Yarının Büyük Şöhreti: Evrim Fer
Ülkü Erakalın - Söyleşi 26 Aralık 2015

Film yıldızı olmak benim de aklımın ucundan geçmezdi. Bir gün aile dostumuz Hamdi Değirmencioğlu geldi evimize. “Şeytan Mayası” adlı senaryoyu yazmıştı. Bu senaryodaki rollerden birinin tıpa tıp benim karakterime uyduğunu ve beni oynatmak istediğini söyledi.

Röportaj: Ülkü Erakalın

Sinema 60, 1961

 

Gazeteci ile on seneden fazla bir arkadaşlığı vardı. Arkadaşlıkları, Konservatuarda okudukları günlerde başlamıştı.. İkisi de çok küçüktüler.. Derslere beraber girer, beraber piano çalışırlar, okulun küçük bahçesinde beraber oynarlardı.. Ama seneler sonra o küçük zayıf, uzun sarı saçlı kızın iyi bir aktrist, esmer, kara kaşlı ve saçlı çocuğun bir gazeteci olacaklarını akıllarından bile geçirmemişlerdi.. Kader onlara bu yolu çizmişti..

 

Evrim Fer, gazeteci arkadaşına nasıl artist olduğunu şöyle anlattı:

 

– Film yıldızı olmak benim de aklımın ucundan geçmezdi. Bir gün aile dostumuz Hamdi Değirmencioğlu geldi evimize.. Atlas Filmin beyaz perdeye aktaracağı “Şeytan Mayası” adlı senaryoyu yazmıştı.. Bu senaryodaki rollerden birinin tıpa tıp benim karakterime uyduğunu ve beni oynatmak istediğini söyledi. Rahmetli babam ses çıkarmadı, fakat annem… Kıyametler koptu.. Onun gönlünü yapana kadar tam dört ay uğraştık.. İşte böylece ilk filmim “Şeytan Mayası”nda Çolpan İlhan, Kenan Pars ve Sadri Alışık ile beraber oynadım… Bu filmi çevirirken bile, bu işi meslek edineceğim aklımın ucundan geçmiyordu.. Peşi sıra gelen teklifler karşısında sevdim bu işi.. Daha sonra “Saadet Şarkısı”, “Ömrüm Böyle Geçti”, “Poyraz Osman”, “Avare Şöför” ve…

 

Son filmini gazeteci tamamladı:

 

– “Kırık Kalpler”..

 

– Sinemadan arda kalan vakitlerinizde ne yaparsın? dedi.

 

– Esasen konservatuarda memurum… Bundan başka boş zamanlarımda müzikle meşgul oluyorum..

 

– Bu sezon yeni filmleriniz var mı?

 

– Evet.. Site Filmle iki filmlik bir anlaşmam var.. Bundan başka Melek Filmin önümüzdeki sezona hazırlayacağı “Kadın Aslâ Unutmaz” filminde Muhterem Nur ve Göksel Arsoy ile beraber oynayacağım…

 

– Sevdiğiniz sinema sanatçıları?

 

– Yabancılardan Anna Magnani, Maria Schell, İngrid Bergman, Laurence Olivier ve Alain Delon.. Bizden de Muhterem Nur ve Göksel Arsoy. Tiyatrodan da Kenter Kardeşler, Lâle Oraloğlu ve İbrahim Delideniz..

 

– Tiyatro ile de ilginiz var galiba

 

– Evet… Sadık Şendil’in ısrariyle Bulvar Tiyatrosu’nun kadrosuna girdim.. Bilmem ki muvaffak olabilecek miyim?

 

Evrim’in son filmini görenler hayretler içinde kalacaklar.. Gazeteci de röportaja başladığından beri, bu değişikliğin fakkında değildi. Evet onda göze görünmeyen bir sebeple büyük, ama çok büyük bir değişiklik vardı.. Çok sevimli şirin, cana yakın bir hali vardı bu gün Evrim Fer’in… Duvarda asılı duran bir resimden bu değişikliği hemen farketti gazeteci.. Evet, onun en dikkati çeken tarafı yoktu.. Herkesin hayranlıkla seyrettiği beline kadar uzanan sarı saçlarını kesmiş.

 

– Değişiklik olsun diye kestim… dedi Evrim Fer..

 

Fakat bu saç modeli Evrim’e eskisinden çok daha güzel yakışmıştı.. Gazeteci bu samimi fikrini söyleyince memnun oldu:

 

– Teşekkür ederim dedi… Fakat icap ederse filmlerde yine uzun saçlı olabileceğim..

 

– Nasıl olacak bu?

 

– Saçlarımı atmadım ki.. İstediğim an onları takarak uzun saçlı olabiliyorum..

 

Hem konuşmayı tamamlıyor, hem de fotoğraflar çekiliyordu.. Evrim Fer gülerek:

 

– İsterseniz dedi.. Biraz da uzun saçlı resim çekelim…

 

Fotoğrafçı arkadaş memnun oldu… Evrim uzaklaştı salondan.. Bu ara gazeteci, eski dostu, arkadaşı olan Evrim Fer’in annesi ile konuşmağa başladı.. Fahriye hanım kızının artist oluşundan hâlâ memnun değildi:

 

– Nasıl memnun olayım! dedi.. Biz de artist deyince insana kötü gözle bakıyorlar.. Maalesef bu böyle.. Bu işe önceleri çok muarızdım.. Kızımın artist olmasını asla istemiyordum.. Bir iki filmini seyredince memnun olmadım dersem de yalan söylemiş olurum..

 

–  Kızımın filmlerde giydiği bütün kostümlerinin modellerini ben çizer ve dikerim.. Onun yaşayışı, gece hayatı, çalışmasıyle yakınen ilgilenirim..

 

Bu esnada Evrim Fer, girdi içeriye.. Zarif bir gece elbisesi giymiş, uzun saçlarını takmıştı… Gazeteci annesine sordu:

 

– Bunu da siz mi diktiniz?...

 

Kadın (Evet) manasında başını salladı… Şimdi bütün dikkatini kızına vermişti.. Fotoğrafçı karşısında poz veren kızının heyecanını aynen duyuyor, hissediyordu sanatsever anne…

 

Not: Söyleşideki imla ve yazım hataları orijinal halindeki gibi bırakılmıştır.