Çirkin Kral, Ayhan Işık’a Cevap Verdi
Söyleşi April 18, 2015

Artist Dergisi’nin 4 Nisan 1967 tarihinde yayınladığı bir söyleşi haber dikkat çekicidir. Bir süredir çeşitli haberlerle basına yansıyan Ayhan Işık ile Yılmaz Güney arasındaki tartışmada, Güney dergiye önemli açıklamalarda bulunur.

Artist Dergisi’nin 4 Nisan 1967 tarihinde yayınladığı bir söyleşi haber dikkat çekicidir. Bir süredir çeşitli haberlerle basına yansıyan Ayhan Işık ile Yılmaz Güney arasındaki tartışmada, Güney dergiye önemli açıklamalarda bulunur. Bizler de bu tarihi vesikayı yeniden paylaşalım istedik.

 

Çirkin Kral, Ayhan Işık’a Cevap Verdi

 

“Mal ömrün rahatı içindir, yoksa ömür mal biriktirmek için değil. Şeyh Sadi’ye sordular: Mutlu kimdir? Mutsuz insan kimdir? Dedi ki: O kimsedir ki; Sağlığında hem yedi, hem yaşadı, hem de ekti. Mutsuz insan o dur ki, öldü ve bıraktı…”

 

Yılmaz Güney yukarıdaki sözleri, Ayhan Işık’ın kendisini yersiz ve zamansız olarak yermesine karşılık olarak veriyordu. Ayhan Işık bir gazeteciyle konuşmasında onun için: “Şımarık ve tutumsuz bir genç” demişti. Hiç de sinirlendirmemişti bu sözler onu. Yalnız Nebahat Çehre’yle macerasının, Ayhan tarafından pek hafife alınarak ve izam edilerek yorumlanmış şekli Yılmaz’ı üzdüğü görülüyordu. Birbirlerini ilk tanıdıkları günden itibaren Yılmaz ile Nebahat aşk meleği Eros’un oklarıyle kalplerinden yaralanmışlardı…

 

“Ben dedi, evliliğin aleyhinde olduğumu hiçbir zaman söylemedim. Nikahın şart olmadığı fikrinin hiçbir zaman savunucusu olmadım. Nebahat’i tanıdığım günden beri sevdim. Onunla evlenmeyi ilk günden düşündüm. Sonra Ayhan’ın arkasından konuştuğum şeklindeki sözleri de yalandır. Onun her devrinde bazı kişilere karşı hırçınlaşıp değirmenlere hücuma kalkan Donkişot tavırları takınmasını anlayamıyorum. Anlamıyor değilim esasen! Daha doğrusu anlamak istemiyorum. Yoksa onun bana hücum etmek için hayalhanesinde, bilhassa böyle hikayeler kurduğunu, sinsi emelinin hedefini ve asıl manasını bilmiyor değilim.”

 

“Yok Ayhan Işık bir maksatla böyle konuşmamışsa kendisi hakkında sarfetmediğim sözler gerçekte Ayhan Işık tarafından düzülmemişse her söze kolaylıkla inanmak saflığını gösterdiği için ona yine acırım. Kendisinin de itiraf ettiği gibi, topuğundan kaza geçirdiği zaman onu evinde ziyaret ettim. Benim içi başka, dışı başka bir kişi olmadığımı herkes bilir. Ayhan’a ‘geçmiş olsun’ demek için gitmişsem bu ona saygımdan ve sevgimden ileri gelmiştir. Onun takdir ettiğim her topluluktaki konuşmalarımdan anlaşılabilir, ispatlanabilir.”

 

“İkiyüzlülük, vefasızlık, arkadaşlığa ihanet, dostluklara suikast, verdiği sözün aksine hareket etmek, benim gibi gururunu her şeyin üstünde tutan, kullandığı her sözün manasını ve değerini bilen insanların tanımadığı histir.”

 

Yılmaz Güney sonra yanlış anlaşılmış veya yüreğinden hançerlenmiş kimselerin edasıyla sözüne devam etti:

 

“Güven beslediği kimseden cefa gören adamın ne dediğini duymadın mı? Vefa denilen şey ya esasen bu alemde yoktur, kuru bir adı vardır; yahut bu zamanda vefa eden kimse yoktur. Benden ok atmayı öğrenen kimse yoktur ki, sonunda bana nişan almasın…”

 

Yılmaz Güney, Ayhan’ın “Ben bir ölçüyüm” sözüne de değinmeden etmedi. Dedi ki:

“Ayhan kendini Türk sinemasının çok üstünde sayıyor daha doğrusu öyle görmek istiyor. Fakat gerçeklerle karşılaşınca hırçınlaşıyor, meslektaşlarına karşı ahlak hocası edasıyla akıllar vermeye kalkıyor. Onun şu sözlerine bakın ve onun hakkında bitaraf bir müşahit olarak not verin. O diyor ki: Eğer ben bugün film başına 60 bin lira almasam onlar 30 bin liraları rüyalarında görürler.”

 

Yılmaz bu sözün yorumuna geçti: “Evvela Ayhan’ın çok zaman önce sarfettiği bu sözün burasında bir an duralım: Ayhan bugün 60 bin lira alamıyor, fiyatı 30-40 bin civarındadır, bir. Sonra benim fiyatım onunkini geçmektedir, iki. 30 bin liraları rüyalarında görmeyen en az Ayhan kadar yarım düzine artist var, üç. Şimdi Ayhan’ın sarfettiği sözlerinin gerisine gelelim. O diyor ki: ‘Ben bu konudaki ölçüyü taşırmıyorum.’ Eğer taşırmış olsam film başına 100 bin lira istemem gerekir.”