100 Yılda Değişenler ve Aynı Kalanlar
Mukadder Gezen - Makale 20 Mayıs 2014

Pek çok keşif gibi sinematograf da öncelikle askerî alanda devletin kullandığı propaganda aygıtlarından biriydi.

 

Pek çok keşif gibi sinematograf da öncelikle askerî alanda devletin kullandığı propaganda aygıtlarından biriydi. Kısa bir zaman sonra Osmanlı Devleti sınırları içinde “sinematograf göstermek imtiyazı” hazine için faydalı olacak şekilde “himâye” edildi. Kimin, nerede, nasıl “kordela”lar göstereceğine dair sınırlar belirlendi. Desteklendi, vergilendirildi. Kadınların sinematograf seyretmelerinde bir engel olmadığına da bu arada karar verildi. (1) Bugün, “Sinema tarihi nerede aranmalı?” sorusunun pek çok yanıtı vardır. Bilim ve Sanat Vakfı bünyesinde devam eden Türk Sineması Araştırmaları projesi bu soruya yeni bir yanıt daha veriyor: “Kadın Tarihi”nde.

 

Osmanlı kadın hareketinde önemli bir yeri olan, Nuriye Ulviye Mevlan Civelek'in(2) çıkarttığı Kadınlar Dünyası dergisinin ve bu derginin sadece kadın mürettiplerin çalıştığı matbaasının sinema tarihi için de önemli olduğu Türk Sineması Araştırmaları proje koordinatörü Murat Pay'ın bulduğu bir belge ile araştırmacıların dikkatine sunuluyor.

 

Kadınlar Dünyası

Kadın dergilerinin "büyük büyük babaannesi" olarak bilinen Kadınlar Dünyasıdergisinin matbaasında Alafranga Yaşamak Yolları adında bir kitap basılır. Kitap ziyaretler, resmi ve gayri-resmi ziyaretler, kartvizit ve ziyaret kartları, yemek ve sofra kuralları, doğum ve evlilik konularında âdâb-ı muaşeret bilgilerini içermektedir.

 

Mevzubahis kitabın arka iç kapağında, Alemdar Sineması sahibinin kendi dilinden satırlar yer alır. İlanın basıldığı tarihte, Alemdar sineması kadınların ve erkeklerin aynı salonda film seyrettikleri ilk sinema olma özelliğini henüz kazanmamıştır. Ancak, Alemdar Sineması’nın Kadınlar Dünyası okurlarını, hedef seyirci kitlesi olarak gördüğü bu ilandan anlaşılmaktadır. Sinema sahibi, hem bir kitaba reklam vermenin kalıcı etkilerini göz önünde bulundurmuş hem de bunun için “a-la-frangalaşma”yollarını merak edenler tarafından okuma dolaşımına sokulacak bir kitabı seçmiştir. 

 

Takvimler Kurtuluş Savaşı’nı göstermektedir...

Alemdar sinemasının yeni müdürü, “Müdür: Muzaffer” imzasıyla yazdığı satırlarda “akdemce ecnebi taht-ı idaresinde” (3) bulunan sinemanın artık kendisine ait olduğunu ve diğer sinemalardan daha “ehven fiyatlar”a, (4)  “cümlesinden daha parlak kordelalar ittihab ettiği”ni (5) anlatır. Sinema kültürünün ilk dönemlerinde film araları yemek-içmek, check-in yapmak için değil de canlı müzik dinlemek için ayrılan vakitlerdi. Yalnızca “en parlak kordelaları” getirmek, bu zevki tiyatro kültüründen tevarüs eden sinema seyircisini çekmeye yetmiyordu. Görüntü kalitesi yüksek filmlerin yanında, iyi bir musiki icrası sunmak da gerekiyordu. Bu nedenle sinema müdürü “elektrikle işler piyano dahi” getirttiğini söyler. 1915 tarihinde seyirci çekebilmenin bir diğer yolunun “fevkalade hissî ve bütün manasıyla güldürücü kordelalar” olması ise sinema zevkinin yüz yılda pek değişmediğini gösteriyor. Elbette kadın hakları açısından da sadece mücadelenin alanı değişmiştir. İlk olarak sinematograf seyretme hakkını kazanan kadınların bugün oyuncu olarak sinemada yer alması tartışılmasa da, hâlâ filmin esas kızı, esas oğlanla aynı ücreti alamıyor. Sinema tarihi, kadın tarihi ve mücadelesinden bağımsız yazılamıyor.

 

 

(1) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Dahiliye Nezareti İdare Evrakı, Dosya No.65, Gömlek No.27.

(2) Aykırı Kadınlar, Osmanlı'dan Günümüze Devrimci Kadın Portreleri", Hüseyin Aykol, İmge Kitabevi Yayınları / İnceleme-Araştırma Dizisi, Haziran 2012.

(3) “Daha önce yabancı idaresinde”

(4) “Daha uygun fiyatlar”

(5) “Hepsinden daha parlak filmler getirttiği” Görüntü kalitesinin daha iyi olduğunu belirtiyor.

YORUMLAR

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz.