Kurtuluş Kayalı: “Türkiyeyi Anlamanın Bir Yolu da Türk Filmlerine Bakmak”
Yorum 31 Temmuz 2016

Kurtuluş Kayalı’ya göre Türkiye'nin geçmişten günümüze değişen ve şekillenen düşünce hayatını anlamanın bir yolu da sinemaya odaklanmak olabilir: "Türk sinema tarihindeki yönetmenlere baktığımızda, onların eserlerindeTürkiye’nin yansımalarını görebiliriz."

Ali Demirtaş

Sinemaya Genç Adımlar projesi kapsamındaki söyleşi dizisinin ikinci konuğu Kurtuluş Kayalı idi. Bilim ve Sanat Vakfı Sanat Araştırmaları Merkezi bünyesindeki Türk Sineması Araştırmaları’nın (TSA) düzenlediği  proje kapsamında düzenlenen söyleşiye katılım yüksekti. Önce Lüfi Ö. Akad’ın Gelin ve Metin Erksan’ın Sevmek Zamanı filmi izlendi ardından Kayalı ile sinema tarihinin sosyolojisine bir bakış sergilendi.

“Türk Sinema Tarihine Sosyolojik Bir Bakış” temalı söyleşide Lütfi Ö. Akad ve Metin Erksan'ın filmlerinden yola çıkarak değerlendirmelerde bulunan Kurtuluş Kayalı, edebiyat-sinema ilişkisine dair düşünceleri ile sohbete girizgâh yaptı. Türkiye'de sinemadaki ideolojilerin bağımlı olduğu durumları açıklarken ise yönetmen, toplum ve film üçgenine dikkat çekti. Lütfi Ö. Akad'ın Işıkla Karanlık Arasında kitabına sık sık atıfta bulunan Kayalı’ya göre bu kitabın önemi büyük ve Akad'ın ifadeleri üzerinden birçok sosyolojik bilgiye ulaşmak mümkün.

Türkiye'nin geçmişten günümüze değişen ve şekillenen düşünce hayatını anlamanın bir yolu da sinemaya odaklanmak olabilir: "Türk sinema tarihindeki yönetmenlere baktığımızda, onların eserlerinde Türkiye’nin yansımalarını görebiliriz." Toplum ve sinema ideolojisi arasındaki ilişkiye odaklanacak olursak; mesela Metin Erksan'ın toplum içindeki kadını öne çıkarma kaygılarının öne çıktığını ve sonraki yıllarda Lütfi Ö. Akad tarafından bu yaklaşımın desteklendiğini ve sürdürüldüğünü söyleyebiliriz. Yönetmenlerin filmlerindeki detaylar üzerinden bu fikre ulaşmak mümkün. Kayalı, Akad’ın Gelin filminin bize birçok veri sunacak zenginliğe sahip olduğuna değiniyor; toplumsal yaklaşımlar, cinsiyet algısı, kadına bakış açısı, dönemin sosyal meseleleri... Yetmişli yıllardan sonra Türk sinemasında sosyal içerikli filmlerin arttığına değinen Kayalı için 1973 yapımı Gelin, o dönem içerisinde dikkate alınması gereken filmlerin başında geliyor.

Edebiyat ve sinema hakkındaki düşüncelerini de katılımcılarla paylaşan Kurtuluş Kayalı, 60'lı yıllarda edebiyatın köy endeksli olduğunu ancak sinemanın hiçbir zaman edebiyat gibi şekillenmediğini düşünüyor. Senrayoların önemi edebiyatçılar tarafından destekleniyor ve tabii ki iki alan arasında bir etkileşim mevcut. Bu çerçevede Metin Erksan’ın sinemasına bakacak olursak, Kayalı’ya göre edebiyat dünyası ile ilişkisinde yönetmen daha çok batılı metinlere yakın duruyor.

Söyleşinin nihayetinde söz bir şekilde Yılmaz Güney'e de geliyor. Yılmaz Güney ve diğer birçok yönetmenin filme aldığı edebiyat uyarlamaları oldukça sınırlı, özgün senaryoları daha çok dikkat çekiyor ve günümüzde dahi hala üzerine daha çok konuşuluyor. Türk sinema tarihini farklı zaviyelerden ele alan Kayalı sohbeti hitama erdirirken Yavuz Turgul’un sözlerinden alıntı yapmayı tercih ediyor: "Film eskiden çekildi."

 

Fotoğraf: Cemil Akgül

 

YORUMLAR

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz.