Milli Sinemanın İlk Durağı: Kâbe Yollarında
Esra Tice Yıldırım - Makale January 17, 2015

"(Filmi) 16 mm. sinema makinesi ve kopyasıyla birçok şehirde oynattırdık. Belediyeler ve özel kuruluşlar ekibimize kolaylık sağladı. Bilhassa hiç sinemaya gitmemiş halktan filme büyük ilgi vardı. Yani filmi samimi bulup sevmişlerdi.”

 

Türk sinemasında belirli dönemlerde belirli temalara ağırlık verilmiştir ve 1970’li yıllarda da dini filmler ön plana çıkar. Ardı ardına çekilen bu filmler, İslam tarihinin önemli şahsiyetlerini Yeşilçam’ın ünlü yıldızlarının canlandırmasına vesile olur. Seyirciden beklenen ilgiyi gören, üretiminde ticari kaygıların da öne çıktığı bu filmlerin anlatım dili dönemin klasik kalıplarının ötesine geçmez. Bu yıllarda dini temalı, öne çıkan yapımlara imza atan isimler arasında Milli Sinema akımının kurucusu yönetmen Yücel Çakmaklı ile Elif Film’in sahibi Ali Osman Emirosmanoğlu da vardır.

 

Duyarlı bir yaklaşımla çıktıkları bu yolda ilk olarak Elif Film şirketini kurarlar. Şirketin kısıtlı maddi imkânları nedeniyle ilk filmin belgesel olmasına karar verilir. Konu ise hac yolculuğu olarak belirlenir ve Kâbe Yollarında isimli yarı belgesel yarı kurmaca filmin hazırlıklarına başlanır. 1969 yılının Ocak ayında çekimler için usta görüntü yönetmeni Ali Yaver ile birlikte Ali Osman Emirosmanoğlu ve Yücel Çakmaklı İstanbul’dan önce Beyrut’a (Lübnan), oradan Kuveyt’e ve daha sonra da Suudi Arabistan’a giderler. Emirosmanoğlu, alınan izin belgesiyle film çekimlerine başladıkları o günleri şu sözlerle anlatmaktadır: “Birilerinin yardımıyla her yerde çekim yapabilmemizi sağlayacak izin belgesi aldık. Fotoğraf makinesine görüldüğü yerde el konulan o yıllarda bu müsaadeyi nasıl aldık hala anlayabilmiş değilim. Her gittiğimiz yerde bu belgeyle kapılar açılıyordu. Kâbe’nin yanında hatta kralın sarayında bile çekimler yaptık.”

 

Kâbe Yollarında filmi siyah-beyaz olarak ve küçük bir ekiple çekilir. Fakat yanlarında bir kutu renkli film götürürler ve az da olsa renkli çekimler de yaparlar. Söz konusu bu renkli çekimler, Çakmaklı’nın yönetmenliğini yaptığı Oğlum Osman (1973) filminde de kullanılmıştır. Yoğun ve titiz bir çalışmayla bir hac ibadetinin tüm aşamalarını kaydederek filmin Suudi Arabistan’daki çekimlerini tamamlarlar. Türkiye’ye döndükten sonra filmin kalan sahneleri için ön hazırlıkların ardından, filmi kısa sürede tamamlamayı planlarlar. Emirosmanoğlu bu süreci şu şekilde ifade etmektedir: “Kâbe Yollarında filminin belgesel bölümlerini çekmiştik. Artık Türkiye'deki sahneleri çekip ses, müzik ilavesiyle filmi tamamlamamız gerekiyordu. Yalova, Güneyköy'de hacı adayının yola çıkma ve İstanbul'daki ziyaret yerlerini dolaşması sahnelerini çektik. İstanbul radyosu şeflerinden Cüneyt Orhon, hac filmine uygun güzel besteleri radyonun ünlü solist ve icracılarıyla seslendirdi.” 

 

Bu ilk çalışmada Türkiye’den hacca giden bir hacının serüvenini anlatarak belgeselden ziyade kurmaca bir film havası vermeyi hedeflemektedirler. Hacı rolünde Murat Tok isimli oyuncu rol alır. Hacı adayı köyünde etrafı ile vedalaşır, İstanbul’a gelerek ziyaret yerlerini dolaşır ve bir otobüs kafilesi ile Kâbe’ye doğru yola çıkar. “Bence bu filmin Türkiye’de çekilmiş diğer hac filmlerinden farkı yönetim kadrosu idi.” diyor Emirosmanoğlu ve ekliyor: “Filmin yapımcısı, yönetmeni, yazarı ve diğer elemanları samimi ve konunun uzmanıydılar. Dolayısıyla ortaya ciddi ve kaliteli bir dini film çıkmış oldu.”

 

Film, İstanbul'da birkaç sinemada gösterime girer. Asıl ilgiyi ise Anadolu'da yapılan özel gösterimlerde görür. Böylelikle filmin çekiminde yapılan masraflar geriye kazanılır. Emirosmanoğlu Anadolu’daki gişe başarısını şu cümlelerle aktarıyor: “Film, bilhassa Anadolu’daki özel gösterimlerde olağanüstü ilgi gördü. 16 mm. sinema makinesi ve kopyasıyla birçok şehirde oynattırdık. Belediyeler ve özel kuruluşlar ekibimize kolaylık sağladı. Bilhassa hiç sinemaya gitmemiş halktan filme büyük ilgi vardı. Yani filmi samimi bulup sevmişlerdi.”

Türk sinemasının bin bir emekle çekilen filmlerinin birer kopyasının yönetmenlerde veya yapımcılarda bulunmaması oldukça sık rastlanan bir durum. Ne yazık ki, benzer bir durum Kâbe Yollarında için de söz konusudur. Birçok zahmet ve emekle hazırlanan Kâbe Yollarında filminin bir kopyasına davet edildiği bir gösterim sayesinde ulaşır Ali Osman Emirosmanoğlu: “3-4 sene evvel Ramazan ayında İlim Yayma Cemiyeti Eyüp şubesi Kâbe Yollarında gösterimi yaptı. Davete çok şaşırdım. Gittim. Üyelerinin birinde 16 mm. kopya varmış. Yıllar sonra filmi seyretmiş oldum. Filmin bazı bölümlerini Oğlum Osman filmimizde kullandığımızdan elimizde Kabe Yollarında’nın negatif-pozitif hiç nüshası yoktu. Yani nedense hiç kopyasını saklamamışız. Filmi seyredince hoşuma gitti. Bilhassa ilahilerin çok özenle hazırlandığı hemen dikkat çekiyordu. Belgesel olarak da bir değeri vardı.”

 

Not: Bu yazıda kullanılan kaynaklar Ali Osman Emirosmanoğlu’nun yayına hazırladığı hatıratlarından alınmıştır.