Osmanlı'da Bir Gezgin Sinemacı
Ayşe Yılmaz - Belge August 29, 2016

Özel bir araştırma için Osmanlı topraklarında seyahat eden Antoine, sanatını icra etmek ister fakat bazı problemler yaşar. Bu sıkıntılarını yazdığı dilekçelerle yetkili mercilere iletir, biraz da tehdit içeren bir üslupla...

Sinemacı Antoine, Pangaltı’nda Çangopulos Birahanesi’nde kendi ifadesiyle sanat yapmak ister ve ruhsat talebinde bulunur. Aradan iki hafta geçer ama ruhsat verilmez. Belediye üyelerinden biri 400 Frank vermesi hâlinde talebinin yerine getirileceğini söyler. Bunun üzerine Antoine, İç İşleri Bakanlığı’na bir şikâyet dilekçesi yazıp durumu kendince izah eder:

“Ben önceleri Jön Türkler’in önde gelen taraftarlarındandım. Ancak Osmanlı topraklarında Fransız ve Hristiyan olmam sebebiyle maruz kaldığım baskılara dayanamayıp fikrimi değiştirdim. Merzifon’da Hazinedarzade Kaid Seyyid Efendi[1] göstermek istediğim sinemaya 24 Mayıs’ta boykot gerçekleştirdi. Hâlbuki hâsılatın yarısı İslâm okulu yararına harcanacaktı. “Bir gâvur Müslümanlardan bir şey kazanmamalıdır.” diye sokaklarda gezerek, camide vaaz ederek biletlerin satılmasına engel olundu. Pazar günü birkaç bilet sattım ama Pazartesi hiç…”

Antoine’ın sözlerine göre, Merzifon’da İslâmi bir okul yararına bir gösterim yapmak ister ama dönemin ileri gelenlerinden biri çıkıp biletleri satmasını engeller. Aradan birkaç ay geçtiğinde bu kez de Sivas’ta belediye üyesinin içeriye ücretsiz girişine müsaade etmediği için sanatına mani olunur.

Ardından Adapazarı’na gelir ve burada da biletlere Hicaz Demiryolu Yardım Pulu yapıştırmayı kabul etmez. Birkaç gün sonra oyunu belediye tarafından durdurulur. Gerekçeye göre, yanında bir şantöz vardır ve bu İslâmi hükümlere aykırıdır.

Özel bir araştırma için üç senedir Osmanlı topraklarında seyahat eden Antoine, bütün tiyatrolarda yerel halktan kadınların oynadığını, Adapazarı’nda bir ay önce yerli bir tiyatro heyeti, yani Nuri Bey Tiyatrosu’nun da sahneye çıkardığı dört kadın sebebiyle çok güzel kâr ettiğini sözlerine ekler.

Bir Müslüman hakkında uygulanmayan İslâmi hükümlerin bir Hristiyan için uygulanmasına da karşı çıkar. Yanı sıra yerel hükümetin bu düşmanca davranışlarının Fransız elçiliğini de küçük düşürdüğünü iddia eden Antoine, Adapazarı’ndan zararla ayrılır.

Çok geçmeden İstanbul’a gelir ve 10 Kasım’da Beyoğlu Belediyesi’ndeki Çangopolis Birahanesi’nde sanat yapmak için izin ister. Aradan on beş gün geçmesine rağmen ruhsat verilmez. Belediye üyesi Yakup Bey 400 Frank bahşiş verirse hemen akşamına işinin hallolacağını söyler.

Antoine Hristiyanlara ve Fransızlara karşı düşmanlıktan başka sebebi bulunmayan bu gibi baskıların iyice mahvına sebep olduğu ve Osmanlı Hükümeti delegelerinden, bu özgür çabasının ve gayretinin engellendiği gerekçesiyle 200 lira tazminat talep eder. Son olarak yazdığı dilekçesini tehditvari cümlelerle bitirir:

“Yakında Fransa’ya gitmek niyetindeyim. Bu namuslu çaba karşısında Padişahımızın ne yapacağını anlamak istiyorum. Durumumu ve başıma gelenleri devlet erkânından bir Fransız dosta anlattım. Zatı âlinize başvurduğum takdirde tazminat alabileceğimi temin etti.

İsteğim önemsiz bir şey olduğundan Fransa Büyükelçisi Bumpar Bey’i rahatsız etmek istemedim.

Bu süre içinde tazminat verilmezse yeğenim Şambon ve Katolik Fırkası başkanı Deniskos aracılığıyla bu işi Fransız mahkemesine vermeye beni mecbur edersiniz.”

Bunun üzerine belediyeye ve Adapazarı’na yazı yazılır, durumun sıhhatinin araştırılması için emir verilir. Eğer anlatılanlar gerçekle örtüşüyorsa Antoine’ın isteğinin yapılması salık verilir. Adapazarı’ndan gelen cevap ise belirlenen ruhsat bedelini ödemeden oyun sahnelediği için yalnız bir gece kendisine müsaade edilmediği, harcın ödenmesinin ardından izin verildiği yönündedir.

Birçok araştırmaya rağmen sinemacı Antoine’ın kimliği bulunamasa da, gezgin biri olduğu muhakkak. O dönemde sinemayla uğraşmış isimler göz önüne alındığında -düşük bir ihtimal de olsa- ilk aşamada André-Paul Antoine’dan bahsedildiği düşünülebilir. Antoine’ın Darülbedayi’in kurulmasından önce birkaç kez İstanbul’a geldiği bilinmekte. Yazdığı dilekçede de özgür çabasının engellendiğinden, özel bir araştırma için Osmanlı topraklarında bulunduğundan ve gazete muhabiri olduğundan söz etmesi akla André-Paul Antoine’ın bağımsız tiyatroların öncü modellerinden biri olan Theatre Libre (Özgür Tiyatro) adındaki kumpanyası ile natüralist tiyatro anlayışını getirmekte. Ayrıca dönemin Fransız büyükelçisiyle arasının oldukça iyi olması da böylesi bir düşünceye sevk ediyor. Diğer taraftan isminin başındaki, lâkabı andıran, bir yerde “Dökonil” başka bir yerde “Döklonil” şeklinde yazılmış ifade ise bu sinemacının başka biri olduğu kanısını güçlendirmekte.

Belgede ismi geçen Fransız Büyükelçisi Louis Maurice Bompard ise Fransa-Türkiye Dostluk Cemiyeti’nin kurucularından ve âdeta Türkiye’deki, Pera’nın ilk Latin Katolik mabedi Saint-Louis Kilisesi’nin temsilcisi mesabesinde. Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın inisiyatifinde oluşturulan bu dostluk cemiyetinin kuruluşunda ilk dikkati çeken saygın ve önde gelen isimler arasında Teşrifât-ı Umumiye Müdürü İsmail Cenani Bey, Mabeyn eski I. Kâtibi Halit Ziya Bey, Nafia Nazırı Hallaçyan Efendi, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin en nüfuzlu üyelerinden biri olan Doktor Nazım Bey ve İstanbul Mebusu İsmet Bey de vardır. Muhtemelen Antoine’ın bahsettiği Fransız muhibbi bu isimlerden biri olmalı.

Fransız gezgin sinemacı Antoine’ın talebi ister karşılansın ister karşılanmasın, sözleri Osmanlı topraklarında belli problemler yaşadığını gösterse de, dilekçesinin sonunda aba altından sopa gösterip savurduğu tehditler diğer ifadelerinin de abartı barındırdığı ihtimalini güçlendiriyor. Adapazarı’ndan gelen cevap da bunu destekler nitelikte.

Bunun yanı sıra Antoine’ın ifadelerinden, Beyoğlu’ndaki Çangopulos Birahanesi’nde bu tarz film veya tiyatro gösterimleri yapıldığı anlaşılıyor. Ayrıca belgenin tarihinin 6 Aralık 1909 yılı olduğu ve Antoine’ın çok daha erken zamanlarda taşrada sinema icrası için dolaştığı düşünüldüğünde, sinemanın Anadolu’daki durumu üzerine bir fikir veriyor. Sinemanın tam da Meşrutiyet’in ardından canlı ve hareketli bir gündeme sahip olduğu gözden kaçmıyor.

 

 

 

[2]Dahiliye Nezareti Muhaberât-ı Umûmiye[3] Dairesi    Şube 4

 

Evrak Numarası

Kaleme Vürûdu[4] Tarihi

Müsevvidi:[5] Lütfü Hakkı?

Tarih-i tesvîd:[6] 23 Teşrîn-i sânî sene [1]325

Mübeyyizi:[7] Rauf

Tarih-i tebyîz:[8] 24 minhu.

[İmza] Lütfi 23

[İmza] Rauf?

Li-ecli’t-tebyîz[9] kaleme vürûdu: 24

Mukabele edenler:[10]

 

Hülâsa: Sinematografçı Dökonil[11] Antuvan’ın iddiasına dair.

 

 

Şehremanet-i Behiyyesi’ne

 

 

10 Teşrîn-i sânîde[12] Pangaltı’da Çangopolis Birahanesi’nde[13] icrâ-yı sanat için belediyeden müsaade talebinde bulunmuş ise de aradan on beş gün geçtiği halde ruhsat-ı matlûbe[14] verilmemekle beraber belediye azasından Mösyö Jakob tarafından husûl-i maksadı için dört yüz frank talep edilmiş olduğundan bahis ile icrâ-yı icabı[15] Fransa tebaasından[16] Sinematografcı Dökonil Antuvan tarafından maʻraz-ı şikâyette[17] beyan ve ifade olunmuş ve sûret-i iddia câlib-i nazar-ı dikkat[18] görülmüş olmakla keyfiyetin tahkikiyle neticesinin inbâsına[19] ve taleb-i ruhsata müteallik[20] muamelenin dahi bir an evvel ifâsına[21] himmet buyurulması bâbında.

 

 

İzmit Mutasarrıflığı’na

 

Adapazarı’nda bulunduğu müddet zarfında sinematograf ile icrâ-yı sanat etmesine hükümetçe mümânaat[22] edildiği Fransa tebaasından Dökonil Antuvan tarafından maʻraz-ı şikâyette beyan ve tazminat talep edilmekte olduğundan iddia ettiği mümânaat sahîh ise esbâbının[23] tahkikiyle neticesinin muvazzahan[24] ve müdellelen[25] inbâsı muktezîdir[26] efendim.

 

Tebyîz

 

 

* * *

 

 

Bihi

 

 

Bâbıâli

Dahiliye Nezareti

Matbûât Dairesi

Aded

 

Tercümesi emir buyurulan Fransızca bir mektubun sûret-i tercümesidir.

 

Nazır Bey Efendi Hazretleri

Fransız tebaasından olan acizlerinin şikâyât-ı âtiyesini[27] nazar-ı dikkate almanızı istirham eylerim.

Evvelce Jön Türkler’in en birinci senâhânından[28] idim. Osmanlı diyarında Fransız ve Hristiyan bulunduğuma binaen düçâr olduğum[29] tazyîkât[30] üzerine adeta tebdîl-i fikr[31] ettim. Merzifon’da Hazinedarzâde Kâid Seyyid Efendi irâe etmek[32] istediğim sinematografa karşı 24 Mayıs’ta boykot yaptı. Halbuki hâsılâtın nısfı[33] İslâm mektebi menfaatine idi. Sokaklarda gezerek, camide vaaz ederek biletlerin satılmasına mümânaatta bulundu. “Bir gâvur Müslümanlardan bir şey kazanmamalıdır” dedi. Pazar günü ancak birkaç bilet sattım. Pazartesi hiç satılmadı.

Sivas’ta 4 Temmuz’da belediye beni icrâ-yı sanattan men etmek istedi. Sebebi de belediye azasının meccânen[34] duhûlüne[35] müsaade etmediğim oldu.

Bu tezvîrât[36] hilâfına[37] olarak bu iki şehirde yine az çok kazandım. Halbuki bundan sonra hiçbir şey kazanmak mümkün olamadı. Adapazarı’nda hükümet-i mahalliyenin emriyle boykot edildim. Biletlere Hicaz Demiryolu İâne[38] Pulu yapıştırmaktan imtina ettiğim[39] cihetle[40] Mösyö Marinonidis’in muvâcehesinde[41] kaymakam boykot icra edeceğini bana söyledi ve filhakika[42] birkaç gün oynadıktan sonra bir şantözüm olduğunu ahkâm-ı İslâmiye[43] şantöz oynamasına mâni bulunduğunu bahane ederek belediye oyunu tatil etti. Esasen bu şantöz de pek namuskâr idi.

Tetkikât-ı mahsûsa[44] için üç senedir Memâlik-i Osmaniye’de[45] seyahat ediyorum. Bütün tiyatrolarda nisvân-ı mahalliyenin[46] oynadığını gördüm. Adapazarı’nda bile bir ay evvel yerli bir tiyatro heyeti yani Nuri Bey Tiyatrosu[47] beraberinde dört kadın olduğu için pek güzel kâr etmişti.

Bir İslâm hakkında icra edilmeyen hükm-i şeriat-ı İslâmiye Hristiyan için mi tatbik olunacak? Fazla olarak hükümet-i mahalliye “Millet Adapazarı’nda Fransızların para kazanmasına mümânaat ediyor” dediği gibi Fransız Sefâreti’ni[48] de tahkîr[49] eyledi. Bu etvâr-ı hasmâneye[50] binaen Adapazarı’ndan zararla çıktım.

İstanbul’a geldim. 10 Teşrîn-i sânîde Beyoğlu Belediye Dairesi’nden Pangaltı’daki Mösyö Çangopolis Birahanesi’nde icrâ-yı sanat için müsaade talep ettim. Burada müteaddid[51] kapılar mevcut olduğundan emniyet-i matlûbe[52] hâsıl oluyordu. On beş gün geçti. Hâlâ ruhsat verilmemişti. Belediye azasından Mösyö Jakob “400 frank bahşiş verecek olursanız bu akşam işiniz biter.” dedi.

Hristiyanlara ve Fransızlara karşı adâvetten[53] başka bir sebebe mübtenî[54] olmayan bu tas‘îbât[55] bütün bütün harabıma bâdî[56] oldu. Hükümet-i Osmaniye murahhaslarından[57] mesul bulunduğundan serbesti-i saʻy ü amelin[58] ihlali münasebetiyle “200” lira tazminat talep ediyorum.

Karîben[59] Fransa’ya gitmek niyetinde olduğumdan bir sâʻi-i namuskâr[60] hakkında zât-ı atûfilerinin[61] ne yapacaklarını anlamak istiyorum. Ahval ve mukadderatımı hükümet-i seniyye hizmetinde bulunan bir Fransız muhibbe[62] beyan ettim. Zât-ı âlîlerine müracaat edersem tazminat ahz eyleyeceğimi[63] temin eyledi.

Matlûbâtım[64] ehemmiyetsiz bir şey olduğu için Fransa Sefiri Mösyö Bumpar’ı[65] rahatsız etmek istemedim.

Bir müddet zarfında tazminat verilmeyecek olursa yeğenim Mösyö Şambon ve Katolik Fırkası Reisi Mösyö Deniskos? vesâtatıyla[66] bu işi Fransız Mahkemesi’ne tevdîa[67] beni mecbur eyleyeceksiniz temin-i hissiyât-ı tazîmkârâneme[68] itimat buyurulmasını istirhâm eylerim.

 

[İmza]

Muhtelif Cemiyât-ı İlmiye ve Gazete Muhabiri ve Sinematograf

Döklonil Antuvan

 

 

 

* * *

 

 

Bihi

 

 

İzmit Sancağı

Mutasarrıflığı

Tahrirat Kalemi

Aded

 457

 

 

Dahiliye Nezâret-i Celîlesi’ne

 

 

Hülâsa:

Sinematoğrafçı Dökonil Antuvan’a yalnız bir gece müsaade olunmadığına dair.

Muhaberât-ı Umûmiye Dairesi Dördüncü Şubesi’nden yazılan 24 Teşrîn-i sânî sene [1]325 tarihli ve 403 numaralı tahrirât-ı aliyye-i nezâret-penâhîlerine[69] cevaptır tazminat talebinde bulunduğu işʻâr[70] buyurulan Dökonil Antuvan, Meclis-i Belediyece takdir edilen ruhsat harcını tediye[71] etmeksizin icrâ-yı luʻbiyât[72] eylemesinden dolayı yalnız bir gece müsaade olunmamış ve bilâhire[73] harcı itâ[74] eylemesi üzerine müsaade edilmiş olduğu tebliğ-i vâkıa[75] cevaben Adapazarı Kaymakamlığı’ndan işʻâr olunmuştur olbâbda emr ü ferman hazret-i men lehü’l-emrindir.

Fî 7 Kânûn-i evvel sene [1]325

 

İzmit Mutasarrıfı

[Mühür] Cemal

   1317

 

 

[1] Hazinedarzadeler, Hazinedarzade Süleyman Paşa’ya dayanan, daha çok Ordu, Samsun ve Trabzon bölgelerinde yaşamış, soyları günümüze kadar uzanan zengin ve köklü bir ailenin adı.

[2] Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Dosya Nr. 41-1, Gömlek Nr. 58, Fon Kodu: DH.MUİ.

[3] Muhaberât-ı Umûmiye: İçişleri Bakanlığı Haberleşme Birimi.

[4] Vürûd: Geliş.

[5] Müsevvid: Temize çekilecek yazıyı yazan katip.

[6] Tesvîd: Müsveddesinin yazılması.

[7] Mübeyyiz: Temize çekilen yazıyı yazan katip.

[8] Tebyîz: Müsveddenin temize çekilmesi.

[9] Li-ecli’t-tebyîz: Müsveddenin temize çekilmesi için.

[10] Mukabele etmek: Gözden geçirmek.

[11] Aynı isim metnin bazı yerlerinde Döklonil şeklinde yazılmıştır.

[12] Teşrîn-i sânî: Kasım ayı.

[13] Çangopolis Birahanesi: Her ne kadar Çangopolis şeklinde yazılsa da büyük ihtimalle sinema ve kahve işletmecilikleriyle bilinen Çangopulos Ailesi’ne ait bir birahaneden bahsedildiği düşünülmektedir. Bu aile, 1930’lu yıllarda Beyoğlu’nda önceki adı Ekler (Eclair) olan Şark Sineması, önceki adı Lüxsemburg olan Glorya Sineması ve Saray Sineması’nın da işletmecisiydi.

[14] Ruhsat-ı matlûbe: İstenilen  ruhsat.

[15] İcrâ-yı  icabı: Gereğinin yapılması.

[16] Tebaa: Bir devletin emri altında bulunan kimseler.

[17] Maʻraz-ı şikâyet: Şikâyet dilekçesi.

[18] Câlib-i nazar-ı dikkat: Dikkat çekici.

[19] İnbâ: İnbâ: Haber verme, bildirme.

[20] Müteallik: İlişkin, alâkalı.

[21] İfâ: Yapma.

[22] Mümânaat: Engelleme, mani olma.

