (17 Aralık 2014, 17.00)

 

Sinemamızın bir diğer zirvesi, Metin Erksan usülü gerçekçiliğin doruk noktası... Necati Cumalı’dan uyarlanan film, kırsal kesimde yaşayan iki kardeşin aynı kıza ilgi duymaları ve ağabeyin şeytani kötülüğü çerçevesinde gelişen bir tutku öyküsü. Aynı zamanda mülkiyet sorununu da fona yerleştiren bir töre ve gelenek eleştirisi. 1964’te Berlin’de Altın Ayı’yı alarak sinemamıza ilk büyük yabancı ödülü kazandıran film, bunca yıl sonra hâlâ etkileyebiliyor. İlk filmini çeken Hülya Koçyiğit’in yanı sıra, Fikret Hakan’ı andıran Ulvi Doğan ve “kötülerin kötüsü” Erol Taş, unutulmaz bir role imza atıyor.

 

Gurbet Kuşları (24 Aralık 2014, 17.00)

 

Halit Refiğ’in “Rocco ve Kardeşleri/ Düşman Kardeşler”i. Refiğ’in çok sevdiği Luchino Visconti filminden esintiler taşıdığı söylenebilir. Ama, köyden kente (bizim filmde İstanbul’a) göç eden bir aileyi anlatan filmin, Turgut Özakman’ın “Ocak” oyunundan uyarlanmış olması daha mümkün. Tüm 60’ların filmleri gibi görkemli bir siyah-beyazla İstanbul’u çok iyi kullanan (ve bu arada Haydarpaşa’yı ölümsüzleştiren), Tanju Gürsu’dan Cüneyt Arkın’a, Filiz Akın’dan Pervin Par’a ve Sevda Ferdağ’a tüm oyuncularına değer katan bir film.  

 

Karanlıkta Uyananlar (7 Ocak 2015, 17.00)

 

60’larda yeni anayasanın getirdiği özgürlük içinde ilk kez ortaya çıkan emek ve işçi hakları (bu arada grev hakkı) üzerine yapılmış bir film. İstanbul’u, özellikle Haliç ve kıyılarında yükselen fabrikaları doğal bir plato olarak kullanan film, Fikret Hakan’dan Beklan Algan’a, Kenan Pars’tan Mümtaz Ener’e, Ayla Algan’dan Tülin Elgin’e usta oyuncularıyla dikkat çekiyor.

 

Son Kuşlar (14 Ocak 2015, 17.00)

 

Merhum Erdoğan Tokatlı’nın ilk filmi, aynı zamanda başyapıtı. Dönem İstanbulu’nda geçen umarsız aşk öyküsü, Ayşe Şasa’nın senaryosuyla hayat buluyor. Kişilere belli bir sınıfsallık çerçevesinde yaklaşan film, aşkın –hele o ilk gençlik aşklarının- para ve maddiyat karşısında nasıl eriyip gidebildiğini gösteriyor. Dönemin etkili Fransız akımı Yeni Dalga’dan izler taşıyan tümüyle genç işi bir sinemanın örneği olarak, hâlâ dimdik ayakta duruyor. Selma Güneri, Ediz Hun, Tijen Par, Ayfer Feray, Kenan Pars, Senih Orkan, Tuncel Kurtiz ve diğerleri, örnek bir takım oyunculuğu sergiliyor.

 

Ah Güzel İstanbul! (21 Ocak 2015, 17.00)

 

Atıf Yılmaz’ın, Safa Önal’ın senayosundan uyarladığı film, ikisinin tüm çalışmaları içinde hayli farklı ve özgün bir yer tutuyor. Saray efradından birinin torunu sokak fotoğrafçısı Haşmet’le, “artist olmak için” İzmir’den gelmiş Ayşe kızın öyküsü, İstanbul fonunda nostaljik ve uçarı bir komediye dönüşüyor. Tüm bunlar, filmin alaycı sınıfsal temeline ve Brecht’çi estetiğine engel oluşturmuyor. Sadri Alışık’ın en iyi oyunlarından birini gerçekleştirdiği filmde, Ayla Algan, Feridun Çölgeçen, İhsan Yüce, Danyal Topatan, Bilge Zobu, Diclehan Baban ve Handan Adalı gibi güçlü karakter oyuncuları resmi geçit yapıyor.

 

Vesikalı Yarim (28 Ocak 2015, 17.00)

 

Hiç eskimeyen, ilk “ulusal aşk filmimiz”… Bir kuşak sonrasının, yine bir Türkan Şoray filmi olan Selvi Boylum Al Yazmalım'la birlikte. Safa Önal’ın Sait Faik’in hikayesinden uyarladığı film, Türk toplum hayatının bir dönemdeki önemli mekânı pavyon ve pavyon kadını kavramlarını, tüm çağrıştırdıklarıyla birlikte somutlaştıran umutsuz bir aşk hikayesi anlatıyor. Türkan Şoray’ın İzzet Günay’la oluşturduğu çiftin büyüsü, sanki hâlâ sürüyor. Bu “Beyoğlu Öyküsü”nde, Ayfer Feray da unutulmaz bir karakter çiziyor...

 

Kaynak: Zaman