Zeki Müren Londra’ya Gidiyor
Söyleşi July 25, 2015

"Şimdiye kadar onu çok kere görmüş, çok kere dinlemişlerdi ama bu her zaman apayrı huviyetle ortaya çıkan, her vakit gerçek anlamda yenilikler yapan sanatkârı merakla bekliyor, heyecanla o gecenin sürprizlerini gözlüyorlardı."

Artist Dergisi, 20 Kasım 1962

 

Zeki Mürenle uzun zamandan beri oturup konuşmamıştık. Ankaradan geldiğinden bu yana kendisinden pek haber alamadığımız değerli sanatçıyla geçenlerde oturup uzun uzun konuştuk. Londra – Tel-Aviv seyehatinden, İstanbula yerleşecek olan annesinden babasından bahsettik. Bu röportajımızı okuduktan sonra Zeki Müreni daha yakından tanımış olacaksınız.

 

Tıklım tıklım kalabalık gazinoda ışıklar yavaş kararmıştı. Biraz evvel yapılan anonstan sonra gazinonun içinde çıt çıkmıyordu, ellerindeki çatal bıçağı bırakan müşteriler yek göz, yek kulak olmuşlar anonsu yapılan sanatkârın sahneye çıkmasını bekliyorlardı… Şimdiye kadar onu çok kere görmüş, çok kere dinlemişlerdi ama bu her zaman apayrı huviyetle ortaya çıkan, her vakit gerçek anlamda yenilikler yapan sanatkârı merakla bekliyor, heyecanla o gecenin süprizlerini gözlüyorlardı… Nitekim bir kaç dakika sonra pırıl pırıl elbiseleri içinde projektörün fasılasız takip ettiği Zeki Müren sahnede görünüyordu. Her zaman gülen, her zaman neşe saçan değerli sanatçı halkı selâmlıyordu…

 

TERLİYEN SOLİST

Her gece aynı havayı yaşardı Müren. Sanki hiç sahneye çıkmamış, ilk defa dinleyicileriyle karşı karşıya kalıyormuşcasına heyecanlanır, bütün sanatını, bütün gücünü kullanır, onlara yeni bir şeyler verebilmek, şöhretine lâyık olabilmek için didinir, sahnede bugüne dek hiçbir sanatkârın yorulmadığı kadar yorulurdu. Her gece hayranları şıpır şıpır terliyen Zeki Müreni seyrederken “Hakkıdır bu adamın aldığı para, alın teri buna derler” diyorlardı. O günkü proğramında alnından damlıyan ter taneleri, yaptığı bir hareketle öndeki masaya kadar sıçrıyordu. İşine vermişti kendisi, sahneye çıktımı herşeyi ama herşeyi unuturdu…

 

EVİNDE KONUŞTUK

Zeki Müren çok sevdiği sanatını, arkadaşlığını hiçbir vakit unutamıyacağını söylediği Şükrü Tunarın vefatından sonra gerçekten sarsılmıştı. On senelik bir beraberliğin, on senelik bir sahne, bir sanat arkadaşlığının sona erişi ve bu acı hadisenin sahnede oluşu Zekiye çok dokunmuştu.

 

Çalışamadım, tam on altı gün o günü kendimde bulamadım. Her an onu yanımda hissediyor, her klarnet taksiminde rahmetliyi yanıbaşımda görür gibi oluyordum bereket versin önce Fuardaki çalışmalarım, yeni bir sahne, yeni topluluk ve ondan sonra ki Ankara seyehati biraz olsun beni kendime getirdi. Fakat Şükrü Tunarı hayatım boyunca unutmıyacağım. Sanatı, efendiliği ve arkadaşlığıyla hepimizi kazanmıştı…

 

Zeki Müren’in dördüncü Leventteki son derece zevkle döşenmiş, yeni aldığı villasında görüşüyoruz. Rahmetli Şükrü Tunardan bahsederken gözleri dolu dolu oluyor, üzülüyor bu durum karşısında mevzuyu değiştirmeyi faydalı buluyorum.

 

Eviniz gerçekten çok güzel.

Teşekkür ederim ama daha birçok eksiklerim var. İnşallah yakında onlarıda tamlıyacağım. Bilirsiniz en büyük zevkim evimle alâkadar olmak, onu istediğim, arzuladığım şekilde döşeyebilmektir.

 

Neden dördüncü Leventte nispeten şehirden uzak bir semtte oturmayı tercih ediyorsunuz?

 

Zeki Mürenin üzerinde lacivert bir gömlek vardı, boynuna puantiyeli bir fulor takmıştı. Biraz yorgun, biraz sıkıntılı görünüyordu. Saçlarını eliyle şöyle bir düzelttikten sonra:

 

Şehrin gürültüsünden uzak, geceleri işimden döndüğüm vakit kimseyi rahatsız etmeden girip dinlenebileceğim müstakil bir evi tercih ediyorum. Sessiz sakin oluyor…

 

AİLESİ İSTANBULDA

Zeki Mürenle konuşurken bir ara telefon çalışmıştı.

Bir dakika efendim dedi Müren, sonra pencerenin kenarındaki kaloriferin üzerinde duran telefona doğru gitti ve konuşmaya başladı. Konuştukça yüzü gülüyor, hafif bir tebessüm çehresinde yayılıyordu…

 

Evet… demekki her iş tamam. Pazar günü inşallah Evet eşyalarla birlikte gelecekler… Alâkanıza çok teşekkür ederim… Sonra telefonu kapayıp yanımıza geliyor…

 

Kim geliyor Pazar günü İstanbula?

“Kim geliyor biliyormusunuz? Babam ve annem.” bunu söylerken son derece memnun, son derce mesut görünüyordu…

 

Daha evvelden de gelmemişlermiydi?...

Anladım şaşırdınız benim sevincimi görünce. Yeni bir şey değil onların buraya gelişi fakat bu sefer Bursadan temelli geliyorlar İstanbula. Artık onlarda İstanbula yerleşecekler…

 

Nerede oturacaklar?

Şişlide eskiden benim oturduğum kata yerleşecekler…

 

Artık Bursaya tamamen veda mı ediyorsunuz?

Orasını hiç unutabilir miyim. Doğduğum, büyüdüğüm diyor. Her fırsatta Bursayı ziyaret ederim ve bundan sonsuz zevk duyarım… Ama ailemden uzun zamandan beri uzak kalmıştık şimdi artık hep beraber olacağız…

 

Bu arada Zeki Müren yerinden kalkmış, fotoğraf çekilmesi için traş olmaya içerdeki tuvalete gitmişti. Bir yandan traş olurken bir yandanda ıslık çalıp şimdiye kadar duymadığım bir melodi mırıldanıyordu.

 

Hep böyle şarkı söyler misiniz evde?

Sabahları kalktım mı yavaş yavaş başlarım mırıldanmaya. Sabahları insanın sesi biraz pürüzlü oluyor. Açılması için başlarım sabahtan söylemeğe. Bazen de bu sayede yeni bestelere sebebiyet vermiş olurum. Yepyeni bir melodiyi keşfetmiş olurum bu sayede… Zeki Müren traş olurken bir yandanda şarkısına devam ediyordu. O traş olurken bizde evin içini gözden geçiriyorduk. Eşyaların hepsi yeniydi. Mobilyaların modellerini kendisi çizmişti. Pırıl pırıl bir evin içindeydik. Sade fakat zevkle döşenmiş bir evdi bu duvardaki saat, hanlar televizyon hepsi aynı … renk veriyordu odaya. Biz etrafı kontrol ederken Müren traş olmuş içeri çoktan gelmişti.

 

Şimdi tamam işte fotoğraf çekebiliriz. Nereden başlıyalım?

Bu fotoğraflarım çok başka, çok değişik olacak” diye iddia ediyordu. Müren belki de fotoğrafı en kolay çekilen sanatkârdı. Mizansenleri kendi kendine veriyor, Sayıl gayet seri, bir biri ardına flaşını patlatmakta devam ediyordu…

 

LONDRA – TEL-AVİV

Fotoğraf işi çoktan bitmişti. Yeniden koltuklara yerleşmiş konuşuyorduk…

 

Ramazanda ne yapacaksınız,

Biliyorsunuz bir aylık tatilimdir Ramazan ayı. İstirahat etmeyi düşünüyorum ama.

 

Ama sı ne?

Galiba bundan da pek istifade edemiyeceğim.

 

Neden ?

Bir teklif var. Bu tatil günlerimde üç gün Londrada, üç günde Tel-Avivde konser vermemi arzuluyorlar. Bu teklif karşısındaki şartlarımıda kabul ettiler fakat yinede mütereditim…

 

Orijinal olur sizin için neden müteredditsiniz?

Londrayı hiç görmedim. Orayı ticaretten ziyade tamamen zevk için seyehat etmek istiyorum. Fakat yinede gitme ihtimalim kuvvetli.

 

Önce Londra mı?

Evet ilk oraya gideceğiz sonra Tel-Avive. Tel-Avivde altı konser olması kuvvetle muhtemel.

 

Herhalde gidersiniz.

Katii olarak bugün akşam üstü cevap vereceğim. Şimdilik muallakta bu iş bakalım netice ne olacak.

 

Zeki Müren Türkiyenin iyi niyet eliçisi olarak bir seyehate çıkıyordu, bu seyehatin gerçekleşmesi demek bizler için büyük bir kazanç, büyük bir hamle demekti. Zeki Müreni evinde işleriyle baş başa bırakıp ayrılırken kapıda bizi uğurlıyanlar arasında Zekinin kocaman köpeği Tosunda vardı.

 

* Yazıda yer alan imla ve dil bilgisi hataları söyleşinin orijinal halinde o şekilde yer aldığı için müdahale edilmemiştir.