Leyla Sayar: ''Senede Dört Filmde Oynayacağım''
Söyleşi October 03, 2015

"Bunun birçok sebepleri var tabii, bunların başında maddiyat geliyor. İnsanlar haris oluyorlar, kazandıkça daha çok istiyorlar, kazanç arttıkça masrafta artıyor ve bu böylece birbirine oranlı olarak devam edip gidiyor."

Artist Dergisi, 7 Mayıs 1963

 

O da diğerleri gibi inanmıştı az filim çevirmenin faydasına ama, bir türlü fırsat bulamıyordu istediğini tahakkuk ettirmek için. Uzun zaman bütün arkadaşlarına istikrarlı çalışmanın kendileri için faydalı olacağı tezini savunmuş, fakat elaleme verdiği talkımı beceremiyerek salkımı yemek zorunda kalmıştı. Buna rağmen bundan bir müddet evvel kati olarak karar verdiğini ve artık senede dört filmin haricinde filim çevirmiyeceğini beyan ediyordu yakınlarına, dolayısı ile gazetecilere de tabii.

 

Sinema seyirciside memnun değildi bu kadar çok filim çevrilişinden ama, onların elinden bir şey gelmiyordu. Geçtiğimiz hafta içerisinde Lüks sinemasında baş rollerini Leylâ Sayar ve Tamer Yiğit'in paylaştığı Yakılacak Kitap oynuyordu. Filmin ilk gösterisine basın mensuplarıda davet edilmişti. Yanlız, iki saatlik kordelâda yer alan artistlerden bir tek Hüseyin Baradan gelmişti o gün. Film konu olarak bünyemizden alınmış ve o düzen üzerine kurulmuştu. Tıbbiyenin son sınıfına devam eden genç bir kız (Leylâ Sayar), çocukluğundan bu yana erkeklerden kaçmasına rağmen neticede Vecdet'e (Tamer Yiğit) aşık olmaktan kurtaramıyor kendisini, bir süre yeknesak devam eden kordelâ Vecdet'in hissi feveranları neticesinde kırdığı (Leylâ Sayar)ın Anadolunun ücra bir kasabası olan doğduğu yere gitmesi ile hareketleniyor. Burada başarılı kasaba öğretmeni Ulvi Uraz, kuvvetli mizanseni ile filme ayrı bir hava katıyor. Çeşitli hadiselerden sonra Vecdet ve Leylâ Sayar Azrailin yanından geçerek tekrar birleşiyorlar. Filmin hitamında üçer, beşer gurup teşkil eden davetliler, Ulvi Uraz ve Hüseyin Baradan hakkında takdirkâr kelimeler kullanıyorlardı.

 

Bu arada bende 19-20 yaşlarında genç bir hanımı yanına yaklaşarak, kendimi tanıttıktan sonra: soruyorum:

 

Lütfen isminizi söyler misiniz?

 

Meral Ünal.

 

Herhangi bir okula devam ediyor musunuz Meral hanım?

 

— Evet hukuk ikideyim.

 

— Sinemayı sever misiniz?

 

— Hemde çok.

 

— Türk filimciliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

— Ben büyüyen bir çocuğa benzetiyorum sinemamızı.

 

— Bir seyirci olarak, sizin istediğiniz kıvama gelebilmesi için ne gibi reform lazımdır Türk perdesinde?

 

— Vallahi bu zor bir sual benim için, zira bu işin ince taraflarını bilmiyorum. Fakat senaryo, reji ve maddi imkân lazım kanaatimce. Birde çok mühim bir unsur varki maalesef bu uzun müddet düzelmiyecek galiba, çok film çevirme merakı veyahut hastalığı. Eğer bunu izale etmek kabil olursa o zaman istenilenden alasını yaratmamak için sebep kalmaz ortada.

 

— Teşekkür ederim Meral hanım.

derken, içimden de tebrik ve takdir ediyordum kızcağızı bu kadar salim bir görüşü olduğu için.

 

Genç kadın yerinde rahatsız rahatsız kımıldandıktan sonra sordu:

— Nerede kalmıştık?

 

— Niçin şimdiye kadar kararlı bir şekilde filim çevirmediğinizi anlatıyordunuz.

 

— Evet. Bakın bunun birçok sebepleri var tabii, bunların başında maddiyat geliyor, insanlar haris oluyorlar, kazandıkça daha çok istiyorlar, kazanç arttıkça masrafta artıyor ve bu böylece birbirine oranlı olarak devam edip gidiyor.

 

— Masraflarınızı sınırlamak sizin elinizde değil mi?

 

— Evet elimde ama olmuyor işte. Sonra bizde nasıl filim çevrildiğini biliyorsunuz. On onbeş günde bir film bitiriliyor ondan sonra bir istirahat devresi başlıyor bizim için, bende aksine oturmaktan nefret ederim, boş oturacağıma çalışayım daha iyi diyor ve kolları sıvıyorum.

 

— Bu arada uzun zamandır verdiğiniz kararı bozuyor ve Türkiyede senede 200 filim çevrilmesine yardım ediyorsunuz.

 

— Bir bakıma evet ama çevirmediğimi kabul etsek o zaman ne yaparım?

 

— İstirahat edin, dinlenin, gezin, seyahat edin ve bütün bunların yanı sıra eğlenin o zaman filim çevirmek aklınıza bile gelmez.

 

— Ya masrafa ne demeli?

 

— Onu da istikrarlı bir hale koyarsınız olur biter.

 

— İnşallah bende, bundan sonra öyle yapmak niyetindeyim zaten, bakalım ne kadar dayanabileceğim.

 

— Yeni çevirdiğiniz filimlerden hangileri vizyona girdi?

 

Yakılacak Kitap ve Leylâ ile Mecnun.

 

— Kimlerle oynadınız bu kordelâlarda?

 

Yakılacak Kitap’ta Tamer Yiğit'le Leylâ ile Mecnun’da ise Göksel Arsoy’la.

 

— Hangisini daha fazla beğendiniz?

 

— Ben arkadaşlarım arasında fark gözetmem.

 

— Yok canım ben hangi filmi daha fazla beğendiğinizi sordum?

 

— Tefrik zor olacak ama Yakılacak Kitap daha ağır basıyor galiba onunda konusu güzeldi onun için.

 

— Senede dört filmden başka filim çevirmeme kararını ne zaman tatbik edeceksiniz?

 

— En kısa zamanda inşallah.

 

Saatler dakika gibi gelmiş geçmiş hava kararmaya yüz tutmuştu bile, Leylâ Sayar da zaman zaman oturduğumuz divanın karşısındaki pencereden dışarıya bakıyor kendi kendine:

— Yine karardı, muhakkak yağmur yağacak diyordu. Arkasından ekliyordu ne zaman yağmur yağsa, içimde tarifsiz bir sıkıntı duyarım.

 

Tam bu sırada telefonun zili acı acı çalmaya başladı ahizeyi kaldıran Leylâ Sayar biraz havadan sudan konuştuktan sonra derinine dalarak istediklerimin hepsi olmazsa oynamam diyordu. Hem senaryoda o kadar güzel değil. İçimden mademki senaryo güzel değil niçin oynıyacaksınız demek geliyordu ama, kendime hakim olarak, elimle sessiz bir selâm gönderdim ve kapıyı yavaşça açarak dışarıya çıktım.

 

Not: Söyleşideki imla ve yazım hataları orijinal halindeki gibi bırakılmıştır.