Artist Olmak İçin Birinci Şart Nedir?
Makale 06 Eylül 2016

Şimdi sinemacılığın her sahasında eskiye nazaran büyük değişiklikler, tahavvüller vardır. Artistlik de böyledir. Çok değişmiştir. Biz bugün bu sütunlarda, sinemacılıktan yalnız sinema artistlerinin vaziyetini mevzubahiz edeceğiz.

 

Dünya sanatkâr ve muharrirlerinin[1] fikri soruluyor. – Kesik saç modası suya mı düşüyor, yoksa sinema patronları tahakküm[2] yapmak mı istiyorlar? – İngiltere ve Amerika’da artist kadınlar nasıl intihâb edilirler?[3]

 

Diyebiliriz ki, sinema ibtilâsı[4] bugün dünyanın medeniyet giren her tarafında hakiki manasıyla bir hastalık halini alıyor. Fransa’da, Almanya’da, İngiltere ve Amerika’da sinemaya rağbet birinci derecede gelmektedir. Bu memleketlerin hatta köylerinde bile sinemalar mevcuttur; kadın erkek, çoluk çocuk bütün halk fevc fevc[5] bu sinemalara dolup boşalmaktadır. Sinema seyri yavaş yavaş memleketimizde de bir ibtilâ şeklini almaya doğru giriyor. Hele, İstanbul’da sinemaların adedi her gün biraz daha taaddüd etmekte,[6] şehrin her tarafına sokulmaktadır. Bu fevkalade rağbetin sonu ne olacak belli değil? Yalnız, şu cihet[7] muhakkak ki, sinemaların bu derece tekemmülü[8] ve çoğalması Avrupa’da bilhassa tiyatrolar üzerinde müessir[9] olmakta, tiyatrolara karşı vuku bulan[10] rağbeti selb[11] ve münkesir etmektedir.[12] Şu hale göre, sinemalar yalnız tiyatro sahiplerinin işlerini bozmakla kalmıyor, piyesler, mümessil[13] ve mümessileler[14] üzerinde de icrâ-yı tesir[15] ediyor. Piyes muharrirleri sinema romanları yazmayı tercih eylemekte oldukları gibi mümessil ve mümessileler de sinema artistliği daha kârlı olduğu için sinemacılığı tercih eylemektedirler.

 

Aynı zamanda sinemacılık da büyük bir terakki[16] ve tekâmüle[17] mazhar olmaktadır. Halkın rağbetini daha fazla celbetmek[18] için şüphesiz bu terakki ve tekâmül de mecburidir.

Dikkat, itina, fevkalade mesai, fevkalade roman ve vaka, fevkalade mümessil ve mümessile, emsalsiz[19]dekor, büyük fedakârlık tabiilik, her romanı cereyan ettiği mahalde[20] filme çekmek bugün sinemacılığın ruhunu teşkil etmektedir. Bu itibarla eskiye nazaran şimdi sinemacılığın her sahasında eskiye nazaran büyük değişiklikler, tahavvüller[21] vardır. Artistlik de böyledir. Çok değişmiştir. Biz bugün bu sütunlarda, sinemacılıktan yalnız sinema artistlerinin vaziyetini mevzubahis[22] edeceğiz.

 

Sinema artistliği cidden müşkil[23] bir meslek halini almıştır. Tiyatroda oynayan her aktörün veya aktrisin sinemada oynamasına imkân yoktur. Sinema sahnesi tiyatro sahnesine hiç benzemez orada en küçük, hatta, gözden kaçtı zannedilebilen bir hata film oynamaya başladığı bir zaman o kadar büyük bir gaf halinde meydana çıkar ki..[.]

 

***

Sinema artisti kimler olmalıdır? Kimler olabilir, ne gibi şerâit[24] lazımdır?.. İşte, bugün için asıl mevzumuz budur. Biz beyan-ı mütâlaa[25] etmeden evvel serdolunan[26] mütalaaları nakledeceğiz. Amerika’nın en çok satış yapan ve dünyanın her tarafında okunan sinema gazetesi bir anket açarak maruf[27] ve salahiyetdâr[28] muharrir ve muharrireler[29] ile diğer zevâtın[30] yukarıya naklettiğimiz üç suâl[31] hakkındaki fikirlerini almış ve neşretmiştir. Ankete verilen cevaplarda birçok fikirler dermeyân[32] edilmekte, hayli şeyler söylenmektedir. Bunları hülâsa edebiliriz:

 

1- Sinema artisti behemehâl[33] edebiyat tahsilini ikmâl etmiş[34] olmalı. Ve kendisini sinema ve tiyatro bediiyâtı,[35] ruhiyâtı ile terbiye etmiş olmalıdır.

 

Makalenin devamını okumak için tıklayın.

[Latinize: Ayşe Yılmaz, Samime İnceoğlu]


[1] Muharrir: Yazar.

[2] Tahakküm: Baskı.

[3] İntihâb edilmek: Seçilmek.

[4] İbtilâ: Tutku.

[5] Fevc fevc: Akın akın.

[6] Taaddüd etmek: Artmak.

[7] Cihet: Yön, taraf.

[8] Tekemmül: Gelişme.

[9] Müessir: Etkili.

[10] Vuku bulmak: Meydana gelmek, var olmak.

[11] Selb: Ortadan kaldırma, yok etme.

[12] Münkesir etmek: Kırmak.

[13] Mümessil: Erkek oyuncu.

[14] Mümessile: Kadın oyuncu.

[15] İcrâ-yı tesir: Etkide bulunma.

[16] Terakki: İlerleme.

[17] Tekâmül: Gelişme.

[18] Celbetmek: Çekmek.

[19] Emsalsiz: Benzersiz.

[20] Mahal: Yer.

[21] Tahavvül: Değişim, dönüşüm.

[22] Mevzubahis: Söz konusu.

[23] Müşkil: Zor, güç.

[24] Şerâit: Şartlar, kurallar.

[25] Beyan-ı mütâlaa: Görüş bildirmek

[26] Serdolunmak: Dile getirmek.

[27] Maruf: Bilinen, meşhur.

[28] Salahiyetdâr: Yetkin.

[29] Muharrire: Kadın yazar.

[30] Zevât: Kişiler.

[31] Suâl: Soru.

[32] Dermeyân etmek: İleri sürmek.

[33] Behemehâl: Mutlaka.

[34] İkmâl etmek: Tamamlamak.

[35] Bediiyât: Estetik, eşsiz güzellik.

 

YORUMLAR

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz.