Osmanlı İmparatorluğu’na Dair Filmler ve Sorunları
Peyami Çelikcan - Yorum December 14, 2015

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Türk film arşivlerinden herhangi bir örnek programda yer alamadı. Sadece İstanbul Sessiz Sinema Günleri’nde değil, yurt dışında düzenlenen benzer festivallerde de Türkiye’den erken sinema filmlerine yer verilemiyor.

Dijitalleşme sinemanın erken dönemlerinde çekilen ve arşivlerde saklanan filmlerin daha kolay ve hızlı bir şekilde restore edilip seyirci karşısına çıkarılmasını mümkün kılıyor. Bu sebepledir ki, erken sinemanın sessiz ve siyah-beyaz filmleri için festivallerde özel gösterim programları düzenleniyor yaygın olarak. Hatta sessiz sinema filmlerine adanmış film festivallerinin sayısı artıyor pek çok ülkede.

 

Türkiye’de de iki yıldır İstanbul Sessiz Sinema Günleri adıyla bir film festivali düzenleniyor. Kino İstanbul tarafından gerçekleştirilen festivalde sessiz filmler canlı müzik eşliğinde gösteriliyor. Türkiye’nin ilk ve tek sessiz sinema festivali olma özelliği taşıyan Sessiz Sinema Günleri’nde bu yıl, üç ayrı mekânda sekiz ayrı bölüm altında çok sayıda sessiz film gösterime sunuldu.

 

3-6 Aralık 2015 tarihleri arasında İstanbul Modern, Pera Müzesi ve Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen festivalde; Modern Kadının Doğuşu, Divalar, Zamanın Ruhu, Sinemanın Öncülerine Saygı, Renkli Sessizler, Gaumont 120 Yaşında, Suyun Geçtiği Şehirler ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan Görüntüler başlıklı bölümler yer aldı.

 

Osmanlı İmparatorluğu’ndan Görüntüler

 

Geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da  Osmanlı İmparatorluğu topraklarında Avrupalı sinematografçıların çekmiş olduğu haber, seyahat ve propaganda filmlerine yer verildi. 20 filmin yer aldığı bölümde, 1912-1922 yılları arasında çekilen ve çoğunluğu Hollanda EYE Film Museum arşivinde bulunan filmler gösterildi.

 

Kuratörlüğünü Elif Röngen Kaynakçı ve Mariann Lewinsky’nin yürüttüğü programın bir bölümünün canlı müziklerini Çiğdem Borucu Erdoğan, Güniz Alkaç, Nurcan Betül Arısoy ve diğer bölümünün müziklerini ise “Grup Burgaz’dan Sonra Heybeliada” grubu yaptı.

 

“Osmanlı İmparatorluğu’ndan Görüntüler” bölümünde Osmanlı döneminin önemli merkezlerinin 20. Yüzyıl başlarındaki durumunu gösteren çok sayıda filme yer verildi: İstanbul, Trablusgarp, Rodos, Çanakkale, Gazze, Kudüs, İzmir, Ani, Batum, Sivastopol, Bosna...

 

Kuratörler: Elif Rongen Kaynakçı ve Mariann Lewinsky

 

Bu bölümün en dikkat çeken filmleri arasında Rodos Çamlıklarında (1912, Eye) adlı İtalyan filmi sayılabilir. Dört dakika uzunluğundaki filmde Rodos tarihi ve tabii güzellikleriyle tanıtılırken, bu güzel adanın yeni sahibi İtalyan donanması ve askerlerine vurgu yapılır. Seyahat filmi gibi başlayıp propaganda filmi gibi biten Rodos Çamlıklarında, İtalyan ordusunun Osmanlı ordusu karşısındaki zaferini yüceltir. Film bu yıl Atina’da düzenlenen Erken Sinema Konferansı’nda da gösterilmişti.

 

Şehir odaklı filmler arasında Gazze de önemli bir yer edindi. On dört dakika uzunluğundaki film, IWM (Imperial War Muesum) arşivinde yer alıyor. Günümüzde İsrail-Filistin çatışmasının merkezinde yer alan Gazze’nin 1917 yılındaki ortamı ve koşulları hakkında fikir veren güçlü bir görsel belge olma özelliği taşıyan filmdeki Gazze’yi bugünkü hali ile görsel olarak karşılaştırmak gerekir. Henüz İsrail devletinin kurulmadığı dönemdeki Gazze kadar Kudüs’ü de görmek heyecan vericiydi. Bir buçuk dakikalık Kudüs filmi  adeta Gazze filminin bir parçası gibiydi. 

 

Bir diğer dikkat çeken film, İngiliz yapımı ve BFI (British Film Institute) arşivinde bulunan 6 dakikalık bir animasyon olan Çanakkale Boğazı İçin Çatışma (Fight fort he Dardanelles)idi. Çanakkale Savaşı’nın cephelerini ve ayrıntılarını animasyonla anlatan film ilgiyle izlendi. 1915 tarihli yapımı bir haber filmi olarak sınıflandırmak mümkündür. Haber filmlerinde kısmen animasyon kullanılmış olmakla birlikte, bu örneğin tamamının animasyon olması filmi hayli özel kılıyor.  

 

Alman İmparatoru II. Wilhelm’in İstanbul Ziyareti

 

“Osmanlı İmparatorluğu’ndan Görüntüler” bölümünün en uzun ve önemli filmi ise Kaiser Türk Müttefikleriyle (1917) adlı Alman yapımı, 31 dakikalık filmdi. Alman ve Osmanlı ittifakını güçlendirmek amacıyla Alman İmparatoru (Kaiser) II. Wilhelm Osmanlı İmparatorluğu’nu üç kez ziyaret etmiştir.

 

Osmanlı Padişahı Sultan Mehmet Reşad Osmanlı paşalarını ve sivil ileri gelenleri II. Wilhelm'e takdim ediyor.

 

1889, 1898 ve 1917 senelerinde  gerçekleşen ziyaretler Türk-Alman ilişkilerinin güçlenmesine önemli katkılarda bulunmuştur. 1917 yılında yapılan ziyaret Alman Ordusu ve Osmanlı Ordusu kameramanları tarafından çekilmiştir. Programda Alman Ordusu tarafından çekilen filmin restore edilmiş kopyasını izleme imkânı bulduk.

 

Bilindiği gibi, Alman İmparatorluğu’nu ziyaret eden Savaş Nazırı Enver Paşa, Alman ordusu içinde faaliyet gösteren film merkezinden etkilenerek bir benzerini Osmanlı Ordusu içinde kurar. Merkez Ordu Sinema Dairesi adıyla 1915 yılında kurulan merkez bünyesinde sinema tarihimizin öncü çalışmaları gerçekleştirilir. Alman İmparatoru II. Wilhem’in ziyareti Merkez Ordu Sinema Dairesi kameramanları tarafından da çekilir. Hatta programda gösterilen filmde, Osmanlı Ordusu mensubu olduğu anlaşılan bir ekip tarafından çekim yapıldığı görülmektedir. Bu çekimlerin bir bölümünü, festival kapsamında düzenlenen panele katılan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sami Şekeroğlu Film Merkezi Müdürü Asiye Korkmaz’ın restorasyon çalışmaları kapsamında gösterdiği örnekler arasında kısaca izleme şansı bulduk.

 

Alman İmparatoru’nun İstanbul ziyaretini yansıtan film, dönemin Osmanlı yönetimiyle Alman yönetimi arasındaki dostane ilişkileri göstermesinin yanı sıra, başta Sultan Mehmet Reşad olmak üzere dönemin askeri ve sivil ileri gelenlerinin de görüntülerini içeren önemli bir görsel arşiv belgesi olma özelliği taşıyor. Film aynı zamanda İstanbul’a dair bir görsel hazine değerinde.

 

Bu filmin bir başka önemli özelliği ise Alman İmparatoru II. Wilhem’le aynı kaderi paylaşmış olmasıdır. Eye Film Museum kuratörü Elif Rongen Kaynakçı filmin nasıl olup da Hollanda’ya geldiğini ve Eye arşivinde yer aldığını anlattı. Bilindiği gibi, Alman İmparatoru II. Wilhelm Birinci Dünya Savaşı’nın ardından tahtı bırakır ve Hollanda’da adeta bir sürgün hayatı yaşar. II. Wilhelm Hollanda’ya giderken bu filmi de diğerleriyle birlikte yanına alır. II. Wilhelm’in sinemayı çok sevdiği ve önemsediği bilinmektedir. Bu sebeple, herşeyi filme çektirmiştir. Ülkesini terk ederken bu filmleri de yanına alarak çok önemli bir görsel arşivi Hollanda’ya nakletmiş olur. Ölümünden sonra bunların bir kısmı Eye tarafından alınır ve restore edilir.

 

Sessiz filmlerin ilginç hikâyeleri var. Festivaller bu hikâyelerin de gün ışığına çıkmasına katkı sağlıyor. İstanbul’da çekilen ve dönemin iki büyük İmparatorunun buluşmasını ele alan film, bir trenle Almanya’dan Hollanda’ya doğru yola çıktığında artık iki imparatorluk da savaştan mağlup çıkmıştır. II. Wilhelm tahtını bırakmak zorunda kalmıştır. Sultan Mehmet Reşad 1918 yılında İstanbul’da hayata veda etmiştir. II. Wilhelm ise İkinci Dünya Savaşı yıllarına kadar hayatını sürdürdüğü Hollanda’da 1941 yılında vefat etmiştir.

 

Türk Film Arşivleri

 

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Türk film arşivlerinden herhangi bir örnek programda yer alamadı. Sadece İstanbul Sessiz Sinema Günleri’nde değil, yurt dışında düzenlenen benzer festivallerde de Türkiye’den erken sinema filmlerine yer verilemiyor. Festivale katılan yabancı ve yerli konukların sıkça gündeme getirdiği bu soruna tutarlı bir cevap verilemiyor.

 

Bilindiği gibi, ülkemizin film arşivi üç kurumda toplanıyor: Kültür Bakanlığı, TSK Ordu Film Merkezi, MSGSÜ-Sami Şekeroğlu Film Merkezi. Bu merkezlerden, herhangi bir erken sinema festivalinde gösterilmek üzere, film almak mümkün olmuyor. Birinci Dünya Savaşı’nın 100. Yılı dolayısıyla çeşitli festivallerde savaşa ilişkin filmlere adanmış gösterim programları düzenlendi. Ne yazık ki, hiçbir festivalde arşivlerimizden bir film gösterilemedi. Mesela 2014 Bologna Film Festivali’nde “Osmanlı’dan Görüntüler” programına yer verildi ama Türk film arşivlerinden hiçbir film yer alamadı.

 

Yerli ve yabancı küratörler için, en büyük sorun film arşivi konusunda kimin muhatap alınacağının ve filmlerin gösterimi için nasıl bir yol izleneceğinin belirsiz olması. Bu belirsizlik konuyla ilgili herkesin elini-kolunu bağlamakta ve diğer ülkelerin film arşiv kurumlarının ellerindeki filmleri paylaşmak için çaba gösterdiği bir ortamda, bizim hiçbir şey paylaşamamamıza sebep olmaktadır. Bu da işbirliği imkânlarını ve etkileşimi kısıtlamaktadır.

 

İkincisi düzenlenen İstanbul Sessiz Sinema Günleri’nde Türk film arşivinden hiçbir filmin yer almaması tartışma konusu olmaya devam etti. Bu yıl MSGSÜ-Sami Şekeroğlu Film Merkezi Müdürü Asiye Korkmaz’ın festival kapsamında düzenlenen panele katılması ve konuşması sırasında yapılan restorasyon çalışmalarına dair örnekler paylaşması umut verici bir gelişme olsa da, yeterince cesaret verici bir açılım olamadı. Keşke merkezde yürütülen restorasyon çalışmalarına konu olan filmler festival programlarında resmen yer alabilse,bunun için ne yapılması gerektiği bilinebilse.

 

Merkez, filmlerin sahibinin Kültür Bakanlığı ya da Ordu Foto Film Merkezi olduğunu ve kendilerinin restorasyon çalışmasını yürüttüğünü belirtiyor. Bakanlık ve Ordu Foto Film de filmlerin restorasyonda olduğunu söylüyor. Sonuçta hiçbir film gösterilemiyor. Dileriz yakın bir gelecekte bu sorun çözülür ve ortak mirasımız olan film arşivimizden yerli ve yabancı kurumların yararlanmasının önü açılır.

 

 

* Geçen yıl düzenelenen İstanbul Sessiz Sinema Günleri kapsamında düzenlenen Osmanlı’dan Sinema Manzaraları programını Şehir Üniversitesi İletişim Fakültesi olarak yürütmüştük. Bu programda yer alan filmleri TSA’da yayınlanan yazıda incelemiştim. İlgilenenler için bağlantısını sunuyorum: http://tsa.org.tr/yazi/yazidetay/49/-osmanli-dan-sinema-manzaralari--uzerine-bir-degerlendirme