Türkiye’de Sponek Birahanesindeki İlk Sinema Gösterisinin Öncesi ve Sonrası
Metin And - İnceleme 25 Haziran 2016

Sinemanın 60. yıldönümünü kutlamak için “The Observer” gazetesi, “The British Film Institute” ile “La Cinémathéque Française”in ortaklaşa düzenledikleri Londra’daki büyük sinema sergisinde, 2 ve 18 numaralı salonlar gölge oyununa ayrılmıştı. 2 numaralı salonda bizim Karagöz de boy gösteriyordu.

Milliyet Sanat, sayı 106, 1974

7. Sanat diye anılan sinemanın tarihi öyle kısadır ki, Türkiye’deki sinemanın tarihi de buna yaşıt, bir bakıma daha eskidir. Türk sinema kitaplığına birçok değerli eser kazandıran Nijat Özön “Türk Sinema Tarihi” adlı önemli incelemesinde, İstanbul’daki ilk sinema gösterisini Ercüment Ekrem Talu’nun çocukluk anılarına dayanarak anlatıyordu. İşte bu ilk gösteri üzerine bir iki bilgi kırıntısı katacak haberi “The Levant Herald” gazetesinin 12 Aralık 1896 tarihli sayısında buluyoruz. Edison’un buluşu, “Le Cinématographe” adıyla ilk kez basına gösterilmiştir. (1895’de yayınlanan bir kitapta Edison’un buluşunda kamera için “Kinetographe”, sessiz olanı “Kinetoscope”, gramofonla gösterileni için “Kinetophonograph” adı kullanılmıştır) Gösteri, Sponek birahanesinde düzenlenmişti. Sponek birahanesi Galatasaray karşısında, Avrupa pasajında ve Hammalbaşı sokağı 7 numaradaydı. Burası daha önce de birtakım gösterilere sahne olmuştu. Örneğin 1893’te ünlü Fransız gözbağcısı Cazeneuve burayı tiyatro biçimine sokup temsiller vermişti. İşte bu Sponek salonundaki ilk sinema gösterisinde; askerlerin yürüyüşü ve kalabalığın arkadan gelişi, bir trenin gara girişi (trenin üzerine geldiğini sanan bir kadın korkarak salondan kaçmış), yatakta yatan birinin bir örümcekle savaşı, bir ressamın önündeki sehpaya bir çırpıda bir adam resmi yapması ve resmi bitirdikten sonra halkı selamlayarak çıkışı, bir bahçe ve deniz kıyısından görünümler sunulmuştur. 18 Aralık 1896 tarihli gazeteler ise, D. Henri sinemasının halka açıldığını, Rus Çarı’nın Paris’e gelişinin gösterileceğini duyurmuşlardır. 

İlk gösteriyi böylece belirttikten sonra, bir de bunun eskiye uzanan bir geçmişi olduğunu belirtelim. Bu önceki gösterileri bugünkü anlamında sinemadan sayamayız. Çoğunun ne olduğunu bile tam bilemediğimiz bu gösterilerin sinemayı hazırlayan birtakım öncü denemeler olduğunu düşünebiliriz. Nitekim sinema tarihçileri, kitaplarında, müzelerde ve sergilerde sinemanın tarihini gölge oyunu ve bizim Karagöz’le başlatırlar. Sinemanın 60. yıldönümünü kutlamak için “The Observer” gazetesi, “The British Film Institute” ile “La Cinémathéque Française”in ortaklaşa düzenledikleri Londra’daki büyük sinema sergisinde, 2 ve 18 numaralı salonlar gölge oyununa ayrılmıştı. 2 numaralı salonda bizim Karagöz de boy gösteriyordu.

İşte eski İstanbul'da bu türden rastladığımız en eski örnek 1843 yılındadır. Galatasaray Lisesi yakınında, üç ayaklı at, çeşitli sirk gösterileri ve “Microscope Solaire” adında bir buluşla birlikte “Le Grand Diorama” adında bir yenilik de vardır. (Journal de Constantinople, 26 Eylül 1843). 1855 yılında Beyoğlu’nda, İtalyan operaları oynanan Naum Tiyatrosu’nda “Cosmorama” adlı bir gösteriye yer verilmiştir. Gazetenin anlattığına göre bu, sinemaya oldukça yakındır. (L’Echo de l’Orient, 12 Temmuz 1855), 1882’de Doublier adında biri bir çeşit izdüşüm feneri (lantern magic) ile 40 tabloda tufandan öncesini, dünya ile dünya çevresinde’ bir yolculuğu göstermiştir. (La Turquie, l Temmuz 1882) I885'te, Louis Thierry, karpit lambasıyla gerçekleştirdiği “Diaphanorama” adlı gösteride değişimler, güncel olaylar, tuhaf görünüşlü insanlar sunmuştur. I885’te Verdi Tiyatrosu’nda (Bu tiyatro daha sonra Odeon Tiyatrosu, Eclair, Şark ve Lüks sinemaları adını almıştır) oynak ışıkla “Tablolar” adlı bir gösteri verilmiştir. Aynı yıl Louis Thierry, “Diaphanorama” temsillerini Fransız Tiyatrosu’nda vermiştir. 20 tabloluk bu gösteride 9. tablo Türkiye'nin çeşmeleri üzerinedir.

Bunlar, 1896’daki ilk sinema gösterisinden öncekiler üzerine bulabildiklerimizdir. İlk gösteriden sonrası için de birtakım haberlere rastlanıyor. 1897’de Tepebaşı Tiyatrosu’nda Edison’un “Yeni Sinematograf” adıyla temsili üzerine Oriantal Advertizer gazetesinin 25 ve 29 mart tarihli sayılarında geniş bilgi verilmektedir. Daha önce, ocak ayında, “Cinevitograph” adıyla birtakım deneme gösterileri yapılmıştır. 1898 ağustos ayında Tepebaşı Tiyatrosu’nda St. Petersburg’dan gelme Chrisloff adında biri “Grand Diorama” adında bir gösteri sunuyor. Gene aynı yıl 17 Ocak 1898 tarihli gazetelere göre “İngiliz Yeni Sinematografı”nı Tepebaşı Tiyatrosu’nda Psihuli Kardeşler gerçekleştiriyor. Ramazan için Abdi Efendi’nin Vezneciler caddesinde 105 numaradaki tiyatrosunu kiralıyorlar. Bu arada, Weinberg, sinema göstericisi almak için gönderiliyor. Gene 1898’de, Odeon Tiyatrosu’nda “Diorama” gösterisi (bu gösteri tableaux-soleil diye belirtiliyor) gerçekleştiriliyor. 1899’da Tepebaşı Tiyatrosu’na gelen sinemanın adı ise “Bioseopry”dir. Aynı yıl Odeon Tiyatrosu’nun yönetmeni Pierre S. Raftopulos, Paris’teki E.Normandin ve Cie fabrikasına “The Royal Biograph”ı ısmarlıyor. 23 Mart 1899’da, gazeteler,”The Royal Biograph” üzerine geniş bilgi veriyorlar. Perde, Odeon Tiyatrosu’nun sahne ağzını kaplayacak büyüklüktedir. Aynı yıl 14 ocak tarihli gazetede verilen programda Boğaziçi’nden görünümler de sunulduğu yazılmaktadır. 1900 yılında Contin Souza’nın (kendisine Sultan nişan vermiştir) “Royal Cinematograph”ı geliyor ve 1901’de “Dev Sinematograf” denilen bü düzenle Beyoğlu Sirki’nde temsiller veriliyor. Aynı yıl Concordia Tiyatrosu’nda sinema gösterileri sürmektedir. 1902’de Tepebaşı Tiyatrosu’na A. Boullier'nin “American Biograph”ı geliyor. Gösterinin açılışında İstanbul Belediye Başkanı Rıdvan Paşa da bulunuyor. Resimleri net, perdesi sahne ağzı büyüklüğündedir. Yöneticisi Eleonore Bourgoin adında bir kadındır. Tepebaşı'ndaki yazlık tiyatro 1906’da “Amphi” adını alıyor, buraya da Kroslah’ın “Patheographe”ı geliyor, 1907’de oynanıyor. Gene 1907’de Odeon Tiyatrosu’nda, “Excelcior”, sözlü sinematografın geldiği duyurulmuştur, I908’de Varyete Tiyatrosu’nda “The Bio-Cinematograph Co”, Odeon’da “Excelcior”, Kuşdili Tiyatrosu’nda Pathe Kardeşlerin “Le Cinetheatre”ı, İngiliz Elçiliği karşısında “Üniversal Cinema” vardı. 4 Haziran 1908’de Varyete Tiyatrosu’nda “Le Synchronisme” adıyla sesli sinema denemeleri yapılmıştır. 1908’de de Tepebaşı Tiyatrosu’nda “Cinema Theatre Pathé Fréres” İstanbul üzerine filmler gösterilmiştir. 1909 temmuzunda, Odeon (ki buraya aynı zamanda Eclair sineması da denmeye başlanmıştı) “Genç Türkiye’nin Devrimi” adlı bir film göstermiştir.

1909’daki sinemalar arasında Cercle d’Orient’in bitişiğindeki Skating Palace’i sayabiliriz. 14 Aralık 1910 tarihli gazeteler, Cinema Pathé’nin, 1000 metrelik bir filmde Osmanlı ordusunun manevralarını gösterdiğini yazıyorlar. Bu filmde ayrıca; Sultan V. Mehmet'in geçişi, Sultan Edirne'de, Sultanın Selâmlığı, Sultanın Dönüşü gibi konulara da yer verilmiştir. Aynı yıl Beyoğlu’nda Cinema Oriental açılıyor. Osmanbey’de “The Star American Bioscop” adlı Amerikan sineması “Türkiye’de Meşrutiyet” adlı bir film sunuyor.

Not: Söyleşideki imla ve yazım hataları orijinal halindeki gibi bırakılmıştır.