Musiki ve Sinema
Belge 23 Aralık 2015

1927’de Artistik Sine’de yayınlanan bir makale sinema için müziğin ehemmiyetine vurgu yapıyor: “Müzik, bir filmin muvaffakıyet kazanması için elzem bir amildir, iyi bir müzik, hatta adi bir filmin bile kıymetini yükseltebildiği gibi fena bir müzik de iyi bir filmi berbat eder.”

İşte, şimdiye kadar belki bin defa bahsedilen ve müşterilerini memnun etmek isteyen sinema müdürleri tarafından ehemmiyetle nazar-ı itibara alınacak bir mesele.

 

Müzik, bir filmin muvaffakıyet kazanması için elzem bir amildir, iyi bir müzik, hatta adi bir filmin bile kıymetini yükseltebildiği gibi fena bir müzik de iyi bir filmi berbat eder.

 

İşte, böyle bir hal, “Metro-Goldvin-Mayer”[1] film müessesesi mamulâtından[2] “Sally, Iren, Mari”[3]filminin başına geldi… Gayet fena besteler çalan bir müzikanın refakatiyle irâe edilen[4] bu film de öylece kıymetini kaybetti.

 

Bu film, gürültülü bir müzika, Amerikakâri[5] velveledâr[6] bir cazbandı[7] icap ettirdiği halde bilakis bir salon orkestrası, Mariça,[8] Bayader[9] vesaire çalıyordu. Ne bir saksafon, ne bir davul vardı. Film de, bu miskin müzik ile halkta fena bir tesir husûle getirdi[10] ve hiçbir muvaffakıyet temin edemedi. Hemen aynı nevden[11] bir Alman filmi “Zevcemin Dansçısı”,[12] birincinin pek dûnunda[13] olduğu halde, cazband refakatiyle aksettirildiği için pek büyük bir muvaffakıyet kazandı. Çünkü, iki keman, piyano, viyolonsel ve flavtadan müteşekkil salon orkestrasına iki banjo,[14] bir bokolo,[15] bir saksafon, bir davul ilave edilmişti ve Irving Berlin,[16] Jerom, Kern,[17]Gustav Kan,[18] Donaldson,[19] Reks Pemberton gibi bestekârların eserleri çalınıyordu. Amerika musikisine bayılan halk müzikayı dinlemekten, hem filmi seyretmekten zevk alıyordu. Bilhassa, çalınan çarliston ve diğer havaları dinlemek için birçoğu birkaç kere filmi seyre gitmişlerdi.

 

İhtimal, bazıları beni Amerika, zenci müziklerinin takdirkârı[20] olmakla itham edecekler… Fakat ben, iyi olan her müziği sevenlerden biriyim.

 

Yine söylüyorum, sinemada müzikanın mühim bir rolü vardır. Hissi bir sahne, bir cazband refakatiyle gösterilirse bütün kıymetini kaybeder. Keza, şuh bir sahne dahi ağır havalarla irâe edilirse kıymetten düşer.

 

Makalenin devamını okumak için tıklayınız.

 

Antuan Pol[21]

 

 

[Latinize: Samime İnceoğlu ve Ayşe Yılmaz]

 


[1] Metro-Goldvin-Mayer.

[2] Mamulât: İmal edilmiş, ürün.

[3] Sally, Irene, and Mary: 1925 yılında çevrilen, yönetmenliğini Edmund Goulding’in üstlendiği ABD yapımı sessiz film.

[4] İrâe edilmek: Gösterilmek.

[5] Amerikakâri: Amerikan işi.

[6] Velveledâr: Gürültücü, şamatacı.

[7] Cazbant: Caz müziği çalan orkestra.

[8] Maricha: Bir Hint destanı karakteri. [Bu destanın müzikali veya balesinden söz edildiği tahmin edilmektedir.]

[9] La Bayadère: Hindistan’da geçen aşk ve entrika konulu üç perdelik bir baledir.

[10] Husûle getirmek: Meydana getirmek, oluşturmak.

[11] Nev: Çeşit, tür.

[12] Der Tänzer meiner Frau: Alexander Korda’nın yönettiği 1925 yapımı komedi, dram.

[13] Dûn: Uzak.

[14] Banjo: Afrika kökenli telli bir çalgı türüdür.

[15] Bukhalo: Bas davula dayalı bir Ukrayna çalgısı.

[16] Irving Berlin (11 Mayıs 1888 - 22 Eylül 1989), Rusya doğumlu Amerikalı şarkı sözü yazarı ve besteci.

[17]Jerome David Kern 1885-1945 tarihleri arasında yaşamış Amerikalı müzikal ve popüler müzik bestecisi. [Metindeki virgül yanlışlıkla konulmuştur.]

[18] Gustav Gerson Kahn: 1886-1941 tarihleri arasında yaşamış Amerikalı söz yazarı.

[19] Walter Donaldson: 1893-1947 tarihleri arasında yaşamış 1910-1940 yıllarında birçok popüler şarkıya imzasını atmış Amerikalı besteci ve söz yazarı.

[20] Takdirkâr: Takdir edici.

[21]  Antuan Paul: 1888-1971 yılları arasında yaşamış Fransız yazar, şair.

YORUMLAR

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz.