Fuat Uzkınay ve İlk Filmimize Dair
Mustafa Çetin - Makale August 04, 2014

Fuat Uzkınay, her şart altında Türk sinema tarihinin mihenk taşlarından biridir. Sadece ilk Türk filmini çekmiş olması ile değil pek çok konuda öncülüğüyle sinemamızda önemli bir yeri vardır.

 

Sinemanın kendini göstermeye başladığı yıllarda, sinemadan bir olgu olarak söz edilmiyordu. Çağın, ardı ardına ortaya çıkan icatlarından sayılıyor, geçici bir heves olarak değerlendiriliyordu.

 

Osmanlı coğrafyasında bilinen ilk film 1905 yılında çekilmiştir. Selim Sırrı Tarcan bu filmde bir tür kılavuzluk yapmış, filmin ekibinde görev almıştır. Kılavuzluk gerektirmesinden dolayı filmin yabancılar tarafından çekildiği sonucuna varılmaktadır. Bu filmin günümüze ulaşmış bir örneği yoktur.

 

Sigmund Weinberg’in 1909’da bir çalışması olduğu biliniyor ama elimizde buna dair Serveti Fünun’da yayınlanan bir fotoğraf dışında bir belge bulunmuyor.

 

1911 yılında Manaki Kardeşler’in Sultan Mehmet Reşad’ın Manastır ve Selanik ziyareti sırasında çektiği film ise somut delilleriyle bilinen ilk filmdir. Bu film son yıllarda Türkiye’de ilk Türk filmi olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

 

Manaki Kardeşler’e, Makedonlar, Yunanlılar ve Romenler sahip çıkmaktadır. Bu konuda birbirleriyle çok ciddi bir çatışma içindedirler. Dolayısıyla, konuyu sinemamızın ilk örneği olarak kabul etme veya sunma telaşı sinema tarihimizle ilgilenenlerin değerlendirmelerine bağlı olarak ortaya çıkmış bir durumdur.

 

14 Kasım 1914 ise, Fuat Uzkınay’ın Ayestafanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı adlı belge filmi çektiği tarihtir. Film, günümüze ulaşmamıştır. Çekilip çekilmediği ve çekildiyse akıbetinin ne olduğu hakkında tutarsız bilgiler bulunmaktadır. Fuat Uzkınay’ın bizzat kendisinin filme dair sözlü ya da yazılı bir beyanı veya işaretine de henüz ulaşılamamıştır.

 

Fuat Uzkınay’ın çocukları ile yapılan görüşmelerden de somut sonuçlar çıkmamıştır. Aile üyeleri tarafından delil olarak gösterilen kaynaklar, daha çok Fuat Uzkınay’ın yaptığı diğer çalışmalarla ilgilidir ve ilk filmimize kaynaklık etmekten uzaktır.

 

Filmin çekildiği ispat edilememekle birlikte çekilmediği de ispat edilememektedir. Yazılı kaynaklarda yer alan belge ve bilgilerin dayandığı noktalar da bilinemediğinden, Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı adlı belgeselin hiç çekilmediği yönünde bir kanaat oluşmaya başlamıştır.

 

Fuat Uzkınay, her şart altında Türk sinema tarihinin mihenk taşlarından biridir. Sadece ilk Türk filmini çekmiş olması ile değil pek çok konuda öncülüğüyle sinemamızda önemli bir yeri vardır. Uzkınay, ilk Türk yönetmeni olması, Türk sinemasının askeri alandan sivil alana geçişine şahitlik etmesi ve ciddi katkılarda bulunması, okulda ilk film gösterimini gerçekleştirmesi, ilk görüntü yönetmenlerimizden olması, Kurtuluş Savaşı’na dair belgeseller çekmesi, Sirkeci’de, Anadolu yakasında, özellikle Üsküdar’da ilk sinema salonlarını açması ve işletmesi gibi pek çok konuda öncü sıfatı taşımaktadır.

 

Uzkınay’ın belgesel sinema sahasındaki çalışmaları da büyük önem arz etmektedir. Özellikle, Kurtuluş Savaşı belgesellerine imza atması, gerçek görüntülerle canlandırma görüntülerin birleştirilmesi, belge sinemacılığı için öncü çalışmalar durumundadır.

 

Ayastafenos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı belgeseli, 80’li, 90’lı yıllarda mevcut bilgi ve belgeler ışığında hiç bir somut delil olmamasına rağmen, çekildiği ama kopyasının bulunamadığı şeklinde değerlendiriliyordu. Bugün ise aynı delillerden yola çıkılarak hiç çekilmediği sonucuna varılmaktadır. Kısaca konunun muğlâklığı bir yana, sorun yine konu ile ilgili görüş beyan edenlere gelip dayanmaktadır. Her vesileyle Fuat Uzkınay’ın hatırlandığı ve hatırlatıldığı bir dönemden, yok sayıldığı, görmezlikten gelindiği bir sürece gelmemiz kendimizle ilgili bir sorunu işaret etmektedir. Beyoğlu’nda bir sokağa Fuat Uzkınay adı verilmesinden, Beyoğlu’nda Türk sineması yürüyüşlerinin yapıldığı günlerden günümüze geliş hayli düşündürücü görünmektedir.

 

Günümüzde adeta, unutturmaya çalıştığımız bir Fuat Uzkınay var. Bu değeri, gelecek nesillere ulaştırmak, takıntılardan kurtulup onu öncülükleriyle anmak hepimizin boynunun borcu olmalı.

 

Manaki Kardeşler’in çalışmalarının önemi ve değeri inkâr edilemez. Bu durumun Fuat Uzkınay’ı unutmamızı veya yok saymamızı gerektirmediği de ortada. Hal böyleyken takınılan tavır, değerlerimize ve hatta tarihimize bir boşluk eklemekten başka bir anlama gelmiyor. Sonuç olarak, Manaki Kardeşler’in çalışması Osmanlı sinemasının ilk örneği kabul edilebilir ama Türk sinemasının ilk örneği olduğunu söylemek  hayli zor görünüyor.