Bican Efendi’den Şaban’a Türk Sinemasında Şarlo Etkisi
Tuba Deniz - İnceleme September 20, 2016

Verdiği bir söyleşide “Benim komedim gerçek hayattır.” der Chaplin. Filmlerinde sokaktaki adamı anlatır. Bizim sinemamızda da başta Bican Efendi olmak üzere Cilalı İbo, Turist Ömer, Şaban gibi birçok tiplemeye ilham kaynağı olmuştur.

Sinemanın sembolik simalarının başında gelir Charlie Chaplin. Fakir ve acıklı bir çocukluk dönemi yaşar,  para kazanabilmek için ilk olarak sahneyi tecrübe eder, sinemaya adım attığı yıl ise 1913’tür, Making a Living (Hayatını Kazanırken) filminde rol alır. Daha sonra peş peşe çektiği sessiz komedi filmlerle kısa sürede dünya çapında ünlenir. Filmleri ulaştığı her ülkede büyük alaka görür.

Sinema dünyasında ciddi bir tesir oluşturan bu çıkış doğal olarak Charlie Chaplin’in taklitçilerinin de ortaya çıkmasına sebep olacaktır. 1927 tarihli, Charles Ford’un kaleme aldığı ve Ragıp Rıfkı’nın  “Şarlo’nun Mukallitleri” başlığıyla tercüme ettiği bir yazı bu tesir alanının genişliğine dair de bir fikir vermekte. Yazıda Amerika, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere pek çok ülke sinemasında Şarlo’nun mukallidi olan aktörlerin ortaya çıktığına değinilir. “Ragıp Rıfkı’nın naklettiğine göre Billy West ve Carlos Almador adlı Amerikalı iki aktör, Şarlo’nun kıyafetlerini ve etvârını çalarak bazı filmler çevirmişti. Hatta Carlos Amador, işi bir adım daha öteye götürerek onun adını (Charlie Alpin) kullanmaya başlamıştı. ...Almanya’da Ernst Bosser, Fransa’da M. Aleksi Nalpas ve Feridullen namıyla bilinen Cimi Orbay, Şarlo’nun mukallidi olarak filmler çeviriyordu.” [1] Memleketimiz de tabii ki bu etkiden nasibini almıştır.  Bizim sinemamızda Şarlo’nun ilk mukallidi Şadi Karagözoğlu’dur.

Karagözoğlu’nun Darülbedayi’de oyunculuğa devam ettiği dönemde, İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci’nin Daniel Riche’nin Bahane (Le Pretexte) oyunundan uyarladığı Hisse-i Şayia isimli oyunda canlandırdığı Bican Efendi tiplemesi halk nezdinde ilgi görür. Bunun üzerine 1917 yılında Müdafaa-i Milliye Cemiyeti adına Bican Efendi tiplemesinin etrafında şekillenen ilk film ortaya çıkar: Bican Efendi Belediye Müfettişi. Film de en az tiyatro oyunu kadar dikkat çeker. Böylece Charlie Chaplin’den esinlenen Bican Efendi tiplemesinin başından geçen maceraları anlatan serinin diğer filmleri art arda çekilir: Bican Efendi  Tebdil-i Havada (1917), Bican Efendi Yeni Zengin (1918), Bican Efendi Para Peşinde (1918), Bican Efendi Vekilharç (1920), Bican Efendi Mektep Hocası (1921) ve Bican Efendi’nin Rüyası (1921).

Mevcut kaynaklardan yola çıkarak Bican Efendi’nin biraz dalgın, şaşkın ve beceriksizliği sebebiyle işlerini eline yüzüne bulaştıran bir portre çizdiğini tahmin etmek mümkün. Mesela Bican Efendi Vekilharç filminde zengin bir köşke vekilharç olarak alınan Bican Efendi’nin işgüzarlığı yüzünden tüm işleri karıştırması ve düzen kurmak isterken herkesle çatışması anlatılır. “Köşkte verilen bir toplantı sırasında Bican Efendi polise haber verir, köşk basılır. Karakolda suç Bican Efendi’ye yüklenince falakaya yatırılıp hapse atılır.”[2]

Türk sinemasının ilk örneklerinde karşımıza çıkan Chaplin’e dönük ilgi ilerleyen yıllarda da farklı tonlarda ve biçimlerde tezahür eder. Filmlerinde komedinin yanı sıra dramatik bir zemin sunan, biçimsel arayışlarının ardında her daim söyleyecek sözü olan Chaplin’in sirayeti en çok komedi filmlerini etkileyecek fakat onunla sınırlı kalmayacaktır.

