Adana Film Festivali'nden Notlar 3
Barış Saydam - Yorum September 24, 2016

Ulusal Yarışma kapsamında gösterilen on iki film üzerinden genel bir ödül tahmini yapacak olursam; En İyi Film ödülü için en büyük adayın Albüm olduğunu söyleyebiliriz.

23. Adana Altın Koza Film Festivali’nde yarışmanın üçüncü ve son gününde festivalin en çok merak edilen filmlerinden Albüm ve Koca Dünya’nın gösterimleri yapıldı. Özellikle Koca Dünya’nın gösteriminde salonda tek kişilik bile yer kalmadı. Zeki Demirkubuz, Özcan Alper, Yüksel Aksu, Şerif Gören, Reis Çelik ve Cem Yılmaz başta olmak üzere sinema camiasının en önemli isimleri de filmin Türkiye prömiyerinde hazır bulundu.

Albüm

Ulusal Yarışma’nın son gününde ilk gösterilen film, Cannes Film Festivali’nde ilk gösterimini yaptıktan sonra Kudüs ve Saraybosna Film Festivali’nden de ödülle dönen Albüm oldu. Mehmet Can Mertoğlu ilk filminde, bir çocuk evlat edinmeye çalışan evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Çiftin mutlu bir aile tablosu oluşturmak adına yaptığı eylemlerin Roy Andersson’ın filmlerine benzer şekilde sekans sekans aktarıldığı yapımda, yönetmen anlatımıyla seyirciyi filme yabancılaştırıyor. Bu şekilde, kurulmaya çalışılan “muazzam aile” imajının da altı oyularak toplumda idealize edilen hayatların, kişilerin ve ülkülerin içi boşluğu ve işlevsizliği ortaya çıkıyor. Fazla yapaylığa düşmeden, işi sitcom basitliğine dönüştürmeden ironinin de eleştirinin de komedinin de yerli yerinde ve ölçülü bir şekilde kullanıldığı filmin en büyük avantajı yönetmenin ne yapmak istediğini çok iyi bilmesi. Mertoğlu ilk filmi olmasına karşın, hikâyesini, karakterleri, diyalogları, oyuncu yönetimi ve mizansen anlayışıyla inanılmaz bir iş gerçekleştiriyor. Çoğunluk filmindeki gibi gündelik hayatın içine sızan ve insanların gündelik hayatlarında farkına bile varmadıkları ırkçı, faşizan ve ötekileştirici bakış açılarını ufacık detaylarda yakalayarak ortaya çıkarıyor. Albüm, bu yıl Adana’da Ulusal Yarışma’nın açık ara En İyi Film, En İyi Senaryo ve En İyi Yönetmen dallarında favorisi. Jüri kararı ne olur, filme hangi ödüller çıkar bilemiyorum. Ancak şu bir gerçek ki; Mehmet Can Mertoğlu gibi yönetmenlik kumaşı olan, ne istediğini iyi bilmesinin ötesinde büyük bir vizyona sahip bir ismi Türk sineması kazanmış oldu. Bu, festivalde filmin alacağı ödüllerden daha önemli.

Dar Elbise

Venedik Film Festivali’nde Vodka Lemon filmiyle ödül kazanan Irak doğumlu Hiner Saleem, Türkiye’de çektiği Dar Elbise filminde kadınların yaşadığı toplumsal baskıyı, erkek şiddetini ve çıkışsızlığını konu ediyor. Genel olarak Arap coğrafyasında kadınların yaşadıklarının bir anlatısı şeklinde yönetmenin tasarladığı filmde yaratılan her karakter Batı’nın Doğu’ya ve Doğululara bakışına uygun stereotipleri tekrarlıyor. İstanbul’da yaşayan kadınların çok azının toplumsal hayatta başı açık, modern ve kendi ayaklarının üzerinde duruyor. Filmdeki kadınların büyük bir bölümü çarşaf giymeye zorlanıyor; çünkü İstanbul’da yaşayan her erkek eşlerinin, kızkardeşlerinin ve annelerinin çarşaf giymeden dışarıya çıkmasına izin vermiyor. Her erkek potansiyel olarak bir kadın katili. Öyle değil ise, eşcinsel. Kozmopolit bir kentin içerisinden nasıl bu derece dar, önyargılı, klişenin ötesinde art niyetli ve kötücül bir bakış çıkarılmış, açıkçası anlamak mümkün değil. Geçen sene Mustang filminde benzerini gördüğümüz Batı’nın Doğulu kadını sadece ezilmişliğiyle gösteren önyargılı bakış açısının daha sığ bir şekilde tekrarlandığı Dar Elbise, bunun da bir adım ötesine geçerek kendi dini inançları gereği kapanan kadınları erkek şiddetine maruz kalan cahil insanlar olarak çizerken, başı açık ve istediği şekilde davranmaya çalışan kadınları da “namussuz” olarak etiketliyor. Film, eleştiri yapmaya çalışırken mevcut stereotipleri yeniden üreterek onlardan nemalandığının bile farkında değil. Dar Elbise’nin kötü bir film olmasının yanı sıra, çok sorunlu ve art niyetli bir film olduğunu düşünüyorum. Böyle bir filmin yarışmaya alınması ve festivalde gösterilmesi büyük bir hata.

Koca Dünya

Sanıyorum sadece festivalin değil bu yılın da en çok merak edilen filmlerinin başında Reha Erdem’in yönettiği Koca Dünya geliyor. Reha Erdem son filminde Hayat Var’da bıraktığı çocukların devam hikâyesini anlatıyor sanki. Çocuklar denize açılıyor, her şeyi arkalarında bırakıp bir ormana sığınıyorlar. İnsanlarda bulamadıkları sevgiyi ve huzuru doğada ve hayvanlarda aramanın peşindeler. Bir kez daha Erdem filminde çocuklukla yetişkinlik arasında sıkışmış, şartlar gereği çocukluklarını yaşayamamış ve otoriteye isyan eden karakterlerin peşine takılıyor. Koca Dünya isminden de müsemma, koca dünyada yapayalnız hayatta kalmaya çalışan iki çocuğun öyküsü. Film, tahmin edileceği gibi başı ve sonu net olan, klasik bir büyüme hikâyesi şeklinde ilerleyen bir anlatıma sahip değil. Erdem, kendisi de karakterlerinin arayışına ortak oluyor. Karakterleri konusunda net fikirleri yok. O da yolculuklarında onların yaşadıklarını seyirci gibi takip ediyor. Kaderci bir bakışla onların hayatlarını yönlendirmeden ziyade, olası şeyleri sezdiriyor. Çocukların yolculukları boyunca sömürü, yozlaşma, yalnızlık, şiddet ve ölüm gibi çeşitli meseleleri hatırlatıyor. Filmde ilk bakışta anlamsız gibi gözüken kimi tipler ve olaylar, Erdem’in bazı şeyleri doğrudan göstermek ya da anlatmak yerine dolaylı yollarla anlatmak istediklerinin hissiyatını seyirciye yaşatma amacıyla kaynaklanıyor. Bu açıdan bakıldığında, Erdem’in son filmi de ilk filmi A Ay’dan farklı değil. Yeni bir Kosmos beklentisi içinde değilseniz ve genel olarak Erdem’in sinemasını seviyorsanız, Koca Dünya aradığınızı bulabileceğiniz bir film olabilir. En İyi Film ve En İyi Yönetmen dallarında film ödül kazanırsa, şaşırtıcı olmayacaktır.

 

Ulusal Yarışma kapsamında gösterilen on iki film üzerinden genel bir ödül tahmini yapacak olursam; En İyi Film ödülü için en büyük adayın Albüm ve Babamın Kanatları olduğunu, bu iki filme en yakın duran filmin ise Koca Dünya olduğunu söyleyebilirim. Babamın Kanatları en iyi ilk film ödülü olan Yılmaz Güney Ödülü’nü kazanırsa, muhtemelen diğer iki filmin En İyi Film ödülü için şansı da yüksek olacaktır. Senaryoda da Albüm, Ağustos Böcekleri ve Karıncalar ve Rüya önde diye düşünüyorum. En İyi Yönetmen dalında Albüm ve Koca Dünya, En İyi Görüntü Yönetimi’nde Koca Dünya diğer filmlerden daha şanslı gibi. En İyi Erkek Oyuncu konusunda Erdem Akakçe (Ağustos Böcekleri ve Karıncalar), Murat Kılıç (Albüm) ve Menderes Samancılar (Babamın Kanatları). En İyi Kadın Oyuncu dalında ise Demet Akbağ (Nadide Hayat) ve Şebnem Bozoklu (Albüm) favori gözüküyor.