Osmanlı'da "Kutlu Doğum Haftası", Sinema ve Tiyatro
Belge April 20, 2015

1920’de İçişleri Başkanlığı’ndan Polis Müdüriyeti’ne gönderilmek üzere acil tarafından bir tezkire kaleme alınır. Bugünkü adlandırmayla “Kutlu Doğum Haftası” yaklaşmaktadır ve buna hürmeten tiyatro ve sinema gibi eğlence yerlerinin gösterimlerine yasaklama getirilmesi istenir.

Ayşe Yılmaz

 

1920’de İçişleri Başkanlığı’ndan Polis Müdüriyeti’ne gönderilmek üzere acil tarafından bir tezkire[1] kaleme alınır. Bugünkü adlandırmayla “Kutlu Doğum Haftası” yaklaşmaktadır ve buna hürmeten tiyatro ve sinema gibi eğlence yerlerinin gösterimlerine yasaklama getirilmesi istenir. Talep, şimdiki Diyanet İşleri Başkanlığı Şeyhülislâmlık kurumuna bağlı Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye Meclisi tarafından iletilir. Mehmet Akif, Said Nursi, Elmalı Muhammed Hamdi gibi tanınmış kişilerin görev aldığı Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye’nin en baştaki kuruluş amacı, 20. yüzyılın başlarında güçlenen ve Osmanlı topraklarında da faaliyet gösteren İslâm’a muhalif cereyanların reddiyle İslâm âleminde yeni yeni ortaya çıkan birtakım dini meselelerin İslâmi esaslar çerçevesinde halledilmesidir.[2] Kurumun nizamnamesinde Darülhikme’nin bir taassup evi olmayacağından ve dini müsaade ve ruhsatları araştırarak İslâm’ın ihtiyaçlarını karşılayacağı vurgular.[3]

 

Hemen hemen aynı dönemlerde, bunun gibi birkaç olay üzerine yine aynı kurum benzer sebeplerle tezkireler kaleme alır.

 

“Nuruosmaniye Camii yakınında bulunan İkbal Kıraathanesinde Ramazan geceleri teravihten sonra ince saz ile icra-i ahenk edildiği ve İslâm kadınlarından biri tarafından da teganni olunduğu görülmüş olmasına mebni yârü ağyara karşı pek çirkin bir manzara teşkil eden su-i hâlin devam etmesinin men’i zımnında Dahiliye Nezaretine tezkire-i Meşihat-penahî tastiri karargir oldu. 2 Haziran 1335.”[4]

 

“Ser-sazende meşhur İsmail Hakkı Bey’in Beyazıt’ta küşad eylediği “Musika-i Osmanî Hanımlar Dershanesi” menfaatine tahsis edilmek üzere kemanî Kevser, hânende Zehra, tanburî Müşerref, Udî İrfan Hanımlardan ve diğer musiki erkeklerden mürekkeb bir heyet 12 Kânunuevvel 1335 Cuma günü Türk Ocağı Konferans Salonunda kadın ve erkek yüzlerce dinleyici karşısında icra-i ahenk edildiği “ifham” gazetesinde nazar-ı teessüfle görüldüğünden bunun menʻi ve müsebbiblerinin şiddetle tecziyesi zımnında Makam-ı Âlî’ye müzekkere takdimi karargîr olmuştur. 13 Kânunuevvel 1335.”[5]

 

“Ramazan-ı şerif’te Müslümanlar ibadet ve taatta bulunmaları iktiza ederken, şimdiye kadar emsali mesbuk olmayan gündüzleri dahi Şehzadebaşı’nda operet kumpanyası tarafından oyunlar verilmekte olduğu mesmuʻumuz olmuştur. Bundan başka işbu tiyatroda kadınlar erkeklerle beraber bulunmakta oldukları istihbar edilmektedir. Avrupa’da dahi misli görülmemiş bu hallere zinhar meydan verilmemesi hususunda zabîtanın nazar-ı dikkatini celb zımnında Dahiliye Nezaretine tahrir-i Meşihat-penâhi yazılmasına karar verilmiştir.”[6]

 

“Görüyorsun ya! Akılları durduran maddi kuvvetleri ile beraber garb, maneviyatını asla feda edemiyor. Çünkü onsuz yaşayamayacağını pek iyi biliyor. Sen ise maddiyatındaki bu aczinle beraber maneviyatından da uzaklaşmak istiyorsun. Gözünü aç! Aklını başına al! Maneviyatını alçaltacağına, maddiyatını yükselt. Zira bu muvazeneyi temin etmedikçe, -lâkin ancak bu tarzda temin etmedikçe- yaşayamazsın!”[7]

 

Bunun gibi tavsiyeleri ve örnekleri çoğaltmak mümkün. O dönemdeki sinema algısının ‘eğlence’ üzerinden değerlendirilmesi böyle bir tutuma yol açsa bile, günümüzde sinemanın geldiği noktaya bakıldığında, artık birçok yönetmenin filmleriyle eğlenceden çok bir düşünce ve tasarım ortaya koyduğu görülüyor. Milli ve dini değerler bir filmin konusu hâline gelebiliyor; hatta Hz. Peygamber’in hayatına dair ya da mevlid  konulu filmler çekilebiliyor.Bu gibi çabalar, kendi kültürünü yadsımadan, onun ne’liği hususunda kafa yorarak ve tüm bu değerler üzerindeki farkındalığı derinleştirerek yol alınabileceğine dair de umudu diri tutuyor.

 

 

 

 

Dahiliye Nezâreti Emniyet-i Umûmiye Müdüriyeti

50502/1818

Evrâk-ı Umûmi Numarası

Müsevvidi:[8]

Mübeyyizi:[9] [Feyzi?]

Kalem Numarası: Meşihat[10] 33

Tarih-i tesvîd:[11]

Tarih-i tebyîz:[12] 23 Teşrîn-i sânî sene [13]36                                         

Battalının[13] kaleme tarih-i vürûdu[14]

Mukâbele edenler:[15]

    

 

                             Polis Müdüriyet-i Umûmiyesine Tezkire[16]

Gayet müsta‘celdir.[17]

 

Vilâdet-i[18] bâhiri's-saadet-i cenâb-ı risâlet-penâhîye[19] hürmeten tiyatro ve sinemalar ile diğer eğlence mahallerinin icrâ-yı lehv[20] ve luʻbdan[21] men edilme[k üzre] makâm-ı Meşihat-ı celîleden vârid[22] olan tezkirede izbâr[23] kılınmış olmağla âna göre[24] iktizâsının[25] ifası bâbında.                                                                                                                     

D. [Dahiliye] Nezâreti

23.11. 36

Tebyîzi

Bâb-ı fetva[26]

Daire-i Meşihat-i İslâmiye

Mektubi Kalemi[27]

Aded: 65

 

 

                               Dahiliye Nezâret-i Celîlesi Cânib-i Âlîsine

 

Marûz-ı dâîleridir[28] ki

Hulûlü[29] takarrüb[30] eden vilâdet-i bâhiri'l-mes‘adet-i[31] cenâb-ı risâlet-penâhîye hürmeten tiyatro ve sinemalar ile diğer eğlence mahallerinin icrâ-yı lehv ve lu‘bdan men edilmesi için Polis Müdüriyet-i Aliyyesi'ne tebligât-ı lâzıme ifasına himem-i celîle-i dâverîleri[32] sezavâr[33] buyurulması husûsunun Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiye[34] ifadesiyle taraf-ı sâmîlerine[35] beyanına mübâderet[36] kılındı ol bâbda emr u irade hazret-i men lehü'l emrindir. Fî 11 Rebîü’l-evvel sene 1339 ve fî 22 Teşrîn-i sânî sene 1336

Şeyhülislâm namına Müsteşar

[İmza] Tevfik

Heyet

 

 

 

(Latinize: Samime İnceoğlu ve Ayşe Yılmaz)

 

 

 

[1] BOA, Dosya Nr. 48, Gömlek Nr. 26, Fon Kodu: DH.EUM.AYS.

[2] DİA, “Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye” c. 8, s. 506.

[3] Albayrak, Sadık. Son Devrin İslâm Akademisi Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye Teşkilat ve Azaları. Yeni Asya Yayınları, İstanbul: 1973. s. 87.

[4] Albayrak, Sadık. a.g.e. s. 123-124.

[5] Albayrak, Sadık. a.g.e. s. 125.

[6] Albayrak, Sadık. a.g.e. s. 127.

[7] Ceride-i İlmiye, Sayı: 48, sh: 1511-1512.

[8] Müsevvid: Temize çekilecek yazıyı yazan katip.

[9] Mübeyyiz: Müsvedde yazıyı temize çeken katip.

[10] Meşihat: Eskiden İstanbul'da din işlerini yöneten Osmanlı Devletinin Diyanet İşleri Dairesi.

[11] Tesvîd: Müsveddesinin yazılması.

[12] Tebyîz: Müsveddenin temize çekilmesi.

[13] Battal: Hükümsüz.

[14] Vürud: Geliş.

[15] Mukâbele edenler: İnceleyen ve gözden geçirenler.

[16] Tezkire: Herhangi bir iş için izin verildiğini bildirmek üzere alınan resmi vesika.

[17] Müsta‘cel: Hızlıca yapılması gereken.

[18] Vilâdet: Doğum.

[19] Bâhiri’s-saadet-i cenâb-ı risâlet-penâhî: Hz. Peygamber’i yücelten sıfatlardan biri.

[20] Lehv: Eğlence, oyun.

[21] Luʻb: Oyun.

[22] Vârid: Gelen.

[23] İzbâr: Yazı ile bildirme.

[24] Âna göre: Ona göre.

[25] İktizâ: Gerek, ihtiyaç.

[26] Bâb-ı fetva: Osmanlı Devleti’nde Şeyhülislâmlık makamını tanımlayan ifadelerden biri.

[27] Mektubi Kalemi: Yazı İşleri.

[28] Marûz-ı dâîleridir: Duacı kulunuzun arzıdır.

[29] Hulûl: Erişme, gelip çatma.

[30] Takarrüb: Yakınlaşma, vaktin gelmesi.

[31] Mes‘adet: Mutluluk.

[32] Himem-i celîle-i dâverîleri: Yüce hükümdarın himmetleri.

[33] Sezavâr: Münasip, uygun.

[34] Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiye: 1918-1922 yılları arasında Şeyhülislâmlığa bağlı olarak faaliyet gösteren, İslâm akademisi hüviyetinde ilmî kuruluş.

[35] Sâmî: Yüksek, yüce.

[36] Mübâderet: Bir işe hemen girişme, teşebbüs etme.