Türk Sinemasının Din İle İmtihanı
Gülşah Nezaket Maraşlı - Eleştiri 19 Ekim 2016

Her iki Rabia filminde de “kadın evliya” diye sunulan karakter, her gören erkeğin aşık olduğu, elde etmek için servetlerini önüne serdikleri, diğer aşık erkek rakipleriyle kapıştıkları, ille de dans etmeye, şarkı söylemeye, içki içmeye zorladıkları bir “kadın” olup çıkmıştır.

 

 

Gülşah N. Maraşlı

Türk sinemasında din konulu filmler kategorisine bakıldığında, pek de başarılı yapımlar görülmemektedir. Hatta başarıdan söz etmek şöyle dursun, çoğu zaman dini değerlerle alay edilmiş, din adamları, hacı, hoca, imam tiplemeleri; cahil, zorba, çıkarcı, paraya, kadına, rüşvete düşkün, konuşması bozuk, giyimi pespaye, saçı sakalı düzensiz, çoğunlukla okul müsamerelerinden daha acemi görünen takma sakallı, izleyende nefret uyandıracak kadar kötü karakterler olarak gösterilmiştir.

 

1973’te iki Rabia filmi birden çekilir. Her iki Rabia filminin, jeneriğinde “ilk kadın evliya” olarak ismi geçer. Rabiat-ül Adeviyye’nin giyim şekli, dekoltesi, makyajı, son model yapılı saçlarında sürekli kostüm sorunu ortaya çıkar.

 

Osman F. Seden’in senaristliği ve yönetmenliğinde çekilen Rabia, o yıl aile seyircisini sinema salonlarına yeniden çeken filmlerin başında gelir. Osman F. Seden’in Rabia filmi, Rabia henüz bebek beşiğindeyken açılır. Süreyya Duru’nun Rabia’sında genç kız olduğunda babasıyla odun kesmeye giden Rabia’nın aksine, Seden’de çok geçmeden Rabia’nın babası ölür. Ardından üç kız kardeşini zenginler evlat edinir, -Duru’nun filminde kızlar evlenmişlerdir- Rabia’yı merhametli komşu kadın evlatlık alır. Rabia, nehir kenarında Allah’a dua ederken, “Sakın yanlış anlama güzel Allah’ım.” der. Bu sahnede “evliya Rabia” karakterinin, böyle konuşması ne kadar uygundur? Evliya filmlerinde diyalog meselesi büyük bir sorundur.

 

İlerleyen sahnelerde “Allahu Ekber” sesleriyle seyirci kendini ilahi bir huzura hazırlamaya çalışırken hazırlıksız yakalanır ve Halil, kucağında bir kadınla kadraja girer.

 

Hasan ölünce, Rabia, Yaratıcı’ya, “Bu muydu senin adaletin? Bu muydu! Bu muydu adaletin!” diye haykırır tüm isyanıyla. Tekbir seslerine hiddetle, “Susturun şunları, susturun! Kime dua ediyorsunuz! Hangi Allah’a! İyileri korumayan, perişan eden vurduran Allah’a mı? Susun diyorum size!” diye bağırır. Yaratıcı’ya hitaben, “Ne günahı vardı Hasan’ımın, mertti, namusluydu, borcunu ödemeye geliyordu. Ne istedin ondan! Ne istedin benden! Ne yaptık biz sana!” sözleriyle haykırır, fonda tekbir devam etmektedir.

 

Filmin devamında kötü niyetli Halil, erkekler meclisinde Rabia’dan raks etmesini ister. Bu sahnede, Rabia’nın kıyafeti gözlerden kaçmaz. Lüks olması önemli görünmese de, filmin geçtiği devri kostüm yansıtmamaktadır. Din konulu, evliya filmlerinde dekor ve kostümler başarısız, baştan sona hatalıdır.

