Belgesel ile Kurmaca Arasında
Yorum 28 Temmuz 2016

Burdur'un Hasanpaşa Köyü'nde geleneksel olarak devam eden koyun yıkama yarışması ve bu koyunların çobanlarının hikâyeleri etrafında gelişen Devir, Derviş Zaim sinemasındaki biçimsel arayışların en riskli örneklerinden biri aynı zamanda.

Ali Demirtaş

Bilim ve Sanat Vakfı Sanat Araştırmaları Merkezi bünyesindeki Türk Sineması Araştırmaları’nın (TSA) düzenlediği  Sinemaya Genç Adımlar projesi hızla yol alıyor. Proje kapsamındaki söyleşi dizilerinden ilki geçtiğimiz Cumartesi günü yönetmen Derviş Zaim'in katılımıyla gerçekleşti. Söyleşiden hemen önce Zaim’in 2012 yapımı Devir filmi yoğun bir katılımla izlendi.

Devir’in çözümlemesinin yapıldığı söyleşide yönetmen, filmin çekim sürecinin yanı sıra içerik olarak işlediği döngüsellikten ve yöre halkıyla kurduğu iletişimden de bahsetti. Burdur'un Hasanpaşa Köyü'nde geleneksel olarak devam eden koyun yıkama yarışması ve bu koyunların çobanlarının hikâyeleri etrafında gelişen Devir, Derviş Zaim sinemasındaki biçimsel arayışların en riskli örneklerinden biri aynı zamanda. Söyleşi sırasında bu biçimsel farklılığı "belgesel ile kurmaca arasındaki melezlik" olarak nitelendiren Zaim, seyircinin doğrudan bir türlendirme yapamamasından memnun. Zaim’e göre Devir, bir duvara dayandığını düşündüğü Türk sineması açısından ise yeni bir soluk.

Devir'de belgesel ile kurmacanın iç içe geçmişliğine değinen Zaim, döngüselliğin en belirgin olduğu filminin de yine bu olduğunu belirtti. Söyleşi sırasında bu meseleye yoğunlaşan sorulara cevabı, bu döngüselliğin aslında Devir’de somut olarak rahat bir şekilde gözlemlenebildiği. Mevsim döngüselliklerinin yanı sıra köylülerin yaşama pratikleri, filmde izlediğimiz geleneksel hayatlarından da bunu anlamak mümkün. Filmde köy ortamı bağlamında etnik gelenekselliği ince ince işlemiş Zaim. Kırsallığı ve yöre halkını bir öz olarak izleyebildiğimiz, varoluş nüanslarını çoban hayatları üzerinden gözlemlediğimiz Devir, aslında beraberinde birçok sosyolojik çıkarıma da imkân sağlıyor. Söyleşi sırasında köy, yöre halkı ve beraberindeki döngüselliğe değinen, buradaki gelenekselliği sosyal tabaka varoluşlarıyla değerlendirdiğini belirten bir misafirine Zaim şöyle cevap veriyor: “Köy ve yöre halkını gayet soft bir şekilde ele aldım. Bahsettiğiniz sosyal tabakalaşma veya sosyolojik çıkarımları açıklarken Marx veya diğer düşünürlerden bahsetmeye gerek yok. Yaşananlar bir durum. Orada yaşayan insanlar geleneklerine bağlı bir yöre halkı ve ben de onları çektim.”

                                     

Köy hayatındaki gelenekselliği ve yöre halkının varoluş kaygılarını yansıtmış olmayı bir “durum öyküsü” olarak da nitelendirilebileceğini belirten Derviş Zaim, bu yansıtmayı gerçekleştirirken yöre halkıyla iyi diyaloglar kurduğunu, kimseyi kırmadığını ve gerek yöre halkını gerekse oradaki döngüselliği olduğundan farklı veya yanlış lanse etmediğini sözlerine ekliyor. Bu noktada Devir’in içinde bulunduğu festivallere çoban oyuncularıyla katıldığı bilgisini de atlamamak gerekiyor.

Söyleşinin sonuna yaklaşırken Devir’in çekim süreci üzerine de konuşuldu. Filmin çekimleri geniş bir zamana yayılmış, dolayısıyla kurgu aşamasında montaj hilelerine ihtiyaç duyulmamış. Yöre halkının varoluş nüansları ve hayatlarına işleyen gelenekselliği uzunca bir süre gözlemleme şansı bulan Derviş Zaim, bu durumu somut ifadelerin yanı sıra yaşamın getirdiği soyut ve duygusal kaygılarla birlikte ele almış.

Bütün bunlarla beraber kendi ifadesiyle “belgesel ile kurmaca arasındaki melez” bir ürün ortaya çıkaran Derviş Zaim, farklı biçimsel arayışlarını Devir’de de ortaya koymuş. Derviş Zaim filmografisinde önemli bir yere sahip olan Devir, bu bağlamda sorunsallarını yüksek sesle ifade eden bir örnek olarak arşivimizdeki yerini alıyor.

 

Fotoğraf: Cemil Akgül

YORUMLAR

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz.