Faruk Hacıhafızoğlu: “Filmim Türkiye’de İzlensin İstedim Ama Tersi Oldu”
Abdullah Şahin - Yorum 24 Mayıs 2016

Kar Korsanları’nın çekim sürecinde sesçinin kulağı patlar, bir kişi kalp spazmı geçirir, başroldeki üç çocuk ve yönetmen hariç ekipteki hemen herkes zorlu hava koşullarından dolayı sağlık sorunları yaşar.

Bilim ve Sanat Vakfı Sanat Araştırmaları Merkezi ile Türk Sineması Araştırmaları (TSA) tarafından düzenlenen Hayâl-i zî-ruhtan Sinemaya etkinliğinin onuncusuna Kar Korsanları (2015) filmiyle yönetmen Faruk Hacıhafızoğlu konuk oldu. Bir dönem filmi olarak ele alınabilecek Kar Korsanları başlangıçta klasik bir darbe filmi görüntüsü verse de ilerleyen dakikalarda insan hikâyesine odaklanıyor. Evlerine kömür götürebilmenin arayışındaki üç çocuğun hikâyesini anlatıyor. Film gösteriminin ardından Barış Saydam moderatörlüğünde yönetmen ile bir sohbet gerçekleştirildi. Filmle alakalı ilk fikrin ortaya çıkışından yapım sürecinde yaşanan zorluklara, festival gösterimlerine kadar geniş bir yelpazede Kar Korsanları ele alındı.

Londra ve İstanbul'da hayatını sürdüren yönetmen Hacıhafızoğlu, darbe döneminde ve kendi çocukluğunda yaşamış olduğu trajikomik bir kömür toplama hikâyesinden yola çıkarak filmi çekmeye karar verir. Kars’ta gerçekleşen yerel bir hikâyeyi yönetmenin ne mesafede içeriden anlatabileceği ilk bakışta soru işareti oluştursa da, Hacıhafızoğlu’nun çocukluğu ve ilk gençliğinin Kars’ta geçmesi, hâlâ o bölge ile bağını koparmamış olması filmdeki samimiyetin ve içeriden anlatımdaki başarının tesadüf olmadığını ortaya koyuyor. Darbenin filme dahli sadece kömür sıkıntısının olduğu zamanlara denk geldiği için, bir nevi mecburiyetten gerçekleşmiş. Yönetmen de bunu muzip bir dille ifade ediyor. Kar Korsanları, sair darbe filmlerinin başaramadığı insan odaklı hikâyesiyle sinemamızdaki yerini alıyor.

Dört haftalık zorlu çekim sürecinden altı ay önce Kars’a gidip ön çalışmalara başlar yönetmen. Çekim sürecinde sesçinin kulağı patlar, bir kişi kalp spazmı geçirir, başroldeki üç çocuk ve kendisi hariç ekipteki hemen herkes zorlu hava koşullarından dolayı sağlık sorunları yaşar. Filmdeki durağan havanın sebebi de yönetmene göre çekimden bir gün önce görüntü yönetmeninin kolunun kırılması ile ilişkilidir. Hacıhafızoğlu daha çok omuz kamerasıyla hareketli çekim planlamaktadır fakat görüntü yönetmeninin kolu kırılınca mecburen hareketsiz çekimler yapılır. Filmin oyuncu kadrosu tamamen amatörlerden oluşur. Oyuncular mekâna yabancı olmayan, o coğrafyanın insanlarıdır. Daha önce hiç profesyonel oyuncular ile çalışmadığına değinen yönetmene göre çocuklar kamera önünde büyüklerden daha rahat davranmakta. Çocuklarla üç ay birlikte vakit geçirdiklerini, senaryo vermediği halde sadece çekimlerden yarım saat önce sahnelere çalıştıklarını anlatıyor.

Filmin özellikle senaryonun başarısı, Hacıhafızoğlu’nun sinemadan daha çok edebiyattan feyzalmasından kaynaklanıyor. Yönetmen, filmi çekerken festivalleri hiç düşünmediklerini dile getiriyor. Kurgudan sonra bir arkadaşa fikrini sorduklarında, önce yurt dışındaki festivallere filmini göndermesini söyler: “Türkiye’de kimse festivallere güvenmiyor. Filminizin festivalde başına ne geleceği bilemiyorsunuz. Benim ilk deneyimim, filmin festivalde görünmezse daha sonra hiç dikkat çekmeyebilir dediler.” Bu uyarılar üzerine filmin festival yolculuğu yurt dışında başlar. Fakat bu durum sürecin işleyişini de etkileyecektir: “Asıl derdim film Türkiye’de izlensindi. Çünkü biz bunu kendimize yaptık. Fakat tersi yönde bir akış oldu.”

Söyleşide moderatörlüğü yapan Barış Saydam’ın filmin yüzeydeki hikâyesiyle paralel ilerleyen alt metni hakkındaki sorusuna cevaben yönetmen açık yüreklilikle herhangi bir alt metin düşünmediklerini söyledi. 12 Eylül dönemindeki şiddetin görselleştirilmeden sunulduğu filmde, çocukların çocukluklarının ellerinden alınmasının daha büyük bir şiddet olup olmadığına dair de bir soru soruldu. Yönetmene göre bu da bir şiddet biçimi, dolayısıyla filmini naif olarak yorumlayanlara katılmadığının altını çizdi. Kar Korsanları film festivalleri ve belediye gösterimleri gibi çeşitli alanlarda izleyici ile buluştu fakat Hacıhafızoğlu filmin vizyona girdiğinde bekledikleri başarıyı elde edemediğini belirtti. Berlin’de üç gösterimde 5000 kişi tarafından izlenen filmin, Türkiye’de 5 şehirde 10 sinema salonunda 2 hafta vizyonda kalmasına rağmen 1300 kişi tarafından izlendiği düşünüldüğünde yönetmenin bundan yakınmasına hak vermemek elde değil.

YORUMLAR

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz.