Filmi Çekmeden İzleyici Kitlemizi Oluşturduk
Kültigin Kağan Akbulut - Söyleşi 12 Kasım 2014

Kültigin Kağan Akbulut, ülkemizde yeni yaygınlaşan bu yöntemi yapımcı Ceylan Naz Baycan ve yönetmen Mustafa Nuri ile konuştu.

 

Sinema filmlerine yatırımcı bulmak neredeyse filmi çekmekten daha zorlu bir süreç. Stüdyo sisteminin zayıfladığı ve bağımsız yapımların arttığı son otuz yıllık zaman dilimi birçok genç yönetmene, alternatif işler yapmak isteyenlere, stüdyoların farklı nedenlerden ötürü kabul etmeyeceği projelerin sahiplerine, fikirlerini hayata geçirmek için imkân sağladı. Ancak sinemacıların para bulma problemleri tabi ki bitmedi. Özellikle Avrupa'da kamu destekli film fonlama yöntemi ortaya çıktı. Kamu fonlamasının olmadığı ABD'de ise yönetmenler filmlerin nihai muhataplarına, izleyicilere başvurdu ve Kitlesel Fonlama (Crowdfounding) metodu uygulamaya kondu. Kolaylaştırıcı web siteleri sayesinde de özellikle ABD'de hem film yapımında hem de diğer birçok alanda proje sahipleri projelerini anlatıp, potansiyel alıcılarından ön ödemeler almaya başladı. Üreten ile tüketen arasındaki bariyer bir anlamda kalktı.

 

Türkiye'de yeni yeni denenmeye başlanan kitlesel fonlama metodunu sinemacılar da kullanmaya başladı. Filmin bütçesinin tamamı olmasa da bir kısmını kitlesel fonlamayla toplamak sadece para bulmak değil, izleyiciyle filmin öncesinde iletişim kurmak imkânı da sağladı. Yapımcı Ceylan Naz Baycan ve yönetmen Mustafa Nuri de yeni kısa film serilerinin bütçesini oluşturmak için kitlesel fonlamaya başvurdu. Ceylan ve Baycan ile projelerinin gelişim sürecini konuştuk.

 

Sizi tanıyarak başlayalım. Daha önce birlikte Vücut filmini çektiniz yine yapımcı ve yönetmen olarak, başka neler yaptınız?

Ceylan Naz Baycan: Vücut filminden önce reklam yapım ve marka yönetiminde çalıştım. Mustafa’ ile  Vücut filminde tanıştık. Ben yapımcısıydım, Mustafa da filmin senaryo yazarı ve yönetmeniydi. Vücut’un yapım aşaması ve vizyona çıkışı yaklaşık iki yılı buldu.  İkinci film olarak Mustafa'nın ilk filmine göre daha maliyetli ama oldukça etkileyici bir senaryosunu hayata geçirmek istiyorduk. Biz filmi gerçekleştirmeye çalışırken Zeynep  Özbatur Atakan'la yolumuz kesişti. Film Kültür Bakanlığı’ndan destek alamayınca Zeynep Hanım farklı bir strateji izleme konusunda bize yol açtı. O sırada online dünya ilgimizi çekmeye başlamıştı. Bazı araştırmalar yaptık, eğitimlere katıldık ve online sinemayı neden değerlendirmiyoruz dedik. Mustafa'nın yazdığı kısa film senaryoları arasından en sevdiklerimizi seçtik. Kitlesel fonlamayı (crowdfunding) araştırdıkça bu yöntemle yapılan projelerden çok etkilendik. Birilerine bağımlı olmak, tek bir kişiye projemizi anlatıp beğendirmeye çalışmak yerine, filmlerimizi izlemek isteyen insanlara projemizi anlatsak ne kadar destek alabiliriz sorusuyla yola çıktık. Böylece izleyici kitlemizi daha filmler çekilmeden oluşturmaya başladık. İki buçuk aylık bir çalışmanın sonucunda şu an ne yapacağımızı merak eden, takip eden birçok sinemasever var. Ayrıca projemize destek olan yatırımcılarımız da var. Şu ana kadar Türk platformları arasında en çok desteklenen sinema projesi oldu. Film yapmak isteyenlere, iyi bir fikirleri olduğu takdirde filmlerini hızlıca hayata geçirebilecekleri alternatif bir metot olduğunu da göstermek istiyoruz.

Mustafa Nuri: Vücut filminden önce reklam sektöründe kreatif direktörlük yapıyordum. Bağımsız sinemada var olma hedefiyle yola çıktım. Vücut filminde de yapmak istediğim buydu. Denetimsiz, onaysız, yaratıcılığın ön planda olduğu işler yapmak istiyordum. Ancak yatırımcı arama süreci onaya ve tasdik mekanizmasına bağlı. Bağımsız sinema belli açılardan bağımlı hale gelmiş durumda. Hedeflediğiniz sinemayı yapabilmek için alternatif yollar aramaya başlıyorsunuz. Birçok yönetmen uzun metraj yapmayı daha çok tercih ediyor ama kısa filmde de sizi anlatan, etkileyen kavramlardan bahsedebilirsiniz... Bakış açınızı sergileyebilirsiniz...

 

Neden kitlesel fonlama yöntemini denemek istediniz? İlk başta tereddüt ettiniz mi? Dünyadaki örneklerden sizi etkileyenler hangisi?

Baycan: Başta ABD olmak üzere birçok ülkede kitlesel fonlama ciddi bir alternatif yapım metodu. Mesela Veronica Mars dizisi yayından kaldırıldığında Rob Thomas dizinin filmini yapmak istedi. Warner Bros. projeye sıcak bakmayınca, Rob Thomas projeyi Kickstarter’da fonlamaya karar verdi. 11 saat içerisinde iki milyon dolar, toplamda da 91,585 kişinin katılımıyla 5,7 milyon dolar toplayarak film projesini hayata geçirdi. Crowdfunding’le filmlerini fonlayıp Oscar kazanan belgesel de, prestijli festivallerde yarışan filmler de var. Geçtiğimiz sene Sundance Film Festivali’nde kitlesel fonlama ile yapılmış 16 film yarıştı. Los Angeles’ta International Crowdfunding Film Festival’i yapılıyor. Bu gittikçe artan, insanların desteklediği bir metot. İzleyicinin filmin bir parçası olduğunu hissetmesi, filmseverlerin ufak da olsa filme yatırım yaparak kendini ait hissetmesi önemli bir şey. Türkiye'de emekleme aşamasında ancak  gelişeceğini düşünüyorum. Sizin dediğiniz gibi destek isterken çekinmiyor musunuz diye soranlar oluyor. Ama neden çekinelim? Çok güzel bir proje sunuyoruz, detaylarını anlatıyoruz. Desteklemek isteyen destekler, istemeyen de desteklemez. İlk etapta yakın çevremizle iletişime geçtik. Harika bir fikir diyenler çoğunluktaydı ama bana ne diyenler de oldu.

Nuri: Bizim toplumumuzda bağış mekanizması da farklı çalışıyor. Bizde bağış yapmak için sıkıntılı bir durum olması lazım. Türkiye'de henüz üretim için para toplanması insanlara mantıklı gelmiyor.

Baycan: Genelde Türkiye'de bir facia yaşandığında insanlar varını yoğunu destek olmak için oraya veriyor. Bu bence toplumumuzun çok güzel bir özelliği... Darda olana, zorda olana elimizden ne gelirse yaparız. Ancak bir projeye bağış yapma fikrine pek sıcak bakılmıyor. Yine de bunun zamanla değişeceğini düşünüyorum.

Nuri: Sıfırdan değer yaratmanın önemini anlatmak çok önemli.

 

Peki filmlerde nelerle karşılaşacağız? Kaç film izleyeceğiz?

Nuri: Gerçek Gizlidir temasının altında üç kısa film izleyeceksiniz. Birbirinden bağımsız ölüm, aşk ve yaşlanmayı ele alan üç film... Aslında bir tartışma platformu olarak da bakabilirsiniz, daha sonra bu konuları tartışmak istiyoruz. Yaşlanmanın kadınlara dayattığı durum, ölüm, ölüm sonrasına dair düşüncelerimiz, ruh eşini bulma gibi konularda izleyicilerin kendilerini ifade etmesini istiyoruz.

 

Hangi aşamadasınız şu anda?

Baycan: Senaryolar ve oyuncular belli. 8 Aralık'ta filmleri çekmeye başlayacağız. Şu anda ekibimizi netleştiriyoruz.

Nuri: Ayrıca mekân araştırmaları ve çekim planı yapıyoruz. Görüntü yönetmenimiz ise Norayr Kasper.

 

Metinlerinizde belirtmişsiniz, "Her aşaması online olarak projelendirilmiştir." diyorsunuz. Bu cümleyi biraz açar mısınız.

Baycan: Öncelikle yapım bütçesini online olarak fonluyoruz. Dijital çekiyoruz ve sonrasında da hep dijital platformlarda olacağız.

 

Ben de tam bunu soracaktım, dağıtım nasıl olacak?

Baycan: Distrify diye bir İngiliz dağıtım şirketi var.  Onlar bu projeye çok sıcak baktılar ve filmlerimizi yayınlamak istiyorlar. iTunes'da da olabiliriz.

 

Yapımlab ile ilişkiniz nasıl başladı?

Baycan: Online çalışmanın çıkışı Yapımlab'le başlıyor esasında. Zeynep Hanım'ın başkan yardımcısı olduğu EWA (European Women's Audiovisual Network)  ve Yapımlab ortaklığıyla İstanbul’da online sinema eğitimi organize edildi. Dünyada online sinemada neler yapıldığı her açısıyla tartışıldı. Bu eğitim esnasında zihnimizde fikirler yeşermeye başladı.

Nuri: Uzun metraj filmimiz bakanlık desteği alamayınca Zeynep Özbatur bize farklı bir kapı araladı. Türkiye için de yeni, kendimizi anlatmaya yönelik bir platformda online kısa filmler yapmak bizim için yaratıcı bir girişimdi. Yapımlab da ortağımız oldu.

 

Türkiye'deki destek mekanizmalarının tersinden bir iş yapıyorsunuz? Genel olarak Türkiye'deki destek mekanizmalarını ve Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteklerini nasıl değerlendirirsiniz?

Baycan: Vücut filmi için kolayca yapım sonrası desteği almıştık. İkinci filmimize yapım desteği almak için çok çaba sarf ettik ama başaramadık. Türkiye'de sinemaya en büyük desteği Kültür Bakanlığı verdiği için doğal olarak sırada çok insan var. Kurulda filmlerin profesyonelce ve iyi bir yöntemle değerlendirildiğine inanıyorum. Ancak bu kadar üretmek isteyen insan varken pay alabilmek zor. Kitlesel fonlamanın bu nedenle daha çok önemsenmesini ve alternatif bir metot olarak kabul edilmesini diliyorum. Sadece sinema için değil, kitabını yazmak isteyen için de, müzik albümünü çıkarmak isteyen için de, dergi yapmak isteyen için de kitlesel fonlama önemli bir alternatif.

Nuri: Burada insanlara bir irade de vermiş oluyorsunuz. Pasif-agresif eleştiriyi bırakıp hep beraber bir değer yaratıyoruz.

 

Proje ile ilgili bilgi ve destek vermek için tıklayınız. 

 

Röportaj Fotoğrafı: Sena Meral