Yıldız Kenter ile Bir Saat
Enis Olcayto - Söyleşi February 06, 2016

Yirmi seneye yakın yerli ve ecnebi birçok tiyatro artisti ile konuştum. Mesleklerini, işlerini Yıldız Kenter kadar ciddiye alanı göremedim. Türkiye'de bir piyesi sahneye koyan ilk kadın Yıldız Kenter'dir. 

Artist, 1960

 

Her akşam aynı dakikada, tam saat 20.00’de Muammer Karaca Tiyatrosundaki yerine geldiğini bildiğim için fazla bekemedim. Adres ve randevu aldım. Nişantaşı, Kuyulubostan Sokağı No. 31/5.. Kapıyı hizmetçi açtı. Biraz sonra Yıldız Kenter:

 

- ''Nasılsınız efendim?'' diyerek elini uzattı.

 

Hiçbir Türk artistinde bu kadar samimi bir nezakete rastlamamıştım. İlk tanışmamızda da aynı kelimeleri söyleyip elini uzatmıştı. ''Yerli''nin bütün noksanları ve çirkinlikleri Yıldız Kenter'in semtine uğramamış…

 

1928 de Çamlıca'da doğdu. Babası Hariciye Naci Kenter. İlk ve ortaokulu Ankara'da okudu. 1943-44 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı'na girdi. Yüksek kabiliyeti dolayısıyle bir sene sınıf atlayıp 1948 de bitirdi. 1949 yılı tiyatro mevisiminde sahneye ilk defa çıktı. İlk piyesinin ilk gecesinde ben de Ankaradaydım. Shakespeare'in ''Onikinci Gece'' isimli oyununda Yıldız Kenter'in gerçek bir yıldız gibi bütün memleket, hattâ dünya ufuklarına doğduğuna ümitli alkışlarla şahit olmuştum. Başarısını 11 seneden beri uzaktan takip ettim. Nihayet 1959-60 tiyatro mevsiminde İstanbul Yıldız ve Müşfik Kenter kardeşlere kavuştu. İstisnasız yerli-yabancı bütün tiyatro eleştiricilerinin ve halkın büyük aktrist olarak her gece defalarca alkışladıkları Yıldız Kenter'i tiyatro sahnesinde ve kulislerden uzakta, evinde görüp konuşmak bambaşka oluyor. Tiyatro dışında hemen her konuda şaka, espiri yapıyor. Fakat konu tiyatroya geldi mi o kadar ciddileşiyor ve derinleşiyor ki hayranlık duymamak imkânsız..

 

Yirmi seneye yakın yerli ve ecnebi bir çok tiyatro artisti ile konuştum. Mesleklerini, işlerini Yıldız Kenter kadar ciddiye alanı göremedim. Türkiye'de bir piyesi sahneye koyan ilk kadın Yıldız Kenter'dir. Türkiye'de şimdiye kadar gelmiş-geçmiş bütün tiyatro ''kadın''larının en ünlüsü, en kültürlüsü de gene Yıldız Kenter'dir. Münekkidlerin onun hakkında yazdıklarını ''meth-ü senâ'' olarak değil, gerçeğin ifadesi olarak karşılamak gerek. Daha geçenlerde 'Varlık’ta ''Yıldıznâme'' isimli şür ile Miliyet'te Ulunay'ın ''Kenter Kardeşler'' başlıklı yazısı bunlardan iki örnektir.

 

''Çöl Faresi'' gibi konu bakımından fevkalâdeliği olmayan bir piyesi 200 defadan fazla, salonu tıklım-tıklım dolu oynamak bir aktrisin kudretini, kuvvetini gösterecek ilk ölçüdür.

 

- ''İstanbul seyircisi sizi harikulâde buluyor. Bunda da haklıdır. Siz İstanbul seyircisini nasıl buldunuz?''

 

- ''İstanbulun tiyatro seyircisi çok hassas ve anlayışlı.''

 

- ''Yabancı memleketlerin sahnelerinde oynamak için teklif aldığınızı duyduk. Dışarıda oynamağı düşünür müsünüz?''

 

- ''Böyle bir teklif yoktur. Olsa bile İstanbuldan ayrılmak istemem.''

 

- ''Bizden ve ecnebilerden beğendiğiniz piyes yazarları?''

 

- ''Çetin Altan'ın, isterse iyi piyes yazacağına inanıyorum. ''Çemberler'' güzel oyundu. Milliyet'teki yazılarını da çok beğeniyorum. Orhan Asena, Ahmet Kudsi Tecer, Turgut Özakman, Refik Erduran; ecnebilerden Anouilh, Osborne, Tennesse Williams, Samuel Becket.''

 

Yıldız Kenter evine daha yeni yerleşiyor. Mobilyalarını genç Akademi mezunlarının kurdukları MED isimli firmaya, plânlarını, resimlerini beraber tesbit edip ısmarlamış. Gerçekten yüksek zevk mahsulü eserler. Kütühanesinde tamamen İngilizce ve hep tiyatroya ait kitaplar.. Bayram dolayısıyle gelen ağabeyisinin çocukları Selma ile Deniz'i o kadar tatlı kelimelerle seviyor ki.

 

- ''Herhangi bir sebepten dolayı tiyatroyu bırkabilir misiniz?''

 

- ''Asla! Hiçbir şey bana tiyatroyu bıraktıramaz. Tiyatro benim herşeyimdir.''

 

- ''Oynadığınız roller içinde tercih ettikleriniz hangileridir?''

 

- ''Antigone'', ''Yağmurcu'' ve ''Öfke''deki rollerimi seviyorum.''

 

- ''İngiltere'ye tiyatro kurslarına 6-7 defa gittim. Burs alarak bir buçuk sene Amerika'da tiyatro incelemeleri yaptım.''

 

- ''Bir tiyatro okulu kurmayı düşünüyor musunuz?''

 

- ''Tiyatroya ait etüdler yapmaktan hoşlanıyorum. Yeniden geriye dönmek, Konservatuvar sıralarındaki havaya kavuşmak faydalı olur. Konservatuvarı bitirip ayrıldığıma zaman-zaman üzülürüm. Bir tiyatro okulu kurmak iyi şey.. Öğrencilerle beraber öğrenmiş oluruz. Fakat öğretici eleman, yer, organizasyon güç şey.. Çok pahalı olmaması lâzım. Bir kere tuttu mu masrafını çıkarır. Finansman yapacak bir banka, iktisadi teşekkül ister.''

 

Fotograflar çekilirken Yıldız Kenter çiçekli elbisesiyle bir turuncu pabuç giymişti. O kadar ender rastlanan, güzel bir renkti ki hani renkli film ve baskı olsa bu pabucun resmini çek, koy; sahibinin zevkinin inceliğini size anlatsın!

 

Müşfik Kenter, ablası Yıldız Kenter'in apartmanının üst katında eşiyle oturuyor. Ona da bazı sorular sorduk. İşte cevapları:

 

- ''1932 de İstanbul'da, Üsküdar'da doğdum. Konse2rvatuvara ablam istediği için 1950 de girdim. 1955 te mezun oldum. Ankarada dört sezon oynadım. İlk rolüm ''Oğuzata'' piyesinde ''Altun Han''dı.''

 

- ''İyi bir aktörün dikkat etmesi gereken en önemli noktalar?''

 

- ''Herşeyden evvel tiyatroyu sevmesi.. Sonra daha bir çok şeyler var.

 

- ''Kardeşinizle oynamak herhangi bir oyuncu ile oynamaktan, anlaşma bakımından, faydalı oluyor mu?''

 

- ''Çok!. Birbirimize daha çok nazımız geçtiği için oyunu hazırlarken herhangi bir hareketin tefsirinde daha kolay anlaşırız. Bir karı-koca arasında bile bazan kapris olur da bizim aramızda olmaz.''

 

Müşfik Kenter'e sordum.

 

- ''Sahneye koyduğunuz eserlerde rol alıyorsunuz. Bu, sizce faydalı bir yol mudur?''

 

- ''Pek müsbet bir şey değil. Fakat benim sahneye koyduğum oyunları ablam, Muhsin Bey hocamız da seyrediyor. Yardım ediyorlar. Fakat prensip olarak aynı eserde rol alıp sahneye koymayı tasvif etmiyorum.''

 

- ''Yıldız Hanım, en büyük üzüntünüz ve en büyük zevkiniz?''

 

- ''En büyük üzüntüm tiyatro, en büyük zevkim de gene tiyatro!''

 

Müşfik Kenter ilâve etti:

 

- ''Bir çok mektuplar alıyoruz. Hemen hepsi birer fotoğraf istiyor. Gönderemediğimiz için üzülüyoruz. Yakında yollayacağımızı yazabilirsiniz.''

 

Şimdi Muammer Karaca Tiyatrosu'nda Kenter kardeşlerin makyaj odasındayız. Saat 18.00 deki oyun için Müşfik hazırlanıyor, biz de Yıldız'ın fotograflarını çekiyoruz. Masalarının üzerinde bir çok meşhurların imzalı tebrik kartları var. En çok hoşuma gideni Vasfi Rıza'nınki oldu:

 

''Allah ikinizi de nazardan saklasın!'' diye yazmış. Bu temenniye biz de cânı yürekten katılırız. Varolsunlar!..

 

Not: Söyleşideki imla ve yazım hataları orijinal halindeki gibi bırakılmıştır.