Lütfi Akad 100 yaşında
Ayşe Adlı - Yorum May 28, 2016

İstanbul Modern, doğumunun yüzüncü yılında Lütfi Ö. Akad’a ev sahipliği yapıyor. 31 Aralık'a kadar açık kalacak olan Türk Sinemasında Ustalar sergisine konuk edilen ünlü yönetmen, 95 yıllık hayatı ve filmografisiyle bir yönüyle sinemamızın hikâyesini de yansıtıyor.

 

Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Lütfi Ömer Akad, doğumunun yüzüncü yılı vesilesiyle sinema severlerle buluşuyor. Muhtemelen yıl sonuna kadar devam edecek Akad’ı anma programlarından ilki İstanbul Modern’de açılan Türk Sinemasında Ustalar: Lütfi Ö. Akad sergisi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla hazırlanan proje, Türk sinemasının kurucu yönetmenlerine adanmış serinin ilk adımı niteliğinde.

 

Adı sinema tarihimize “ustasız usta” olarak geçen Lütfi Ö. Akad, ‘Sinemacılar Dönemi’nin öncü ismi aynı zamanda. 2 Eylül 1916’da İstanbul’da dünyaya geliyor Akad. Askerliğinin ardından bir süre Osmanlı Bankası’nda çalıştıktan sonra Lale Film’de muhasebeciliğe başlamasıyla hem kendi hayatında hem de sinema tarihinde önemli bir adım atmış oluyor. Kameraya adım adım yaklaşan Akad, önce tiyatro oyunlarına dekor yapıyor, amatör olarak sahneye çıkıyor, Beş Sanat adlı bir edebiyat dergisi çıkarıyor. Tiyatro ve sinema yazıları yazıyor. 1947 yılında Seyfi Havaeri'nin Damga filminde yönetmenliğe başlayan Akad, 48’de Vurun Kahpeye ve ardından Kanun Namına için geçiyor kamera arkasına.

Sinema tarihçileri, Türk sinemasının ‘sinemacılar dönemi’ni 50’li yıllarda başlatıyor. İşte o tarihlerde karşımıza ilk olarak Lütfi Akad çıkıyor. O vakte kadar tiyatro kökenli yönetmenlerin hakimiyeti altında Türk sineması, yeni bir dil ve üslüpla tanışıyor.

“Vizörden ilk kez baktığım zaman gördüğüm şey bir şenlikti.” diyor Akad.  “Ve o şenlik hiç bitmedi.” Tür olarak genellikle dramatik çizgide eserler veren usta yönetmen, psikolojik içerikli senaryoları ve vazgeçemediği oyuncuları ile Yeşilçam melordamlarının da ilk örneklerini veriyor.

 

Akad’ın filmlerine bakıldığında yaşadığı döneme ve o dönemlerin toplumsal ve siyasi olaylarına kayıtsız kalmadığı görülüyor. Filmleri arasında ilk sıralarda sayılan Gelin, Düğün, Diyet üçlemesi de yine bu hassasiyeti temsil ediyor. Göç, kadın erkek arasındaki eşitsizlik, çarpık kentleşme gibi konuları insani hikâyeler eşliğinde sunan yönetmen, sadece belgeselleriyle değil, sinema filmleriyle de devrine şahitlik ediyor aslında.

 

Türk Sinemasında Ustalar sergisine konuk edilen ünlü yönetmen, 95 yıllık hayatı ve filmografisiyle bir yönüyle sinemamızın hikâyesini de yansıtıyor. Müge Turan’ın küratörlüğünde hazırlanan arşiv sergisi, filmografisinden bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış set fotoğrafları, film kareleri, orijinal senaryolar ve afişler gibi 100 parçalık malzemeyi bir araya getiriyor. Lütfi Ö. Akad, Burçak Evren ve TSA arşivinden derlenen bu görsel malzeme, yine yönetmenin sözleriyle anlatılıyor.

 

10 filmlik gösterim programı kapsamında Akad’ın ilk filmi olan ve Türkiye sinema tarihinde bir dönüm noktası kabul edilen Vurun Kahpeye (1949) de dahil olmak üzere yakın zamanda restore edilmiş Hudutların Kanunu (1966), Vesikalı Yarim (1969), “Göç Üçlemesi” olarak anılan Gelin (1973), Düğün (1973), Diyet (1974) ve Akad’ın 1990 yılında son kez kamera arkasına geçtiği, İstanbul’u dört başlık altında farklı yanlarıyla ele alan ve uzun zamandır kayıp belgeseli Dört Mevsim İstanbul da izleyicilerle buluştu.