Sanatkârlarımızı Tanıyalım: Bedia Muvahhid Hanım
Belge April 02, 2015

1924 yılında Sinema Postası'nda Vedat Örfi Bengü, Bedia Muvahhid ile ilgil bir yazı kaleme alır. Örfi'ye göre bir İslam hanımının sahneye çıkması şanlı olduğu nisbette mûcib-i takdir bir fedakârlıktır. 

Bu ismi telaffuz ederken, Türk sanayi-i nefîsesine[1] Türk kadınlığının şu son seneler zarfında gösterdiği alâkayı hatırlamamak ve alkışlamamak mümkün değildir.

 

Bugüne kadar temâşâ sahamız, köhne telâkkilere daima kurban olmuştu. İhmal, nisyân, hep bunun müellim bir neticesiydi. Tiyatro, bir mürşid gibi görülmekten ziyade bir müfsit olmak ithamına maruz kaldı.

 

Çok şükür, münevverleşen fikirler, tamamen değilse bile kısmen bu yanlış zanları ortadan kaldırdı. Bugün, bir "Temâşâ"ya sahibiz. İyi, kötü, sağlam, çürük, seyredebileceğimiz, ahlaki derslerin akislerini bulabileceğimiz bir sahnemiz, "sanatkâr" unvanına fazlasıyla layık üstatlarımız, sahnenin itilâsına[2] çalışan rehberlerimiz var.

 

Her mazhariyette sürat aranmamalıdır. Terâkki, itilâ, tedrici olursa muvaffakiyetle neticelenir. Bunun için sahnelerimizi kemiren, istila eden pürüzlü lisanlardan kurtuluncaya kadar, hayli tahammül ettik. Nihayet Darülbedayi, bize ilk muvaffakiyeti gösterdi. Afife’yi tanıttı. Maalesef, hükümetin, manasız tedbirleri, bu muvaffakiyeti de fâsıla-i saltanata[3] uğrattı.

 

Tiyatroyu tamamıyla benimsemeyen, köhne telâkkilerin muharrib[4] neticelerinden kurtulmayan bir memlekette bir İslam hanımının, sahneye çıkması, şanlı olduğu nisbette mûcib-i takdir bir fedakârlıktır.

 

İşte Bedia Muvahhid Hanım, bu fedakârlığın kahraman muzafferlerinden biridir. İctimai mevkiinin yüksekliğine rağmen hiç çekinmedi. Tahtie-âmiz[5] nazarlara göğüs gerdi. Yalnız sanat, münhasıran, sanat aşkıyla, tiyatronun ufkuna, hakikat-i halde bir "edep kürsüsü" demek olan bu sevimli muhite koştu.

 

 

Makalenin tamamını okumak için tıklayınız.

 

V. Ö. [6] 

 

 [1] Sanayi-i nefîse: Güzel sanatlar.

[2] İtilâ: Yükselmek.

[3] Fâsıla-i saltanat: Kesintiye uğratmak.

[4] Muharrib: Yıkan, yıkıcı.

[5] Tahtie-âmiz: Hatalı, hatalarla dolu.

[6] V. Ö. : Vedat Örfi

 

(Latinize: Samime İnceoğlu ve Ayşe Yılmaz)