[23]             Esbâb: Sebepler.

[24]             Muvazzahan: Açıkça.

[25]             Müdellelen: Delilli.

[26]             Muktezî: Gerekli.

[27]             Şikâyât-ı âtiye: Aşağıdaki şikâyetler.

[28]             Senâhân: Sempatizan.

[29]             Düçâr olmak: Tutulmak, maruz kalmak.

[30]             Tazyîkât: Baskılar.

[31]             Tebdîl-i fikr: Fikir değiştirmek.

[32]             İrâe etmek: Göstermek.

[33]             Nısf: Yarım, yarısı.

[34]             Meccânen: Ücretsiz, bedava.

[35]             Dühûl: Giriş.

[36]             Tezvîrât: Karalamalar, yalan dolan şeyler.

[37]             Hilâfına: Aksine, tersine, karşıt olarak.

[38] İâne: Yardım.

[39] İmtina etmek: Kaçınmak

[40]             Cihet: Sebep.

[41]             Muvâcehesinde:  Önünde.

[42]             Filhakika: Gerçekten.

[43]             Ahkâm-ı İslâmiye: İslâmi hükümler.

[44]             Tetkikât-ı mahsûsa: Özel araştırmalar, incelemeler.

[45]             Memâlik-i Osmaniye:  Osmanlı toprakları.

[46]             Nisvân-ı mahalliye: Yöre kadınları.

[47]             Nuri Bey: Yusuf Paşazâde (Menâpirzâde) Nuri Bey, Reji Komiseri Nuri Bey, 1844 (1846 geçen kaynaklar da var.) -1906 yılları arasında yaşamış Gürcü asıllı Osmanlı siyasetçisi ve müzisyendir. Tiyatro eserleri de mevcuttur. Kaynaklarda Nuri Bey’e ait bir tiyatro ismine rastlanmadığından, burada kastedilenin Güllü Agop Tiyatrosu olduğu sanılmaktadır.

[48]             Sefâret: Büyükelçilik.

[49]             Tahkîr: Aşağılama.

[50]             Etvâr-ı hasmâne: Düşmanca tavırlar, davranışlar.

[51]             Müteaddid: Çeşitli.

[52]             Emniyet-i matlûbe: İstenilen güvenlik.

[53]             Adâvet: Düşmanlık.

[54]             Mübtenî: Dayanan.

[55]             Tas‘îbât: Güçleştirme, zorlaştırma.

[56]             Bâdî: Sebep.

[57]             Murahhas: Devlet veya herhangi bir kurum/kuruluş adına, görevli olarak bir yere bir vazife ile gönderilen kimse.

[58]             Serbesti-i saʻy ü amel:  Çalışma özgürlüğü.

[59]             Karîben: Yakında.

[60]             Sâi-i namuskâr: Dürüstçe çalışan kimse.

[61]             Zât-ı atûfileri: Pek merhametli kimse. Burada padişaha atfen kullanılmıştır.

[62]             Muhibb: Dost.

[63]             Ahz eylemek: Almak.

[64]             Matlûbât: İstekler.

[65]             Louis Maurice Bompard: 1854-1935 tarihleri arasında yaşamış, 1909-1914 yılları arasında görev yapmış Osmanlı Devleti’ndeki son Fransa Büyükelçisi.

[66]             Vesâtat: Aracılık.

[67]             Tevdî: Başvurma, yönelme.

[68]             Temin-i hissiyât-ı tazîmkârâne: En içten ve samimi duygular.

[69]             Tahrirât: Resmi bir daire tarafından yazılan yazılar, mektuplar. 

[70]             İşʻâr: Belirtme.

[71]             Tediye: Ödeme.

[72]             İcrâ-yı luʻbiyât: Oyun sahneleme.

[73]             Bilâhare: Sonra, sonunda.

[74]             İtâ: Verme.

[75]             Tebliğ-i vâki: Mevcut tebliğ.