Sinema Hakkında Notlar -2-
Cevdet Reşid - Belge 10 Ağustos 2015
1921'de Yarın dergisinde Cevdet Reşid'in yazdığı yazıların ikincisini yayınlıyoruz. Cevdet Bey bu yazısında Fransa'daki izlenimlerinden yola çıkarak sinema ile ilgili daha çok teknik bilgilere yoğunlaşır, tanım ve tasnifler yapar.

 

Hâlbuki daha kurnaz propagandacılar yapmak istedikleri tesiri bir mevzu içinde yaparlar. Bu sûretle siz intihâb edilen[1] mevzuun kâh müzeyyen ahlak vadilerinde dolaştırılır, kâh muhitinizdeki yalçın dağların Şaʻr zirvelerine[2] yükseltilerek başınız döndürülür. Siz mevzuda bir kahraman şahsiyet veya bir kahramanlık hadisesi intihâb etmişsinizdir. Artık hissiyatınıza hâkim değilsiniz. Siz, size rehberlik eden hikâyedeki hadisâtın[3] mecrasını takiben onun esiri kalırsınız. Hissiyatınız rikkat[4] peydâ ettikçe[5] vakanın üzerinizdeki tesiri mebsûtan[6] mütenasip olarak tezâyüd eder.[7] Bu tesirler sizi sanatın mahûf[8] derinliklerinde tatlı ziya oyunlarıyla o kadar gaşy etmiş,[9] yükseldiğiniz Şaʻr hissiyatınızda öyle bir ihtilal yapmıştır ki siz o anda idrakinizle muhakemeden ziyade mevzuun mebdeʻi[10] gibi düşünürsünüz. Matlûb[11] da budur.

 

- Bu tesirden kendini kurtaranlar pek azdır –

 

***

 

Sinema ile ilancılık da gittikçe terakki ediyor.[12] Pek yakında canlı kataloglar göreceğizdir. Fransa’nın güzide metür ansenlerinden[13] Mösyö Semery[14] bu hususta muhtelif ticarethaneler ile müzakereye girişmişti.

 

Dünyanın herhangi bir noktasında mesela L… Fabrikası bir şube açmayı istiyor. Orada sergi için vazı muktezî[15] birçok makineler, otomobiller, motorlar… elh [ilâ âhiri]nin nakli pek külfetli olacak matbu bir katalog ile ise müşteriye kâfi derecede izahat verilemeyeceğinden makineleri… ve elh sinema ile teşhir edecekler ve izahatını ameli bir sûrette göstereceklerdir.

 

Mösyö Semeri’nin müspet netice veren diğer bir projesi daha var. Bunu aile sineması şeklinde tarif zannederim doğru olur:

 

Ailenizi teşkil eden erkân[16] istediğiniz vaziyette sinemaya alınıyor, aile hayatınızdaki mühim vakâyi[17] de sinema ile tespit ediliyor. Mesela izdivacınız merasimi, çocuğunuzun dünyaya gelmesi akrabanızdan bir zâtın[18] cenaze merasimi gibi… Bu parçalar ailenin vesâik-i hazinelerinde[19] archives’lerinde hıfz ediliyor.[20] Bilahare siz veya çocuklarınız istediğinizde o parçaları görerek ihyâ-yı hatırat[21] edersiniz. Hatta büyük familyaların aile tarihlerini sinemaya aldırarak on binlerce frank sarf ettiklerini biliyorum.

 

Müterakki[22] memleketlerde maarifler sinemanın fenni kıymetinden her sûretle istifadeyi düşünmüşlerdir. Coğrafya, sanayi, ziraat ve elh gibi tedrisâtın[23] büyük bir kısmı sinema ile yapılıyor. Relantisseur vasıtasıyla muhtelif harekât tahlil edilebiliniyor. Rölantisör, Appareil de prise de vue’ye[24] rabt edilen[25] bir motordur.

 

Bir sinema şeridindeki resimlerin adedi alınan sahnedeki harekâtın sürati ile makûsen[26] mütenasiptir. Yani on saniye sürecek bir sahne için (sahnedeki harekâtın sürat-i tabiiyesini muhafaza etmek şartıyla) tahminen bir buçuk metre bakire pelikül lazımdır. Biz eğer sahneyi hâl-i tabiisinden[27] daha seri göstermek istersek (komik filmlerdeki öteye beriye çarparak koşuşmalar gibi) aynı müddet zarfında daha kısa pelikül sarf etmek. Bu sûretle tespit edilen hayallerin yani fotoğrafların adedini azaltmamız iktiza eder.[28]

 

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

 

[Latinize: Samime İnceoğlu ve Ayşe Yılmaz]

 

[1] İntihâb edilmek: Seçilmek.

[2] Şar Dağları’nın kastedildiği düşünülmektedir.

[3] Hadisât: Olaylar.

[4] Rikkat: İncelik.

[5] Peydâ etmek: Ortaya çıkarmak.

[6] Mebsûtan: Yayılarak.

[7] Tezâyüd etmek: Artmak.

[8] Mahûf: Korkunç, tehlikeli.

[9] Gaşy etmek: Kendinden geçmek.

[10] Mebde’: Başlangıç, esas.

[11] Matlûb: İstenilen.

[12] Terakki etmek: İlerlemek.

[13] Metteur en scène: Sahneye koyan, yönetmen.

[14] 17.2.1926 tarihli Moniteur d’Issoire gazetesinde L'abbé Pellegrin rolünde oynayacağı yazılı kişi.

[15] Muktezî: Gerekli.

[16] Erkân: Temeller, esaslar.

[17] Vakâyi: Olaylar.

[18] Zât: Kişi.

[19] Vesâik-i hazine: Arşiv belgeleri.

[20] Hıfz edilmek: Saklanmak.

[21] İhyâ-yı hatırat: Anıları canlandırmak.

[22] Müterakki: İlerlemiş, gelişmiş.

[23] Tedrisât: Öğretim.

[24] Appareil de prise de vue: Görüntü alma aleti, aparatı.

[25] Rabt etmek: Bağlanmak.

[26] Makûs: Zıt olarak.

[27] Hâl-i tabii: Normal hali.

[28] İktiza etmek: Gerekmek.

YORUMLAR

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz.