Alışıkların En Büyük Eseri
Söyleşi 28 Kasım 2015

Sinema 1960 dergisi Sadri Alışık ile Çolpan İlhan çiftinin evine söyleşi yapmak için konuk olur. Çiftin bebekleri Kerem yeni  dünyaya gelmiştir. Usta oyuncuların değişen ev düzenleri, film ve tiyatro projeleri ve birbirlerine duydukları muhabbet üzerine konuşulur.

Ülkü Erakalın

Sinema 1960, 7 Aralık 1960

 

Evlerine gittiğim gün, bambaşka bir his vardı içimde… Sanki karşımda değişik insanlar bulacakmış gibi bir histi bu…

 

Kendi kendime söyleniyor:

 

“– Çolpan İlhan’a annelik ne güzel yakışmıştır kimbilir diyordum… Herhalde yeryüzündeki annelerin en şirini olmuştur… Ya Sadri Alışık, beyaz perdenin ve sahnenin bu yakışıklı aktörü; o da her halde aile reislerinin en bağlısı, en güzeli…”

 

Annelik ve babalık ünvanlarına sahip olan bu iki eski dost âdeta âhlaştı gözlerimde… Bu hisle gittim evlerine… Zile dokunmamla olduğum yerde kaldım… Seneler evvelki olaylar aynen tekrarlandı; Velet yine ayni haşmetiyle havladı, zilin yanında seneler evvelki solmuş kartvizit ve kapının açılmasiyle karşımda ayni Çolpan İlhan ve Sadri Alışık… Sevindim, bu değişmeyen insanlara bütün kalbimle sevindim.. Bir çocuk ağlaması bana hatırlattı âdeta… Yuvalarında değişen bir şey vardı… Daha doğrusu değişen değil de, ilâve edilen bir şey…

 

Kerem…

 

Çolpan ve Sadri’nin müştereken yarattıkları büyük bir eser… Zümrüt’ten, Yalnızlar Rıhtımı’ndan da büyük, isimlerini ömürleri, hattâ asırlar boyunca yürütecek en büyük eser…

 

Çolpan İlhan’ın:

 

– Uğruna hayatımı seve seve verebileceğim tek varlık…” dediği Kerem bey, benim için en büyük sürpriz oldu…

 

Salondan evvel Kerem’in yatak odasına alındık… Alışık’ların eski neşeleri berdevamdı, hiç değişmemişlerdi… Çolpan:

 

– Evvelâ oğlumu gör, dedi… Bakalım sevecek misin?...”

 

Şirin bir çocuk odasıydı burası… Güzel bir çocuk beşiği, yığınla oyuncak ve bir dadı… Kendi kendime:

 

“– Yine yanıldın ahbap, dedim… Bak, Alışıklara ilâve iki olmuş…”

 

Kerem, elinde bir oyuncak, divanın üzerinde oynuyordu… Sıhhatli, neşeli, hareketli, şirin bir çocuk… Durmadan bana gülüyordu yavru… Çolpan ile Sadri de gülerek bana bakıyor, bir şeyler söylememi bekliyorlardı sanki… İlk defa küçük bir çocuk görünce, ne söylenir hiç beceremem…

 

Oğlum dünyaya geldiği zaman ziyarete gelen mahalledeki komşuların sözleri kulaklarımda çınladı… Çolpan ve Sadri’nin gülen yüzlerine rahatça baktım ve gülümseyerek:

 

– Allah analı, babalı büyütsün…” dedim, yine gülüyorlardı… Sadri:

 

– Cümlemizinkini…” dedi. Şaşırdım, bir şeyler daha söylemek lâzımdı, bu çok az olmuştu…

 

Geliniyle gece gündüz kavga eden bizim mahalledeki Şahende Teyzenin sözleri aklımdan bir yıldırım hızıyla geçti… Elini tahtaya vurarak söylediklerini ayni mizansenle tekrarladım:

 

– Kırk bir kere maaşallah… Ayol bu çocuk ne kadar da size benzemiş… Kaş ile göz, ötesi söz doğrusu…”

 

Bu konuşmama ikisi de kahkahalarla gülmeğe başladılar… Yalnız dadının suratı asılmıştı..  Bu hareketi yerindeydi de, çocuğu rahatsız etmeğe hakkımız yoktu ki…

 

Çolpan İlhan atıldı:

 

– Yabancı değil dadı, bizdendir dedi.. Çok eski bir arkadaşımız.”

 

Sonra bana döndü:

 

– Buyur salona dedi.. Röportajımıza orada başlayalım..”

 

Onlar farkında değillerdi anlaşılan, röportaj çoktan başlamıştı bile.

 

Salona geçtik, sual ve cevapları karşılıklı sıralamağa başladık:

 

– Lale Oraloğlu ile beraber hazırladığınız (Evlilik dolabı) piyesinde neden oynamadınız?.

 

– Maalesef bütün iyi niyetlerimize rağmen, bazı hususlarda anlaşamadık…”

 

– Bu sene tiyatroda oynamıyacak mısınız?”

 

Çolpan cevap Verdi:

 

– Benim esasen fazla vaktim yoktu… Fakat, Sadri Kenter Kardeşlerle anlaştı… Site Tiyatrosuna sadece bir piyes için misafir aktör olarak iştirak edecek…”

 

Sadri Alışık’a sordum:

 

– Hangi piyeste, hangi rolü oynayacaksın?”

 

– J. Anoulh’un Antogone piyesinde Haimon rolünü…”

 

Seneler evvelini düşündüm. Akademi tiyatrosunun Antigone piyesine ilk defa oynadığı seneleri… Antigone rolünü oynayan genç bir kız, bütün eleştirmencilerin dikkatini çekmişti… Bu genç kız Çolpan İlhan’dı… Sadri Alışık, bu düşüncemi anlamış gibi devam etti:

 

– Çolpan, ilk defa bu piyesle sahneye çıkmıştı, dedi… Seneler geçmesine rağmen rolü tamamen ezberinde… Şimdi benim çalışmama o kadar faydası oluyor ki…”

 

– Çolpan, dedim… Senin bu seneki sinema faaliyetlerin?...”

 

Şöyle sıraladı:

 

– Kerem’in doğumundan evvel Efgan Efekan ile (Cumbadan Rumbaya) filmini tamamladım… Fitaş ve And Film ile bu sezon için birer filmlik anlaşmam var. Bunların neler olacağı şimdilik belli değil… Ayrıca yakında Neriman Köksal ve Sadri ile (Çamurda Yaşamak) adlı bir kordeleye başlayacağız…”

 

– Sadri, senin bu seneki filmlerin?”

 

– Neriman Köksal ile Nevzat Pesen’in rejisörlüğünde (Şahane Kadın) o bitirdim… Hâlen, Sezer Sezin ve Müşfik Kenter’le Lütfü Akad’ın rejisörlüğünde (Dişi Kurt) u, Abdurrahman Palay ve Lâle Oraloğlu ile Abdurrahman Palay’ın rejisörlüğünde (Utanmaz Adam) I çeviriyorum… Müteakiben (Çamurda Yaşamak) a başlıyacağız…”

 

Devam edecektik ama, otoriter dadı girdi içeriye:

 

– Keremin mama saati…” dedi…

 

Artık bu röportajın devamına imkân var mıydı okuyucular?...

 

 

KOCAM SADRİ

Sadriden söz ederken kocamı değil de, sevgilimi anlatıyormuşum gibi olacak. Biliyorum. Ne var ki, aksi elimde değil. Hem yeni evliyiz, hem de aşk üstüne evlendik.

 

Sadriyi sahne ve perdede görenler, özel hayatında ne derece yumuşak, sakin ve kibar bir insan olduğunu sanırım sezinleyemezler. Sevdiklerini üzmemek için elinden geleni yapar. Merhametlidir. Beni daima koruyacağına ve …….. başlangıçtan beri güvenim vardır.

 

Ani kararları ve kesin yargıları vardır. Çoğunluk yanılmaz insanlar hakkında. Onları sevmeğe hazırdır. Fakat sahtekârlıktan nefret eder. Sevmedikleri ile de konuşmak bile istemez.

 

Maça gitmeyi, balık tutmayı ve eğlenceyi sever. Sesinin güzel olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Hele iki kadeh içtikten sonra…

 

En sıkıntılı zamanlarımızda bile, bana sarılıp “Napalım Bitanem” üzülme diyiverince kendimi âniden güçlü hissederim. Öyleyken, kötümserdir Sadri… Olayların kötü yönlerini arar. Bulsa da ümitsizliğe kapılmaz. Açık yürekli, doğru sözlüdür. Onda, her zaman bir doğulunun tevekkülünü ve bir batılının çalışkanlığını bulmuşumdur.

 

Sadri’nin yanında, Sadri’yle el eleyken, güçlükleri yeneceğime, ne olursa olsun o sımsıcak mutluluk duygusunun beni bırakmayacağını biliyorum. O mutluluk ki Sadri’nin yanında, Sadri’yle birlikte buldum.

 

İçine kapanık bir adamdır. Olaylar karşısındaki reaksiyonlarının neler olabileceğini önceden kestirmek hemen hemen imkânsızdır.

 

O kitapları, titizliği, yakışılılığı ve güzelim sesiyle, Kerem’in biricik babası, benim büyük koruyucum, arkadaşım, sevgilim.

 

Birlikte oynadığımız film ve oyunların her sahnesi bana sevinç verir. Çünkü birbirimizi tamamladığımızı, desteklediğimizi, anladığımızı en çok bu anlarda farkederim.

 

Yarı geceden sonra Kerem’in sesine uyandığımda Sadri’ye bakıp gülümserken seviniyorum. Evet onunla olduğum, onun olduğum. O olduğum için seviniyorum.

 

Çolpan İlhan

 

 

KARIM ÇOLPAN

 

Çolpanı tanımak güçtür. Türk sinemasının ve basının tanıttığı (Çolpan İlhan) gerçek yaşantısındakinden bambaşkadır. Kendisine ilk rastladığım gündenberi de “Çolpan İlhan” I, büyülü, şaşkın ve ürkek gözlerle seyretmektedir.

 

Günlük hayatında ev işlerine ve “Kerem” le ilgilenmekten, kitap okumaktan, örgü örmekten, tiyatro ve sinemaya gitmekten hoşlanır. Yağmurlu havalarda efkârlanır. Hemen gözleri dolar. Ufak tefek olayları bile büyütür, kendine dert eder. Çevresiyle, fazla ilgili değildir. Gece hayatını sevmez, içkiyle pek başı hoş değildir. Çok fazla sigara içerdi; şu günlerde bıraktı.

 

Yalnızlığı sever Çolpan. Sanırım perdeleri örtülü bir apartman katında günlerce tek başına oturup hüzünlenecek şeyler bulabilir. Anlayışlılığının yanısıra çocukça zevkleri vardır.

 

Bütün ürkek kadın özelliklerine rağmen son derece enerjik bir iş kadını da sayabiliriz onu. Görüşlerine güvenim vardır. Kendisinden daima fikir alırım.

 

Dalgın, yorgun, kötümser pencereden bakarken saatine göz atıp ânınde “Hadi Sadri der ve yağmurluğunu giymeye davranırsa, hemen haıtlarım ki, ya provamız veya bir iş randevumuz vardır. O zamanlar realist, konuşkan ve mücadelecidir. Onu böylesine tanıdığımdan, beğendiğimden, kabul ve takdir ettiğimden sevdim ve kendisi benim için burada anlatılamıyacak kadar kıymetlidir.

 

Sadri Alışık

 

Not: Söyleşide yer alan yazım ve imla hataları metnin aslına sadık kalınarak aktarılmıştır.