Barışı Arayan Kuklalar
Kültigin Kağan Akbulut - Söyleşi 15 Aralık 2014
Rimolar ve Zimolar: Kasabada Barış filminin kukla tasarımcısı, yönetmen ve yapımcısıyla kukla filmi yapmayı, çocuklara film çekmenin zorluklarını ve acil ihtiyacımız ‘barış’ı konuştuk.

 

Kökleri Orta Asya'ya dayanan ve Anadolu topraklarında da yüzyıllar boyunca halkı, özellikle çocukları eğlendirmiş kukla sanatı belli girişimlerin dışında çağdaş anlatı sanatımız içinde kendine yer bulamadı. Sinemamız ise bu sanattan yararlanmayı hiç bilemedi. Anima isimli animasyon stüdyosunda reklam filmleri için kuklalar tasarlayan Nermin Er, yapımcı Yonca Ertürk ve yönetmen İsmet Kurtuluş Rimolar ve Zimolar: Kasabada Barış ile kuklanın modern bir dille kullanıldığında halen eğlenceli olabileceğini kanıtladılar. Çocukların zekâsını hafife alan televizyon ve sinema filmlerine kıyasla Rimolar ve Zimolar hem kaliteli hem de eğlenceli çocuk filmi üretileceğini göstermiş oldu. Filmin kukla tasarımcısı, yönetmen ve yapımcısıyla kukla filmi yapmayı, çocuklara film çekmenin zorluklarını ve acil ihtiyacımız ‘barış’ı konuştuk.

 

Öncelikle neden kukla filmi çekmek istediğinizden bahsedebilir misiniz? Kukla filmi yapmaya nasıl karar verdiniz?

Nermin Er: Yonca ve ben çok eski arkadaşız, bir sinema filmi yapmak istiyorduk. Geçmişimize ve birikimlerimize bakınca nasıl bir şey yapabileceğimizi düşündük. Yonca kısa filmlere, filmlere prodüktörlük yapmış, post-prodüksiyonda çalışmış biri. Ben de Anima isimli animasyon stüdyosunda karakter tasarımı yapmıştım. 16-17 yıllık karakter tasarımı deneyimim var. Kukla ve animasyon karakter tasarlamak çok iyi bildiğim bir konu. Kuklayı tercih etmemizin sebeplerinden biri de çok iyi oynatıcıları tanıyor olmamız. Onun dışında maliyete, zamana baktığımızda kukla daha yapılabilir bir yerde duruyordu. İsmet Kurtuluş'u da ekibimize dâhil ederek işe giriştik.

 

Siz daha önce neler yapmıştınız ve projeye nasıl dâhil oldunuz?

İsmet Kurtuluş: Ben Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon bölümü, 2005 mezunuyum. Yonca benim hocamdı aynı zamanda. Reklam filmleri çekiyorum. Birlikte hep görüşüyorduk, sonra bu çalışma için bir araya geldik.

 

Hikâyeye nasıl karar verdiniz? Nasıl bir düşünceden doğdu?

Yonca Ertürk: Barış ihtiyacından doğdu aslında. 2013 başında yazmaya başladığımız bir hikâye bu. Çocuklara kıymetli ne söyleyebiliriz derken; ötekine iyi davranma, barış, karşındakini dinleme, herkes aslında birbirinin aynısıdır, kavga etmeyelim gibi mesajları vermeye çalıştık. Nermin'in karakterleriyle, birbiriyle düşman ama çok şapşal sebeplerden düşman iki kasabadan yola çıktık.

 

Çocuk filmi senaryosu yazmanın nasıl zorlukları vardı? Daha önce çocuklar için iş üretmiş miydiniz?

Er: Komedi unsurunun olması gerektiğini düşündük hep, teknik de buna müsaitti. Çocuğa söylediğiniz şeylerde daha hassas, dikkatli olmalısınız. Onlara eksikliğini gördüğümüz şeylerden bahsederken küçük dozlar halinde, temelden yakalayan, kafalarını fazla karıştırmayan, net mesajlar vermeye çalıştık.

 

Türkiye'de üretilen çocuk filmlerine nasıl bakıyorsunuz? Siz filminizde bunların dışında neler yapmak istediniz?

Ertürk: Kukla filmi yaptığımız için teknik açıdan zaten farklı bir yerde duruyoruz. Çocuk filmi demeyeyim ama Türkiye sinemasında sadece komediye dönük bir eğilim oluştu. Ukalalık etmek istemiyorum ama tuttuğu düşünüldüğü için belki de. Biz de komedi yapıyoruz ama bir şeyler de söylemek istiyoruz.

Kurtuluş: Çocuk filmi diye bir janr var ama bizde örnekleri az. Bizim sayemizde çocuk filmleri hatırlanır ve bir şey yapılırsa ne güzel olur. Çok genç nüfusu olan, çok fazla çocuğun olduğu bir ülkeyiz. Onlar için Türk yapımı bir çocuk filminden daha güzel bir şey olamaz herhalde.

Er: Biz komedinin temelini yakalamaya ve dil ve espriler açısından daha temiz bir yerden konuşmaya çalıştık. O yüzden de çektiğimiz filmi seviyoruz.

 

Filmde mesela düşman iki kasaba var ama kötü karakter yok.

Kurtuluş: Kötü bir zihniyet var, düşmanlık zihniyeti.

Er: O da kötülük kavramını sorgulatan bir şey. Bizim için kötü biz değiliz öbürü. Burada öbürü yok, konuştukları zaman iki taraf aynı aslında. İletişim halinde olsalar düşmanlık kalmayacak, biraz da bunu söylemeye çalışan bir yanı var filmin.

 

Kuklaların tasarımı Nermin Er’e ait peki kuklacılarınız kimlerdi?

Ertürk: Ana kuklacılarımız Şevket Suha Tezel, Sinan Mıhçı ve Emrah Özdemir’di. Onların yanı sıra yardımcı kuklacılarımız da oldu. Ana kuklacılarımız çok yetenekli.

Er: Peluş oyuncaklar ama bir süre sonra oyuncu gibi izliyorsunuz. Karakterler size geçiyor ve bu da kuklacıların başarısı.

 

Diyaloglarda da yerli unsurlar çok fazla var. Nasıl bir süreçten geçti diyalog ve senaryo yazımı?

Ertürk: Annelerimizin konuştuğu gibi, yeğenlerimizle konuştuğumuz gibi...  Yerli bir dil yakalamaya çalıştık.

 

Fotoğraf: Sena Meral

 

Filmin fragmanını izlemek için tıklayınız.