Türk Sinemasında En Soylu Çöküş: Cahide Sonku
Ayşe Adlı - İnceleme 27 Aralık 2016

50’li yıllarda Cahide Sonku şöhretinin zirvesindedir. Evlerinde başbakanlar, cumhurbaşkanları misafir edilmekte, hayatı bütün gösterişiyle tüm dikkatleri üstüne toplamaktadır. Yıldız Dergisi’nin 1951 yılında açtığı yarışmada Vatan ve Namık Kemal En İyi Film, Cahide Sonku da En İyi Kadın Oyuncu seçilir.

Türk sineması, birbirine paralel pek çok hikâye saklıyor içinde. Bunlardan sadece bir kısmı yansıyor beyaz perdeye. Ve izleyiciye sunulan hikâye; gerçeğin gücüne, şiddetine, hızına yetişemiyor çoğu zaman. Yüz yıllık Türk sinema tarihi, Hollywood yıldızlarına parmak ısırtacak ışıltılarla başlayıp, hastane köşelerinde, köprü altlarında sona eren hayatlarla dolu. Bunlardan biri, ya da ilki demek gerek belki de, Cahide Sonku!

 

Yemenli İbrahim Paşa’nın torunu, Yüzbaşı Necati Bey’in kızı Cahide Serap, Türk sinemasının ilk yıldızı ilan edildiğinde henüz 17 yaşındadır. İki sene kadar önce tiyatro seçmeleri için Muhsin Ertuğrul’un karşısına ortaokul üniformasıyla çıkmış ve 50 kadar kızın arasından tiyatroya seçilmiştir. Yeteneklidir de mutlaka. Ancak o yıllarını bilen herkes önce güzelliğini anlatır Cahide’nin. Ölçülü vücudu, sarı saçları ve kendinden emin haliyle dikkat çekmektedir.

 

Tiyatroda, peş peşe büyük rollerle çıkar sahneye. Dostoyevski’den uyarlanan Aptal’da Nastasya Filiponova, Othello’da Desdamona, Hamlet’de Ophelia rolleri onundur. Ancak halk nezdinde şöhret kazanması 1934 yılında çekilen Aysel, Bataklı Damın Kızı filmiyle olur. Daha iki yıllık tiyatro sanatçısı olan Cahide, canlandırdığı karakterle filmin başarısını neredeyse tek başına sağlamıştır.

 

Artık çekilen filmlerin çoğunda Cahide Sonku oynamaktadır. O Türk sinemasının ilk kadın yıldızıdır. 1948’e kadar tiyatro ve sinemayı bir arada götürdükten sonra tamamıyla sinemaya yönelir. Bu arada dönemin önemli oyuncularından Talat Artemel’le yaptığı ilk evliliği sona ermiş, Demokrat Parti iktidarının mühim iş adamlarından İhsan Doruk’la nikah masasına oturmuştur.

 

Muhsin Ertuğrul, kendi keşfi olan bu parlak yıldızın başka yapımcı ya da yönetmenlerle çalışmasına izin vermemektedir. İlk gençlik yıllarında bu durumu kabullenen Cahide, 1950’lerin başlarında halk nezdindeki şöhretinden ve eşinin servetinden aldığı cesaretle Sonku Filmi kurar. Bundan böyle kendi filmlerini yapacaktır. Yerli Film Yapanlar Cemiyeti, 1948’de bir yarışma düzenlediği yarışmada En Başarılı Kadın Karakter Oyuncusu ödülünü Cahide Sonku’ya verir. Başarısı bir kez daha tescillenmiştir.

 

Sonku Film imzasını taşıyan ilk yapım, Fedakar Ana’dır (1949). Bu film aynı zamanda Cahide Sonku’nun ilk yönetmenlik denemesidir. Eski eşi Talat Artemel ve Sami Ayanoğlu ile birlikte yaptıkları Vatan ve Namık Kemal’de de ismi 3 yönetmenden biri olarak geçmektedir. Ancak bu bilgilere rağmen Sonku’nun Türk sinemasının ilk kadın yönetmeni olduğu tezi bir ‘iddia’ niteliğinden öteye geçmez. Zira Sonku, çok yönetmenli bu filmler için, ‘kimin vakti müsaitse kameranın başına o geçti derken meslektaşları bu beyana, filmlerin gösterime girdiği yıllardan itibaren itiraz etmiştir. Ancak tartışmanın mevzunun tarafları hayattayken neticelenmesi mümkün olmaz…

 

50’li yıllarda Cahide Sonku şöhretinin zirvesindedir. Evlerinde başbakanlar, cumhurbaşkanları misafir edilmekte, hayatı bütün gösterişiyle tüm dikkatleri üstüne toplamaktadır. Yıldız Dergisi’nin 1951 yılında açtığı yarışmada Vatan ve Namık Kemal En İyi Film, Cahide Sonku da En İyi Kadın Oyuncu seçilir.

 

Yıl 1951, aylardan Şubat’tır. İlk defa bir Türk filmi için gala yapılmaktadır. Vatan ve Namık Kemal filminin galasına katılanlar arasında devrin mühim isimleri Ahmet Hamdi Tanpınar, Esat Mahmut Karakurt, Yusuf Ziya Ortaç, Reşat Nuri Güntekin ve Ahmet Emin Yalman da bulunmaktadır. Fitne Fücur takma adıyla geceye dair bir değerlendirme kaleme alan Adalet Cimcoz, o akşamı şöyle anlatmaktadır. “ Cahide Sonku paradan çekinmemiş ve ilk filminin şerefine adam akıllı hovardalık etmiş. Dolayısıyla biz de hasretini çektiğimiz bir ‘ilk gece’ havasını tatmak fırsatını bulduk. Filmde rol alan bütün artistler oradaydı. … Hepsi gayet cici, gayet şıktılar. Fakat pek tabiidir ki Cahide’nin kabına varmak kimsenin haddi değil. O gece Cahide Sonku inadına güzel, inadına şıktı. Filmi seyrettikten sonra bu güzel kadını nasıl oluyor da ekranda çirkin gösteriyorlar diye hayret etmemek elden gelmiyor.”[1]

 

50’li yıllara dair kayda geçirilmesi gereken olaylardan biri de Zeki Müren’in oyuncu olarak ilk kez seyirci karşına çıktığı Beklenen Şarkı filmidir. Sonku, eşi İhsan Doruk tarafından Zeki Müren’e bir filmde rol vermeye zorlanmaktadır. O günlerde senaryosu kendisine ulaştırılan Beklenen Şarkı, Cahide Hanım’ın direncini kırar ve film çekilir. Beklenen Şarkı büyük ses getirmiştir. Dönemin hasılat rekorunu kıran film, Cahide Sonku’yu bir buçuk milyon lira kara geçirir. Ancak 1958’de Sonku Film’in deposunda meydana gelen büyük bir yangın, bütün filmlerin yanmasıyla sonuçlanır. Cahide Sonku, bu hadiseden çok etkilenir. İhsan Doruk’tan boşanmıştır. Kızı Ender 5 yaşındadır ve Talat Artemel’le evliyken başlayan alkol zaafı kendini iyiden iyiye hissettirmektedir. Sonku için çöküş başlamıştır…

 

Minnetsiz tavırları, gündüz bile sarhoş dolaşmasına sebep olan alkol bağımlılığı onu giderek film piyasasından uzaklaştırır. Bir zamanların efsanevi yıldızı Cahide, İstanbul piyasasında iş bulmakta zorlanmaktadır. 1963’de Cahit Irgat’la birlikte Lüleburgaz’da Cahitler Tiyatrosu’nu kurar. Basına ‘mutluyum’ mesajı verse de eski şaşaalı günleri çoktan geride kalmıştır. Daha sık içmektedir ve gündüz saatlerinde sarhoş olduğu haberleri dolaşmaktadır. Tekrar Şehir Tiyatroları’na döner ancak kariyeri bitmiştir…

 (Aysel Bataklı Damın Kızı, 1934)

Erman Şener’in aktardığına göre Şehir Tiyatroları yönetimi 10 Mart 1972’de Belediye Reisliği’ne başvuruda bulunarak sanatçının kurumla ilişkisinin kesilmesini talep eder: “Alkolik olması, adliye koridorlarına düşmüş olması, gazetelerde tiyatroyu küçük düşürücü haber ve resimlerin yayınlanmasına vesile oluşu, esasen Sosyal Sigortalar Kurumu’nca kendisine alkolik olduğuna dair raporlar verilmiş bulunması nedeniyle Cahide Sonku’nun kadrodan terki, onayınıza sunulur.”[2] Şener, Sonku’nun vefatından sonra kaleme aldığı yazıda, kararın birkaç gün içinde kesinleştiği bilgisini verir.

Cahide Sonku 1977’de Ülkü Erakalın’ın Yeşilçam Sokağı filmi için son kez kamera karşısına geçer. İstanbul’dadır fakat eski hayatından ve çevresinden çok uzak yaşamaktadır. Evinden de ayrılan Cahide Sonku bütün vaktini Beyoğlu’nun arka sokaklarındaki meyhanelerde geçirmekte, geceleri o çevrede tanıdığı insanların yanında kalmaktadır. Sonku’nun hayatının iki dönemine de şahitlik eden Haldun Taner’e göre, Cahide bir zamanlar kraliçe hayatı yaşamıştır. ‘Sigaralarını altın tabakada taşır, zümrütlerle süslenmiş çakmaklarla yakar. Kleopatra gibi süt banyosu yapar. Kendine hediye gelen en pahalı Paris parfümlerini kahkahalar atarak başından vücuduna boca eder.’ Ama yıllar sonra Sonku ile Galatasaray’da karşılaştığında o eski Cahide yoktur artık… “Üzerinde itfaiye trençkotu gibi kırmızı bir trençkot, ayağında paramparça çizmeler vardı. Yüzü çok şişti. Bir an göz göze geldik, başını çevirdi.”[3]

 

Agâh Özgüç son yıllarını kimi zaman pansiyoner, kiminde misafir olarak geçirdiği mekânlardan birini şöyle tasvir eder; “Elektriksiz, karanlık, ardiyeye benzeyen, rutubet kokan bu izbe yerde mum ışığında yaşıyordu. Bir yanda kırık dökük bir kırık karyola, bir yanda içi kirli çamaşır dolu bir leğen…”[4]

 

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) 1979 yılında Sonku’ya özel ödül vermek ister. Cahide Sonku aylar öncesinden haberdar edilir. Ödül törenine gitmeyi kabul etmiştir. Ancak program günü ortadan kaybolur. Atilla Dorsay, o yıllardaki daimi karargahı durumundaki bir meyhanede verir plaketi kendisine. Kimileri için bir fırsattır bu, bir kez daha aşağılanır, küçümsenir…

 

Halbuki son yıllarında Agah Özgüç’e anlattıklarına bakılırsa bir düşüş ya da çöküş dememek gerek belki de yaşadıklarına. Cahide Sonku, hayatına mal olacak bir protesto ve reddiye içindedir. Anlamak yerine aşağılamayı, acımayı seçen karşı taraftakilerse, o sert mesajı görmezden gelmeyi tercih eder. “Sordum Cahide’ye, ‘Neden buralardasın? Derdin ne?’ Hiç unutmam acı acı gülerek şu yanıtı vermişti. ‘İnsanlar benim neden içtiğimi ve neden buralara düştüğümü merak ediyorlar. Yeşilçam’ın vefasızlığından bıktım. Burada, küçük insanlar arasında mutlu olabiliyorum ancak. Bu hayatı kendim istedim, kendim seçtim. Eğer bir suçlu aranıyorsa, o benim. Vah vah diye kimse ağıt yakmasın. Kimse alınmasın. Kimse Cahide’yi kendine dert etmesin…”[5]

 

Selim İleri de vefatının ardından yazdığı “Ölüm ev Elmas” başlıklı yazısında Cahide’nin yaptığını bir meydan okuma olarak yorumlamaktadır. Yaşadığı, son 50 yılın en büyük ve en soylu çöküş efsanelerinden biridir İleri’ye göre. “Oysa Cahide Sonku, parasıyla, puluyla, alkolizmiyle, kimbilir daha nice gizli zaafıyla, güzelliğinin yarattığı sonsuz boşluk duygusuyla ayakta kalabilir, çeşitli dönemlerde ödüller kazanır, o ödülleri de sivri topuklu ayakkabıları üzerinde dimdik durarak  almaya gidebilirdi. İsteseydi… Ama Cahide Sonku bir kez istememişti. Bile bile çökmek gibisinden bir ahlakı; koşullar ne olursa olsun herkesin yükselmek, daha da yükselmek, büsbütün yükselmek, ihanet niteliğinde de olsa yükselmek, ölüm döşeğindeyken de yükselmek istediği bir toplumda ancak çağdaş mitler taşıyabilir ve (…) bir zamanlar tepeden tırnağa elmaslar içinde Kervansaray’a gelmiş olan ünlü oyuncu, ancak güzelliğinin içerdiği bir görkemle yaşadığı dünyanın yükselik ihtirasına isyan ediyordu.”[6]

 

Cahide Sonku 18 Mart 1981 günü bir meyhane arkadaşının evinde, eski hayatından çok uzakta ve tek başına son nefesini verir….

 

KAYNAKÇA

 

Evren, Burçak. Türk Sinemasında Kadın Yönetmenler Sözlüğü. Ankara: 21. Altın Portakal Uluslararası Film Festivali Yayınları, 2010.

 

İleri, Selim. “Ölüm ve Elmas”. Milliyet Sanat Yeni Dizi, sayı 21, 1981.

 

Kara, Mesut. Yeşilçam Hatırası. İstanbul: +1 Kitap, 2006.

 

Özgüç, Agah. Peçete Kağıdındaki Anılar. İstanbul: +1 Kitap, 2007.

 

Öztürk, Semire Ruken. Sinemanın Dişil Yüzü. İstanbul: Om Sinema, 2004.

 

Şener, Erman. "Cahide Sonku Sinema ve Tiyatroda Birçok Başarı Kazandı, Özel Yaşamında ise Dramlar Birbirini İzledi”. Milliyet Sanat Yeni Dizi, sayı 21, 1981.

 

 

 

 

[1] Cimcoz’dan aktaran, Agah Özgüç, Peçete Kağıdındaki Anılar. İstanbul: +1 Kitap, 2007, s.35.

[2] Erman Şener, “Cahide Sonku Sinema ve Tiyatroda Birçok Başarı Kazandı, Özel Yaşamında ise Dramlar Birbirini İzledi.” Milliyet Sanat Yeni Dizi, Sayı 21, s. 14.

[3] Taner’den aktaran, Burçak Evren, Türk Sinemasında Kadın Yönetmenler Sözlüğü. Ankara: 21. Altın Portakal Uluslararası Film Festivali Yayınları, 2010, s. 82.

[4] Özgüç, a.g.e, s. 9.

[5] Özgüç, a.g.e, s. 18.

[6] Selim İleri, “Ölüm ve Elmas” Milliyet Sanat Yeni Dizi, Sayı 21, 1981, s. 16.