Yeşilçam’ın Kayıt Dışı Kahramanı: Selahattin Geçgel
Esra Tice Yıldırım - Söyleşi December 26, 2014

Godzilla lakaplı Selahattin Geçgel'in Susuz Yaz,  Selamsız Bandosu, Kızılırmak Karakoyun ve Namus Borcu filmleri gibi başka birçok filmde de, emek vermesine rağmen, kayıtlarda ismi yer almıyor.

 

Türk sinemasının en üretken olduğu dönemde yılda 4 film birden çekilirdi. Senaryo belirlenir, yapımcılarla anlaşılır, bütçe netleştikten sonra oyuncularla görüşmeler yapılırdı. Set çalışanları seti kurup, hazırlıkları tamamladığında motor denirdi. O yoğun çalışma şartlarında, film setlerinde akan zamanı düşününce insan filmin içinde bir film daha varmış diye aklından geçiyor. Şimdi o set emekçileri ceplerinde Yeşilçam hatıralarıyla köşelerine çekildiler. Kim bilir sayısını tam olarak bilmedikleri kaç filmin yorgunluğunu,  yükünü taşıyorlar omuzlarında… Biz de onlardan biri, unutulmaz filmlerin set amiri, setlerin vazgeçilmez ismi Selahattin Geçgel, nam-ı diğer Godzilla ile Yeşilçam hatıralarını konuştuk.

 

“1950 ve 60’lı yıllarda setlerde zor şartlarda, basit malzemelerle, dar bütçeli filmler çekilirdi.” diye söze başlıyor Selahattin Geçgel. Setlerde ne tür sıkıntılar yaşadıklarını sorduğumuzda net bir cevap alıyoruz kendisinden: “Sıkıntı yoktu.” Mesleğine ve meslektaşlarına laf söyletmiyor, işini hala çok seviyor. Çalıştığı setlerden birçok hatıra biriktirmiş. Çalışkan ve bir o kadar da mütevazı bu set amiri Yeşilçam macerasında birçok zorluğa göğüs germiş. İlerlemiş yaşına rağmen bugün bile setlerde çalışmaya, mesleğinin inceliklerini öğretmeye istekli birisi.

 

1950’li yıllardan beri İstanbul’da yaşayan Geçgel, “Gözüm gibi sahip çıkarım.” dediği sinemaya Kurtuluş Yeni Atlas Sineması’nda başlar. Metin Erksan’ın Karanlık Dünya/Aşık Veysel’in Hayatı filminde ilk ve son olarak makinistlik yapar. Bu vesileyle ilk kez karşılaşır Metin Erksan’la. “Filmi (sinemada) oynattık ve güzelce paketledik; bir arabanın bagajına yerleştirdik ve böylece sahibine (Metin Erksan’a) teslim ettik. Teşekkür için Metin ağabey de cebimize taksi paramızı verdi, evimize gittik.” sözleriyle anlatıyor o günleri.  İlk tecrübesinden sonra Metin Erksan başta olmak üzere Lütfi Ömer Akad, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz, Yılmaz Güney ve Yılmaz Duru gibi Yeşilçam’ın önemli yönetmenleriyle birlikte çalışır.

 

Setlerde ihtiyaç duyulan hususlara pratik çözümler üretebilen Geçgel, titiz ve çalışkan bir set amiridir. Mesleğe dair birçok önemli ayrıntının bilgisine sahiptir, işini sahiplenme biçimi ve muhabbeti sebebiyle doğal olarak çok sevilmektedir. Ona, setlerdeki görevinin ne olduğunu sorduğumuzda “Sette her şeyi idare edecek, sete hâkim olacaksın, kullandığın kelimeye bile dikkat edeceksin.” diyor.

 

Bizlerle paylaştığı bir anısında, bir asistan arkadaşını giydiği Amerikan kovboy ayakkabıları dolayısıyla nasıl uyardığını ve sözünü tutmayan asistanı ayakkabılarını keserek nasıl cezalandırdığını anlatıyor. Geçgel’in amacı, etrafındakiler üzerinde baskı oluşturmak değil, aksine onların iyiliklerini düşünmek. Zira sert Amerikan köselesi, mevcut set şartlarında arkadaşının düşüp kaburgalarını kırmasına sebep olabilecek yapıdaymış.

 

“Okumam yazmam yok.”  diyor Godzilla Selahattin ama el becerisiyle kendince bir sis makinesi icat etmiş. Makineyi gösterdiği sırada bulunduğumuz mekân için “İsterseniz burayı dumana boğarım.” diyerek bizleri tebessüm ettiriyor. Fünyelerin vücutta izler bırakmasından dolayı yeni bir teknik düşünmüş: “Karşına gelecek olan bir pire değil, insan.”

 

Lütfi Ömer Akad’ın Kızılırmak Kara Koyun filminin unutulmaz köprü sahnesini adeta tekrar yaşayarak anlatıyor: “Amerikalılar gibi teknoloji yok. Kocaman bir halat ve tahtalar aldık. Biz onları eski marangoz usulü bağladık ve gerdik, her şeyi hazırladık ve halatları çektik. Böylece gelin ve at metrelerce suyun içinde bu köprünün üzerindeydiler. Dört çelik halat ve dört kalasla yaptık, gurur kaynağımızdır.”

 

Yılların tecrübesine sahip Godzilla Selahattin’in setlerde birlikte çalıştığı, mesleğe dair bilgisini cömertçe paylaştığı isimlerden bazıları yönetmen koltuğuna oturmuş. Mütevazılığı elden bırakmadan onların da “Bizde Godzilla Selahattin’in emeği var.” dediklerinden bahsediyor.

 

“Ben sinemacıyım sette lazım olan şeyleri yaparım; bombayı patlat, fünyeyi patlat… Söyleşi yapmak bana göre değil.” dese de set hatıralarını anlatmaktan büyük zevk alıyor. Setlerdeki Godzilla lakabı Mahalle Arkadaşları filminde bir arabayı yerinden oynatmadan öncesine dayanıyor. Metin Erksan ile Yılanların Öcü filminin setinde, yönetmenin esprili yönünü de ortaya çıkaran bir olay gerçekleşir. Erksan, set amiri Selahattin Geçgel’den set arkadaşlarından biriyle güreş tutmasını ister.  Güreş başlar, Geçgel rakibini kündeye getirir. Bu güreşi keyifle izleyen Erksan, övgü dolu sözlerinin arasında Godzilla lakabını güreşin şampiyonuna yakıştırır.   

 

Godzilla Selahattin, Metin Erksan filmleri başta olmak üzere çalıştığı bazı filmlerde oyunculuk da yapar. Onun için kamera önü, arkası fark etmez; önemli olan bir film için gerekeni yerine getirmektir. Her cümlesinde Yeşilçam’a büyük bir bağlılık taşıdığını dile getiren Godzilla, setlerde çalışma fırsatı elde edemediği isimler arasında Adile Naşit ve Türk sinemasının önemli yönetmenlerden Osman Fahir Seden’in ismini anıyor.

 

Hayatının büyük parçasını oluşturan Yeşilçam hatıraları ve sinemaya duyduğu sevgi Godzilla Selahattin için bitmek bilmeyen bir enerjiye dönüşmüş. Yapım amiri olarak çalışan oğlu Mehmet Geçgel’in çalıştığı setlere gittiğinde yönetmene “Bir isteğiniz, arzunuz var mı?” diye sormaktan kendini alamıyor.

 

Çamurların arasında çekimler yapılmış, imkânlar kısıtlı olduğundan çekim için gidilen yataksız mekânlar da barınılmış. Önemsiz gibi görünen malzemelerle büyük işler başarılmış. Set araç gereçlerini taşırken, sahneyi hazırlarken birkaç kere yaralanmış, vücudunda hala bu yaraların izleri var. Radyatör tamirciliği yaparken Atlas Sineması’nda girdiği makinist odasında sinemanın büyüsüne kapılmasıyla hayatı yön değiştirmiş.Tüm zorluklarına rağmen Geçgel çalıştığı setlerde başlayan dostlukların bir başka olduğunu anlatıyor: “Çalıştığımız setlerde öyle anılarımız kaldı ki dünya bir araya gelse böyle bir topluluk, böyle bir gurur olamaz.” 

 

Son olarak, söyleşimizde ismi geçen Susuz YazSelamsız Bandosu, Kızılırmak Karakoyun, İstanbul’un Kızları ve Namus Borcu filmlerinin ne yazık ki Selahattin Geçgel filmografisine kayıtlanmamış olduğunu belirtelim. Muhtemelen bu filmlerin dışında birçok filmde emeği geçmesine rağmen kayıtlarda ismi yer almıyor.

 

derdogdu72 - 02 Aralık 2015, 01:10

Godzilla Selahattin abimle bir kaç filmde çalıştım yaşına rağmen hem çok güçlü dikkatli ve hızlı bir insandı set disiplinini çok iyi bilirdi insanlarla iletişimi çok iyiydi. Mekanı CENNET olsun