1914’te Sinemada Yükselen Sesler: “Türkçe Yazı Görmek İsteriz”
Ayşe Yılmaz - Belge 28 Ağustos 2015

Yüz kadar talebe ve destekçileri, polis müdürünün de teşvikiyle akşamları sinemaya giderek gösterim esnasındakiler dâhil bütün yazıların Türkçe yazılmasını ister. Hatta ıslık çalıp gürültü yaparak halkın seyrine de mani olur. 

 

15 Şubat 1914 tarihinde Aydın Valisi Rahmi Bey tarafından bir şifre kaleme alınır.[1] Talebelerin sinema önlerinde ıslık çalarak gürültü çıkarması olayını kısaca özetleyerek isteğini dile getirir.

 

Yüz kadar talebe ve destekçileri, polis müdürünün de teşvikiyle akşamları sinemaya giderek gösterim esnasındakiler dâhil bütün yazıların Türkçe yazılmasını ister. Hatta ıslık çalıp gürültü yaparak halkın seyrine de mani olur. Bunun üzerine sinemacıların müracaatıyla birlikte talebelerin de içinde bulunduğu bir komisyon kurulur. Konuyla ilgili ne gibi hususların gerektiği, ne kadarının uygulanıp uygulanamayacağı üzerine kafa yorulur. Bu iş için gerekli tutarın Avrupa’dan sorulmasının ardından sonuca göre karar verileceği üzerinde fikir birliğine varılır.

 

Genç Türkler Sinemada

 

Ancak onca vakit geçmesine rağmen hâlâ hiçbir şey yapılmadığını gören talebeler ve destekçileri yine aynı tavrı devam ettirir. Talepleri tek ve nettir aslında: “Türkçe yazı görmek isteriz.”

 

Vali bu ifade karşısında, talebeleri isteklerinden vazgeçmeleri konusunda uyarmaktan ve herhangi bir cam kırma vs. gibi hasar durumunda yalnızca tevkif etmekten öte yardımda bulunamayacağını sinemacılara bildirir. İstanbul’da[2] benzer olaylardan sonra neler yapıldığının sorulması için bir hafta beklenileceği sözünü verir.

 

Verir vermesine ama bir akşam, bir polisin keyfi şekilde bu kararı kabul etmemesi üzerine, talebelerin yine toplandığı haberini alan Fransız konsolosunun sinemaya gideceğinden habersizdir. Fransız konsolosu, polisi içeri alıp kendi hayatını koruması konusunda uyardıktan sonra “Şimdi bunları dağıtınız veya gemiden asker çıkartacağım.” dediği yanında dilini anlayan biri tarafından tercüme edilir. O sırada perde arası verilir ve bu sözü işittikten sonra halkla birlikte talebeler de dağılır.

 

Vali, bu olay öncesinde, ertesi gün için gemi kumandanını yemeğe davet eder ve kendisi de üç gün sonrasında gemiye davetlidir. Ancak yemekte bu konudan hiç bahsedilmez. Ta ki ikinci konsolos müdüriyete gelip durumdan haberdar olduğunu, kesinlikle böyle sözler sarf edilmediğini; yine de sorup tekrar kendisini bilgilendireceğini söyleyene kadar.

 

Konuyla ilgili İzmir’den Tasfir-i efkâr gazetesine bir telgraf çekilir:

“Deraliyye’de Tasfîr-i[3] efkâr

Sinemalarda tezahürat şiddetli Genç Türkler, Fransız konsolosuyla karşı karşıya geldiler konsolos blöf yaptı Fransız zırhlısından asker çıkaracağından bahsetti Genç Türkler bu çirkinliğe karşı esefle dağıldılar.

Hamdi”

 

İstanbul Telgrafhanesi Nöbetçi Başmemuru Galip tarafından telgrafın yerine gönderilip gönderilmemesi sorulur. Bunun yanında İçişleri Bakanlığı’ndan, Hamdi imzasıyla çekilen telgrafın kopyasının incelenerek Aydın vilayetinin bu konuda herhangi bir şey yapıp yapmadığının bildirilmesi istenir. Ancak o tarihli taranan gazetelerde -muhtemelen yayımlanmadığından- böyle bir habere rastlanmaz. Yalnızca gazetede şu şekilde bir yazı yer almaktadır:

 

[4]Türkçe Konuşulacak

İzmir -kasaba ve temdidi hattı ile Bandırma-

Soma hattı memûrîn[5] ve müstahdimînin[6] gerek kendi aralarında ve gerek ahali ile yalnız Türkçe ve bilmeyenlere karşı da yalnız Fransızca idare-i kelam eylemeleri hakkında Nafia Nazırı[7] Cemal Paşa[8] tarafından vâki olan[9] talep, mezkur[10] hatîrin[11] Dersaadet’te[12] bulunan vekil-i umûmisi Mösyö (Delone) tarafından der-akab[13] kabul edilmiş ve kumpanya memurlarına bu yolda evâmir[14] ve talimat-ı katiye[15] itâ[16] olunmuştur. Nafia nazırı paşanın bu gibi mesâilde[17] göstermekte oldukları himmet ve hamiyetler cidden takdire sezâdır.[18]

 

Keçiye can kaygısı, kasaba et…

 

Vali Rahmi Bey’in emriyle 1914’te başlatılan bu Türkçeleştirme akımı ile gayrimüslim okullar dâhil bütün okul ve işletmelerde Türkçe kullanma zorunluluğu getirilir.[19] Terakki kadrosu izlemekte olduğu bu gibi politikaların başarısı için güçlü bir toplumsal desteğe ihtiyaç duyduklarını anlamıştır.[20] Kuşkusuz beklenilen destek Türk Ocağı’nın tüm kadrolarından gelir; İttihat ve Terakki de ocaklılara kapılarını ardına kadar açar. Bu durum İzmir için de böyledir. 1912’de sözde kültürel ve sosyal çalışmalar yapacağı ve siyasetle uzaktan yakından ilgisi olmayacağı vurgulanarak kurulan İzmir Ocağı,[21] Tiyatro Heveskaran Cemiyeti’nin de desteğiyle Türkçe kullanma kampanyası başlatır. Türkçe kullanılmayan İzmir sinemalarının uyarılması, ıslık ve düdüklerle gürültü yapılması, kentteki Rumca ve Fransızca levhaların değiştirilip Türkçenin hâkimiyetinin sağlanması yönünde İzmir Ocağı’nda bir komite oluşturulur. Reis Mehmet Necip Bey’in[22] de katkılarıyla İzmir Ocağı dil meselesinde Türkçülüğün simgesi haline gelir.[23]

 

Türkçülüğün bu kadar ilgi gördüğü bir dönemde Vali’nin bu şifreyi yazması ilginçtir. Koç Bilekli Vali -İzmir’in bombalanması sırasında aldığı tedbirlerden dolayı kendisine takılan lâkap- İttihat ve Terakki’nin önde gelenlerinden Rahmi Bey’in[24] bilinen resmi görevinin dışında, ekonomisi yabancılaşan Ege Bölgesi’nde Türkiye’nin çıkarlarını ne pahasına olursa olsun gözetmek gibi özel bir siyasal görevi de vardır.[25] Bu yüzden Vali, şehrin ekonomik hayatını elinde bulunduran ve çoğunluğu İngiliz, Fransız ve Rumlardan oluşan yabancılara iyi davranır; bu doğrultuda merkez-i umuminin emirlerini hiçe sayarak savaş süresince onları eterne etmez.[26] Böylece liberal siyaseti ve idaresi ile İzmir’i yabancı uyrukluların en az tedirgin oldukları bir bölge haline getirir.[27]

 

Hem halkın hem de öğrencilerin akın ettikleri bir dönemde bu olayların sinemada gerçekleşmesi ise pekâlâ tesadüf değildir. Tüm bunlar Osmanlı’da sinemanın daha ilk günlerinden itibaren -hatta ordu desteğiyle hayat bulduğu da göz önüne alınırsa- politikayla içli dışlı olduğunun en önemli kanıtlarından biridir.

 

 

 

 

[28]Bâbıâli

 

Dahiliye Nezareti

Şifre Kalemi

1487

Bihi

Aydın Vilâyeti’nden vârid olan[29] şifredir

C[30] 1 Şubat sene [1]329

Bir buçuk ay kadar evvel bazı kazaları[31] devrim[32] esnasında polis kısm-ı adlî reisinin ihtirâʻ[33] ve teşvikiyle yüz kadar talebe ve sâire muhtelif akşamlar sinemaların her birine giderek oyun esnasında gösterilen bi’l-umûm[34] yazıların aynı zamanda Türkçe olarak dahi gösterilmesini talep ve ondan sonraki günler bu taleplerini tekrar ile beraber icrâsını teminen ıslık çalmak gürültü etmek sûretiyle oyunların halkça temâşâsını[35] işkâlen[36] men etmekte devam eylediklerinden sinemacıların müracaatıyla talebelerle beraber muhtelit[37] bir komisyon teşkil etmişler ve ne gibi husûsatın[38] arzu edildiğini ve kabil-i icrâ[39] olup olmadığını bade’l-müzakere[40] ne kadar fazla masrafın ihtiyârı[41] lazım geleceğini de Avrupa ile muhabereye[42] karar verilerek netice-i muhabereye intizâren[43] meselenin o şekline nihayet vermişler bu defa hayli zaman geçtiği halde bir şey yapılmadığını gören talebe ve sâire işe tekrar mübâşeret ettiklerinden[44] sinemacılar ikinci akşam hükümette odama gelerek talebenin şu harekâtının[45] menini istemişler ve tarafımdan da talebenin Türkçe yazı görmek isteriz tarzındaki metâlibine[46] mukâbil[47] Türkçe yazı istemeyiniz diyeyim fakat gürültü edenler meyânında[48] bir cam kıran başka şekilde hasarâtta[49] bulunan olursa derhal tevkif ettiririm fakat yapabileceğim bundan ibarettir dedim kendileri de bu arzuların gayr-ı kabil-i icrâ[50] olduğundan bahsettiler ve en-nihayet İstanbul’da yapılanın burada da kabil-i icrâ olabileceğini ve o derece bir şey yaptıkları halde talebenin irzâ[51] ve iskât[52] edilebileceğini söyledim İstanbul’dan ne yapıldığı kendi taraflarından sorulması kabul edildi ve bir hafta intizâr olunması teklif olundu talebeye de bu sûretle tebligat icrâsı polis müdüriyetine havale edildi sinemacılara da bir hafta serbest kalabilecekleri ve talebenin intizâr edeceği bildirildi bir akşam polisin keyfî bu kararı kabul eylememesi ve talebenin toplanmış olduğunu haber alan Fransız konsolosu da sinemaya gitmiş orada bulunan polise içeri girip kendi hayatını muhafaza etmesini bade’l-ihtâr[53] ve polisi içeriye alarak şimdi bunları dağıtınız ve yahut gemiden asker çıkartacağım dediğini yanında bulunan birisi bi’t-tercüme söylemiş o sırada esasen perde arası gelmekle halk dışarı çıkmış ve talebe de dışarıda dağılmış vakadan bir gün evvel konsolos tarafından gemi kumandanı ile beraber üç gün sonra için öğle yemeğine davet edildiğimden onlardan evvel ve vakanın ertesi gün akşamı yemeğine de kendilerini davet etmiştim ziyafetimize gelecekleri gün meseleyi mevzubahis etmek istemedim esnâ-yı ziyafette de bu meseleden hiç söz açılmadı ertesi gün ikinci konsolos umûr-ı ecnebiye[54] müdürüne bir iş zımnında[55] geldiğinde ümit edilmeyen bu rivayetin hakikaten birinci konsolosun ağzından çıkıp çıkmadığının sorulması üzerine birinci konsolosun meseleyi tamamen kendisine hikâye etmiş olduğunu ve fakat böyle bir şey katiyen söylememiş bulunduğunu maamafih[56] bunu sorup malûmat vereceğini cevaben bildirmiştir Avusturya konsolosu da aynı meseleden bir takrirle[57] şikâyet ederek bir hafta müddet intizâren talebenin gürültü yapmasının önü alındığı bildirildiği halde Avusturya tebaasından bir sinemacının aynı şekilde ızrâr[58] edildiğini bildirmiştir meselenin şekli budur bugün evvelce mukarrer olduğu üzere Fransız konsoloshânesinde öğle yemeğine davetli bulunuyoruz kısm-ı adlî reisinin buraya göre intihâb[59] buyurulacak birisiyle becâyişlerinin[60] bir an evvel icrâsını şu münasebetle rica ederim.

Fî 2 Şubat sene [1]329

3 vürûdu[61]

Vali

[İmza] Rahmi

 

 

Emniyet-i Umûmiye Müdüriyetine suâl[62]

Emniyet-i Umûmiye Müdüriyetince görülüp iade kılındı evrakı sıyânet[63]

Fî 3 sene-i minhu[64]

Telgrafnameyi getirene bahşiş verilmeyecektir.

4613

Sûret[65]

Dahiliye Nezaret-i Celîlesine

Ahz[66]:

Numarası:

Vasıta Merkezi: Deraliyye[67]

Tarih: 30 Kânûn-ı sânî [1]329

Saat: 11 Dakika: 45   Akşam

Memur İmzası: Bende [Abdurrahman]

Devlet-i Osmaniye Telgraf ve Posta ve Telefon Nezareti

Hükümet muhaberât-ı[68] telgrafiyyeden dolayı bir gûna[69] mesuliyet kabul etmez.

Sevk[70] veya keşîde[71]:

Numara:

Tarih:

Saat   Dakika:

            Memur İmzası:

 

Muhrec[72]: İzmir

Tarik:             

Numara: 35517          

Aded-i kelimât[73]: 31  

Tarih:  

İşârât-ı muhtemile:

Sabah 10        

Akşam Akşam [tahrirat]

Sûret

Deraliyye’de Tasfîr-i[74] efkâr

Sinemalarda tezahürat şiddetli Genç Türkler, Fransız konsolosuyla karşı karşıya geldiler konsolos blöf yaptı Fransız zırhlısından asker çıkaracağından bahsetti Genç Türkler bu çirkinliğe karşı esefle dağıldılar.

Hamdi

 

 

 

Dahiliye Nezaret-i Celîlesine

Sûreti bâlâya[75] menkul[76] İzmir’in 35517 numaralı fî 30 Kânûn-ı sânî[77] sene [1]329 tarihli telgrafının mahalline sevk edip edilmemesi istîzân[78] olunur ferman.

Fî 30 Kânûn-ı sânî sene [1]329

İstanbul Telgrafhanesi Nöbetçi Başmemuru Galib

 

 

Dahiliye Nezareti

Evrak-ı umûmi Numarası

Müsevvidi[79]

Mübeyyizi[80]

Kalem Numarası

Tarih-i tesvîd[81]: Fî 1 Şubat sene [1]329

Tarih-i tebyîz[82]: 1 minhu

Bihi

Aydın Vilayetine

Mahrem şifre[83]

[İmza] Muhammed Emin

Battalının[84] kaleme tarihi vürûdu

Mukabele[85] edenler

Hamdi imzasıyla İzmir’den Tasfîr-i efkâr’a çekilip buraca tavzîf[86] olunan 30 Kânûn-i sânî sene [1]329 telgrafiye kopyasının mütalaasıyla mahiyet-i mesâile[87] hakkında izahat[88] itâ[89] ve vilayetçe bu bâbda bir şey yapılmış mıdır inbâsı[90]

 

Tebyîz

 

 

[Latinize: Samime İnceoğlu ve Ayşe Yılmaz]

 

[1] BOA, Dosya Nr. 15, Gömlek Nr. 5, Fon Kodu: DH.KMS.

[2] İstanbul’da gerçekleşen olaylar için bkz., BOA, Dosya Nr. 52, Gömlek Nr. 17/4-5, Fon Kodu: DH.EUM.EMN.

[3] Tasfîr: Islık çalma.

[4] Tasvir-i efkâr gazetesi, 11 Şubat 1914, 5. Sene, Nr. 992.

[5] Memurîn: Memurlar.

[6] Müstahdimîn: Hizmetliler.

[7] Nafia Nezareti: Nafia Nazırlığı ya da Nafia Nezareti Osmanlı Devleti'nde Bayındırlık Bakanlığı'na verilen isimdir.

[8] Ahmed Cemal Paşa: 1872-1922 tarihleri arasında yaşamış Osmanlı siyaset adamı ve asker, İkinci Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin üç liderinden biridir.

[9] Vâki olmak: Ortaya konmak.

[10] Mezkur: Bahsi geçen.

[11] Hatîr: Tehlikeli durum.

[12] Dersaadet: İstanbul.

[13] Der-akab: Akabinde.

[14] Evâmir: Emirler.

[15] Kati: Kesin.

[16] İtâ: Vermek.

[17] Mesâil: Sorunlar.

[18] Sezâ: Layık.

[19] Özmakas, Yavuz. Koç Bilekli Vali Rahmi Bey’in İzmir Günleri. İzmir: Şenocak Yayınları, 2011, s. 59.-60.

[20] Ahmed. Feroz. İttihat ve Terakki 1908-1914. İstanbul: Kaynak Yayınları, 1986, s. 9.

[21] Ahmet Mehmetefendioğlu. “Rahmi Bey’in İzmir Valiliği.” Çağdaş Türkiye Araştırmaları Dergisi c.1, s.3 İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Yay., 1993, s. 347-370.

[22] Mehmet Necip Bey, Türklük, milliyet ve vatanperverlik konularında İzmirli Türkçü gençleri Turan ütopyasına kapılmaları konusunda uyarır. Turancılığı bize yabancı, zararlı ve hayali bir ideal olarak reddeder. Ona göre Türkçülük “…Anadolu ve Rumeli Türklerine dayanan ilmi bir ideal olmalıdır…” Türkçülük fikrinin bir program, bir sistem haline geliştirilişine tanık olunmaktadır. Hakkında bilgi için bkz., Huyugüzel, Ömer Faruk. Necip Türkçü. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1988, s. 75.

[23] Güneş, Günver. “İzmir Türk Ocağı (1912-1919).” Kebikeç 4 (1996): 149-158.

[24] Mehmetefendioğlu, Ahmet. a.g.m., s. 347.

[25] Aksoy, Yaşar. Bir Kent Bir İnsan, İzmir’in Son Yüzyılı - S. Ferit Eczacıbaşı’nın Yaşamı ve Anıları. İstanbul: Eczacıbaşı Vakfı Yayınları, 1986, s. 125.

[26] Eterne etmek: Gözetmek, gözaltına almak.

[27] Mehmetefendioğlu, Ahmet. a.g.m., s. 358.

[28] BOA, Dosya Nr. 15, Gömlek Nr. 5, Fon Kodu: DH.KMS.

[29] Vârid olmak: Gelmek, ulaşmak.

[30] C: Cevabi yazı.?

[31] Kaza: İlçe, illerin alt birimi.

[32] Devir: Dolaşma.

[33] İhtirâʻ: Bilinmeyen bir şeyi keşfetmek, ortaya çıkarmak.

[34] Bi’l-umûm: Genel olarak.

[35] Temâşâ: Seyretme.

[36] İşkâlen: Zorlaştırarak, güçleştirerek.

[37] Muhtelit: Karışık.

[38] Husûsat: Hususlar.

[39] Kabil-i icra: Uygulanabilir.

[40] Bade’l-müzakere: Görüştükten sonra.

[41] İhtiyâr: Seçmek.

[42] Muhabere: Haberleşme.

[43] İntizâr: Bekleme.

[44] Mübâşeret etmek: Bir işe girişmek, başlamak.

[45] Harekât: Hareketler.

[46] Metâlib: İstekler.

[47] Mukâbil: Karşılık gelen.

[48] Meyân: Ara.

[49] Hasarât: Hasarlar.

[50] Gayr-ı kabil-i icra: Uygulanamaz.

[51] İrzâ: Bir kimsenin gönlünü yapmak, razı etmek.

[52] İskât: Susturmak.

[53] Bade’l-ihtâr: Uyarmadan sonra.

[54] Ecnebi: Yabancı.

[55] Zımn: Maksat, gaye.

[56] Maamafih: Öyle olmakla birlikte.

[57] Takrir: Dilekçe.

[58] Izrâr: Zarara uğratmak.

[59] İntihâb: Seçme.

[60] Becâyiş: Yer değişme.

[61] Vürûd: Geliş.

[62] Suâl: Soru.

[63] Sıyânet: Himaye ve muhafaza.

[64] Sene-i minhu: Aynı sene.

[65] Sûret: Kopya.

[66] Ahz: Alma, kabul etme.

[67] Deraliyye: İstanbul.

[68] Muhaberat: Haberleşme.

[69] Gûna: Tür, çeşit.

[70] Sevk: Gönderme.

[71] Keşîde: Çekilmiş.

[72] Mahrec: Çıkış yeri.

[73] Kelimât: Kelimeler.

[74] Tasfîr: Islık çalma.

[75] Bâlâ: Yukarı.

[76] Menkul: Nakledilen.

[77] Kânûn-ı sânî: Ocak ayı.

[78] İstîzân: Bir hususta izin istemek.

[79] Müsevvid: Temize çekilecek yazıyı yazan katip.

[80] Mübeyyiz: Temize çekilen yazıyı yazan katip.

[81] Tesvîd: Müsveddesinin yazılması.

[82] Tebyîz: Müsveddenin temize çekilmesi.

[83] Mahrem şifre: Gizli yazı.

[84] Battal: Hükümsüz.

[85] Mukabele: Gözden geçirme.

[86] Tavzîf: Görevlendirmek.

[87] Mahiyet-i mesâile: Sorunların iç yüzü, aslı esası.

[88] İzahat: Açıklamalar.

[89] İtâ: Vermek, sunmak.

[90] İnbâ: Haber verme, bildirme.

YORUMLAR

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz.