'Hayata Dair Bir Umut Hikâyesi'
Zeynep Turan - Söyleşi 18 Eylül 2015

Mahrem, Adem’in Hikâyesi, Gölge Oyunu ve Sinyal Yok kısa filmlerini yazıp yöneten Sinan Sertel ile ilk uzun metraj çalışması Bir Gün Bir Çocuk üzerine konuştuk. TRT TV Filmleri Projesi kapsamında çekilen film Sevgi Evleri’nde kalan çocukların hikâyesini anlatıyor. Çekimleri yaklaşık dört hafta süren ve henüz kurgu aşamasında olan filmin Kasım ayında tamamlanması planlanıyor.

 

Bir Gün Bir Çocuk filminin konusu nedir? Neden böyle bir hikâye anlatmayı tercih ettiniz?

 

Bir çekim için Suriye sınırından geçerek bir mülteci kampını görme imkânım olmuştu. Oradaki çocuklar beni çok etkiledi. Filmin Suriye ve mültecilikle hiçbir ilgisi yok ancak ilk çıkış noktası oradaki çocuklardı. Sonuçta çocukların merkezde olduğu bu hikâye çıktı ortaya.

 

Hikâye özetle şöyle: Mete, başarılı ve zengin bir pedagogdur. Hayattan hiç zevk alamamaktadır. Aslı ile yedi yıldır evli oldukları halde çocukları yoktur. Aslı anne olmak istemektedir fakat Mete’nin baba olmak gibi bir niyeti yoktur. Modern hayatın konforunu seven Mete doktora tezi için taşrada bir sevgi evine gitmek zorunda kalır. Orada dezavantajlı durumlarına rağmen hayata sımsıkı bağlanmış çocuklarla karşılaşır. Asıl hikâye bundan sonra başlar.

 

Konuyu işlerken dikkate aldığınız hususlar nelerdi?

 

Türk sinemasında sevgi evlerinde kalanları anlatan, yetiştirme yurtlarında geçen hikâyeler hep var. Bizim filmimiz çok işlenen bu konuda farklı bir tavır sergilemeye çalışıyor. Konu itibarıyla duygu sömürüsüne müsait bir alan. Biz bundan mümkün olduğunca kaçtık. Aksine bizim çocuklarımız çok güçlü ve hayata sımsıkı tutunmuş karakterler. Film, sevgi evinde geçmesinden dolayı merkeze çocukları alıyor lâkin hayata dair bir umut hikâyesi diyebiliriz. Kazanıp kaybetmenin önemli olmadığı bir zeminin peşinde koşuyor. Senaryo aşamasında bu konunun işlenişinin gerçekçi olmadığı konusunda eleştiriler aldık. Lâkin gerçekliğe çok da tevessül etmiyor. Gerçekliği, lafını söylemek için eviren bir film bu.

 

Özellikle senaryo ve oyuncu seçimi konusunda film için nasıl bir ön hazırlık yaptınız?

 

Ön hazırlığın en yoğun kısmı senaryo ile geçti, çok fazla mesai harcadım. Bir yıldan uzun sürdü. Çok fazla kişiye danıştım. TRT’nin senaryo atölyesinde senaryo doktoru ile birlikte çalıştık. Yine TRT TV filmleri projesi kapsamında New York Film Akademi hocaları ile 2 hafta senaryo çalıştık. Hiç nihayete ermeyen, biraz da acı verici bir süreç. Devamlı ve yoğun çalışıyorsunuz ama ortada bir şey yokmuş gibi geliyor. Sadece bazı yazılar yazıyorsunuz, bazılarını siliyorsunuz. Ama bu kadar emek harcadığıma hiç pişman olmadım. Çekim süreci dâhil devamlı senaryo değişti. Kanımca bunun da katkısı oldu sonuca.

 

Oyuncu seçimlerinde yine farklı bir süreç geçirdik. Lâkin çocukların çok ön planda olduğu bir iş yapıyordu, onlarla ilgili uzun çalıştık. Çocuklar ile ilgili çok özenli davrandık. Çekimler başlamadan çocuklarla provalar gerçekleştirdik. Tüm sahnelerin üzerinden geçtik. Herkesten önce çocuklar hazırdı çekimlere.

 

Filmde mümkün olduğunca tüm karakterlerin hikâyelerini anlatma gibi bir gayretim vardı. Kimse figüran olarak kalmasın istiyordum. Bu yüzden bir sahnedeki her bir karakter önem arz ediyordu. Mesela tek bir sahnede görünen bir karakter var filmde ama çok dikkat çekiyor. İzleyince siz de fark edeceksiniz.

 

Toplamda senaryo harici bir buçuk aylık fiilî bir hazırlık oldu. Mekânlar ile ilgili olarak tüm sevgi evlerini gezdik. Bize uygun bir yer bulamadık. Sonra biz sıfırdan bir sevgi evi inşa ettik. Senaryoya göre görüntü yönetmenimiz İlker Berke ile birlikte tasarladık mekânı. Sanat yönetmeni arkadaşlarımız da mimardı. Dolayısıyla filme göre bir mekân oluşturduk. Film tüm içeriğinde olduğu gibi bu konuda da gerçekliğini, hikâyesi lehine kırdı.

 

Film çekimleri ne zaman başladı? Mekân olarak nerelerde çalıştınız?

 

Ağustos ayında başladık ve dört hafta sürdü çekimlerimiz. On dokuz farklı mekânımız vardı. Tabi ki ana mekânımız sevgi evi idi. Komik gelebilir ama Şile’de bir düğün salonunu da kullandık. Çok güzel bir yerdi bizim için, bahçesi çok genişti. Sadece dört duvardan oluşan, al beni istediğin gibi değiştir diyen geniş bir mekân. Oraya girip sevgi evine dönüştürdük.

 

Film şu anda hangi aşamada? Ne zaman tamamlamayı planlıyorsunuz?

 

Kaba kurgumuz bitmek üzere,  Ayhan Ergürsel ile birlikte çalışıyoruz. Sonra müzik, ses ve renk aşamaları olacak. Kasım ayında neticelenir diye düşünüyoruz.

 

Film nerelerde/ne zaman izleyici karşısına çıkacak?

 

Bu konu TRT’nin inisiyatifinde.  Film bittikten sonra izlediklerinde karar verecekler.

 

Bu film ilk uzun metraj projeniz. Nasıl bir tecrübe oldu sizin için?

 

Birkaç cümle ile anlatmak zor bu konuyu. Tam bitirmediğim için net cevapları şimdi vermek çok mümkün değil. Kendi açımdan da kafamı toplayıp bir değerlendirme yaptığımı söyleyemem. Şu an hala sürecin içerisindeyim. Hiç nefes almadan çalışıyoruz. Kesin olan tek bir şeyi burada söyleyebilirim. Gerçekten ağır bir süreçti. Hem hacim olarak hem de fikri bazda yaptığım en yoğun işti. Hacim ile ilgili olarak bir detay vereyim size; bir gün sette 11 servis aracı vardı. 232 kişiyi taşımaya ancak yetti.