Nijat Özön: Türkiye’de Sinemayı Tanıtan Adam
Barış Saydam - İnceleme 17 Aralık 2014

Sigmund Weinberg gibi Nijat Özön de sinemanın Türkiye’de yerleşerek yaygınlaşmasını sağlayan öncü isimlerden biridir. Gerek çevirileri gerek yazmış olduğu kitaplar gerekse de sinema üzerine düşünceleriyle bir ulusun sinemasını derinden etkiler.

 

Nijat Özön, eğitimini Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı ile Kütüphanecilik bölümlerinde tamamlar. Öğrencilik yıllarından sonra yayımcılık ve çevirmenliğe başlar, emekli olana kadar da Anadolu Ajansı Dış Haberler Bölümü’nde görev yapar. Özön’ün hem öğrenim gördüğü bölümlerde hem de çalıştığı kurumlarda edindiği tecrübe, onu Türkiye’deki diğer sinema yazarlarının bir adım ötesine taşır.

 

Bir ülke sinemasının oluşması için her şeyden önce sinemayla ilgili bir ansiklopedinin, sözlüğün ve sinema tarihiyle ilgili bir kaynak kitabın olması gerekir. Bunlardan yoksun bir sinemanın, kendine ait bir dil geliştirmesi ve kendine temel inşa etmesi güçtür. Özön de bu mantıkla hareket ederek sırasıyla Sinema Sanatı (1956), Ansiklopedik Sinema Sözlüğü (1958), Türk Sineması Tarihi (1962) ve Sinema Terimleri Sözlüğü (1963) kitaplarını hazırlar. Sinemayla ilgili kaynak kitap sıkıntısının çekildiği bir zamanda öncelikle sinemayı geniş kitlelere tanıtarak bu sanatı yaygınlaştırmanın peşine düşer. Bu noktada Özön’ün sinemayı çok geniş bir perspektifle ele alışının önemini de hatırlatmakta fayda vardır. Özön, sinemanın hedef kitlesinin genişliğinin farkına vararak sinemanın ne kadar güçlü bir araç olduğunun altını çizer: “Çok kimsenin bildiği tek sanat dalı sinemadır, çok kimse öbür sanatları da yalnız sinemadan izliyor. Bu yığınsal sanat ulusların yaşayışını yansıtıyor, toplumları birbirine tanıtıyor, yaklaştırıyor; kamuoyunu oluşturmanın, siyasal uğraşın, dünyayı değiştirmenin aracı olarak da kullanılıyor.”[1]

 

İlk Çabalar, İlk Arayışlar…

Kendi tabiriyle 1950’lilerin sonlarında yayınevleri sinema kitabı yayınlamaktan “vebadan kaçar gibi”[2] kaçar. Buna rağmen Özön, bitmek tükenmek bilmeyen bir azimle sinemayla ilgili kitap yazmaya, çeviri yapmaya ve sinema dergilerinde yazılar yayınlatmaya çalışır. Sinemaya ilgisinin nasıl başladığını ve neden sinema kitabı yazma ihtiyacı hissettiğini şu sözlerle özetler: “Sinemayla ciddi ilgilenmeye başlayınca baktım ki Türkçe'de sinema kitabı diye pek bir şey yok. British Council'in açtığı bir sergide Roger Manvell'in ‘Film’ kitabına rastladım. İncecik, fakat çok güzel hazırlanmış bir kitaptı, sonunda da gayet güzel bir bibliyografya vardı. Hah dedim işte kitap! Derken İngilizce, Fransızca kitaplar ısmarlamaya başladım. Bayağı bir sinema kitaplığım oluşmuştu. (…) Üniversiteye kadar büyük yönetmenler, türler, onların en önemli örnekleri kitaplardan öğrendiğim şeylerdi. Filmleri de geldikçe görüyor, göremediklerimi yabancı dergilerdeki eleştirilerden tanıyordum. Kitaplardan sürekli notlar alıyordum. Düşüncem şu: Doğrudan doğruya sinemayla ilgili temel bilgileri alıp Türk okuruna nasıl sunarız?”[3]

 

Onun bu düşünceden yola çıkarak yaptığı çalışmalar sinema seyircilerine olduğu kadar Türkiye’de sinemayla ilgilenen yönetmenlere, oyunculara ve sinema eleştirmenlerine de önemli katkı sağlar. Halit Refiğ, Nijat Özön’ün yazdığı Türk Sineması Tarihi kitabını okuduktan sonra yazara gönderdiği mektupta, Özön’ün çalışmasıyla ilgili duyduğu heyecanı şöyle aktarır: “Türk Sineması incelemesini Tuncan’dan (Okan) geriye alabildim ya bu sefer de kapağını açmaya fırsat kalmadan Lütfi Akad elimden aldı. İstanbul’a geldiğin zaman muhakkak seninle tanışmak istiyormuş. Tuncan heyecan ve hararetle seni tebrik ediyor, bilmediği birçok şeyleri öğrendiğini, çok istifade ettiğini söylüyor. Lütfi Akad’ın da incelemeyi geri verirken aynı şeyleri söyleyeceğinden eminim.”[4]

 

Öncü Bir İsim

Bu anlamda, Sigmund Weinberg gibi Nijat Özön de sinemanın Türkiye’de yerleşerek yaygınlaşmasını sağlayan öncü isimlerden biridir. Gerek çevirileri gerek yazmış olduğu kitaplar gerekse de sinema üzerine düşünceleriyle bir ulusun sinemasını derinden etkiler. Özön’ün bir diğer önemli artısı da yazdığı kitaplarda kullandığı metodolojidir. Türk sinemasını bölümlere ayırarak, Türk sinemasının tiyatrocuların egemenliğinden çıkıp bir sanat olma yolunda ilerlemesini şimdiye kadar onun kadar detaylı ve bütünlüklü bir şekilde inceleyen ve ortaya koyan bir sinema yazarı olmamıştır. Günümüzde hâlâ Özön’ün Türk sinemasıyla ilgili yapmış olduğu çalışma temel alınmaktadır.

 

Özön, sinemanın tarihine, tekniğine ve estetiğine de aynı derecede önem verir. Sinemayı toplumsal ve ekonomik meselelerden ayrı düşünmeden tanımlar. Sinemaya bütünlüklü bir bakış açısıyla yaklaşarak Türkiye’de sinemanın gelişmesine önemli bir katkı yapar. Düzgün Türkçesi, detaylı ve itinalı sınıflandırması, Nijat Özön’ü bu alandaki diğer sinema yazarlarından ayırarak eserlerinin bugün bile kaynak kitap olarak kullanılmasını sağlar.

 

Sinemayla İlgili Yazdığı Başlıca Kitaplar:

Sinema Sanatı (1956)

Ansiklopedik Sinema Sözlüğü (1958)

Türk Sineması Tarihi (1962, 2003, 2009)

Sinema Terimleri Sözlüğü (1963)

Türk Sineması Kronolojisi (1968)

İlk Türk Sinemacısı Fuat Uzkınay (1970)

Sinema: Uygulayımı, Sanatı, Tarihi (1985)

Karagözden Sinemaya Türk Sineması ve Sorunları (1996, 2 Cilt)

Sinema Sanatına Giriş (2008)

 

Ayrıca Arkın Sinema Ansiklopedisi (1975) ve Cumhuriyet Dönemi Türk Ansiklopedisi (1984)’nde Türk sinemasıyla ilgili bölümleri de yazar.

 

Sinemayla İlgili Çevirileri:

Film Duyumu, Sergey M. Eisenstein

Film Biçimi, Sergey M. Eisenstein

Potemkin Zırhlısı, Sergey M. Eisenstein

Çağdaş Sinemanın Sorunları, André Bazin

Cehennemden Dönüş, John Ford

Harp Esirleri, Jean Renoir

Sinemanın Temel İlkeleri, V. I. Pudovkin

 

 

[1] Nijat Özön, 100 Soruda Sinema Sanatı, İstanbul: Gerçek Yayınevi, 1972, s. 5.

[2] Nijat Özön, Türk Sineması Tarihi (1896-1960), İstanbul: Doruk Yayıncılık, 2010, s. 17.

[3] İbrahim Türk, “Sinemayı Yazmak ve Nijat Özön”, Altyazı Dergisi, Sayı 5, Mart 2002, s.68.

[4] Nijat Özön, Türk Sineması Tarihi (1896-1960), s.16. 

 

Not: Bu yazı ilk defa Hayal Perdesi Dergisi'nin 20. sayısında (Ocak-Şubat 2011) yayınlanmıştır.

 

Fotoğraf: Agah Özgüç arşivinden.