Sinemamızın  komik tiplemeleri hızlıca gözden geçirildiğinde, birçoğunun sadece dış görünüşüne bakmak dahi Chaplin ile ilişkilendirmek için kâfidir. Feridun Karakaya’nın canlandırdığı Cilalı İbo tiplemesi sokaklarda başıboş gezen, iyi niyetli ve  dağınık görünümünün haricinde özellikle Cilalı İbo Avrupa’da (1970) filmindeki Führer taklidi ile  Chaplin’in Büyük Diktatör (The Great Dictator, 1940) filmini akıllara getirir. Eğik şapkası, ütüsüz pantolonu, bir kısmını belinden sarkıttığı gömleği ve serkeş haliyle Sadri Alışık’ın canlandırdığı Turist Ömer tiplemesinin verdiği fotoğraf da Chaplin’e benzerdir. Nejat Uygur’un canlandırdığı Cafer Bey (1970) filminin Cafer Bey’i için de durum pek farklı değildir. Cafer Bey filminin konusu Chaplin’in filmi Şehir Işıkları’ndan (City Lights, 1931) izler taşır.

                                                Sadri Alışık (Turist Ömer) 

 Şehir Işıkları, sokaklarda amaçsızca dolaşırken karşısına çıkan gözleri görmeyen bir çiçekçi kıza aşık olan ve onun gözlerini açtırabilmek için elinden geleni yapan Şarlo’nun hikâyesini anlatır. Bu filmin Yeşilçam melodramlarına uyarlanmış çok sayıda versiyonundan sadece biridir Memduh Ün’ün yönetmenliğini yaptığı; Muhterem Nur, Fikret Hakan, Salih Tozan ve Semih Sezerli’nin rol aldığı 1958 tarihli Üç Arkadaş. Bu film ile sinema dünyasında dikkatleri üzerine çeken Memduh Ün 1971’de aynı filmi tekrar çekecektir, bu defa başrolde Hülya Koçyiğit, Kadir İnanır, Müşfik Kenter, Halit Akçatepe vardır.

Şehir Işıkları’nın bir başka versiyonu da Kemal Sunal’ın başrolde oynadığı, Kartal Tibet’in yönetmen koltuğunda oturduğu En Büyük Şaban (1983) filmidir. Köyden şehre göç eden Şaban kör bir çiçekçi kız ile tanışır ve aşık olduğu bu genç kıza yardım edebilmek için elinden geleni yapar. Bütün iyi niyetiyle hayata ve insanlara yaklaşan Şarlo gibi Şaban da aslında adı konulmamış ‘küçük’ halk kahramanlarından biridir.

                                                 Garip (1986)

Yine Memduh Ün’ün yönetmenliğini yaptığı, Kemal Sunal’ın başrolde oynadığı 1986 tarihli Garip filmi de bir nevi Chaplin’in Yumurcak (The Kid, 1921) filminin uyarlamasıdır. The Kid’i bir ‘Şaban filmi’ne dönüştüren Garip’te gündelik işler ile hayatını sürdüren Kemal’in sokakta bulduğu, daha sonra adını Fatoş koyduğu, terk edilmiş bir bebeği tüm zorluklara rağmen yetiştirme çabası anlatılır. Charlie Chaplin’in Yumurcak filmindeki birçok sahne birebir Garip’e uyarlanır: Kemal’in çocuktan kurtulmak için karşısına çıkan bir bebek arabasına bebeği birkaç defa bırakma girişimi ya da mahalledeki camları çocuğa kırdırarak ardından aynı sokaklarda cam satması gibi...

                                                  The Kid (1921)

Verdiği bir söyleşide “Benim komedim gerçek hayattır.” der Chaplin. Filmlerinde sokaktaki adamı anlatır; melon şapkası, çok düğmeli dar ceketi ile bir yandan soylu görünmeye çalışan, diğer taraftan hayatın tüm zorluklarına karşı tek başına mücadele vermek zorunda kalanların dünyaya kahramanca karşı çıkışını... Bican Efendi, Cilalı İbo, Turist Ömer ya da Şaban olsun, bizim sinemamızda da, Yeşilçam’a has bir dile bürünerek, yersiz yurtsuz, biraz ‘serseri’ ama her daim iyi niyetli ‘sokaktaki adam’ın hikâyelerine ekseriyetle ilham kaynağı olur.

Not: Bu yazı daha önce Arka Kapak dergisinin Temmuz 2016 sayısında yayınlanmıştır.

 

[1] Ali Özuyar, Türk Sinema Tarihinden Fragmanlar (1896-1945). İstanbul: Phoenix, 2013, s.212.

[2] Giovanni Scognamillo, Türk Sinema Tarihi. İstanbul: Kabalcı, 2003, s. 32.