 

Türk sinemasında bırakın kostüm araştırması yapılmasını, bir kostümün iki farklı devirde geçen iki ayrı filmde kullanıldığı dahi görülmüştür. Hz. Ömer’in Adaleti filminde Hz. Ebubekir rolündeki oyuncunun giydiği yeşil üstlük, Fatma Girik’in oynadığı Rabia filminde ihtiyar dervişin kıyafetiyle aynıdır. Biri İslamiyet’in ilk yıllarına ait bir tarih dilimi, diğeri çok sonraları olan bir vakıadır. Senaryoların birbirinin aynı olması gibi kostümlerde aynıdır.

 

İçerik hataları olarak; Rabia’t-ül Adeviye, Hasan-ı Basrî Hazretleri ile aynı dönemde yaşar ama Süreyya Duru’nun filminde Rabia’nın şeyhi olarak gösterilen Hasan-ı Basrî, Seden de yoktur, Duru yönetmenliğindeki filmde yer alan İbrahim Ethem de yer almaz.

 

Bir başka sahnede, Rabia dekoltesini unutup, sanki her yeri tesettürdeymiş gibi altından saçlarının omuzlarına döküldüğü başındaki örtüyü sıyırıp atar, Allah’a olan inancını da sıyırıp atmaktadır: “Senin Allah’ın insafsız ve gaddar. Eğer bizi korusa, bizi bağışlasaydı, günahsız, tertemiz Hasan’ı almazdı elimden. Bütün ömrümce bana sefalet çektirdikten sonra hakkım olan mutluluğu esirgemezdi benden.”

 

Sonrasında Rabia, kelime-i şehadet getirir, pür tesettür camiye gider, Kuran-ı Kerim okunmaktadır. Namaza da başlamıştır. Bu son sahnelerde Fatma Girik, gerçekten tesettüre uygun kapanır. Ardından gelen sahnede, kötü karakter Ekrem, Rabia Kuran okumakta iken ayağını rahlenin üstüne koyar. Kuran’ın üstüne kese altını boşaltır. Rabia, Kuran-ı Kerim’i hürmetle öper, Ekrem üzerinde Kuran olan rahleyi hışımla alır, Kuran yere düşer, rahleyi pencereye fırlatır. Elbette bu sahne gerçek bir fecaattır.

 

Şehirde, ihtiyar dervişle Rabia hakkında dedikodular ayyuka çıkar. Ekrem, “Bir fahişeyle bir sahte dervişin dinimizle alay etmesine müsaade edecek misiniz?” diye bağırırken, senaryo gereği de olsa manevi bir şahsiyet olan Rabia için bu talihsiz kelime kullanılmış olur.

 

Derviş ve Rabia, Kâbe’ye gitmek üzere yola çıkarlar. Rabia, Kâbe dönüşü itikafa çekilir. Duru’nun filminde kulübeye çekildikten sonra yaşlanmış olarak seyircinin karşısına çıkan Rabia, Seden’in filminde gençtir.

 

Yönetmenliğini Süreyya Duru’nun yaptığı ikinci Rabia (İlk Kadın Evliya) filmi de, piyasa koşullarına uyma çabalarının bir sonucu olarak çekilir.

 

Açılış sahnelerinde seyirci eli yüzü düzgün bir “dini film” beklentisi içindedir. Ancak hemen kadraja giren dansöz ve peşinden görünen namaz kılma sahnesi ile sıradan piyasa filmlerinden olduğu anlaşılır.

 

Filmdeki giyim tarzları da epey karışıktır, kostümler yine özensizdir. Takılan yaşmak Arap kıyafetidir ve her filmde aynısı kullanılmaktadır. O günkü şartlarda nasıl bir kıyafet olmalıdır? Gündelik hayatta hangi sözler kullanılır? Basra’da dönemin insanları nasıl yaşar? Cumhuriyet döneminden 50-100 sene evvel öyle kıyafetler olmadığını düşünürsek, yapılan hatanın büyüklüğü ortaya çıkar.

 

Filmde devamlı Rabia, “Kim o Allah babacığım?” diye sorar. Burada 8-9 yaşlarında görünen, doğduğundan bu yana mübarek olmasıyla dikkati çeken Rabia’nın o yaşa kadar Allah’ı bilmemesi enteresandır.

 

Rabia, odun kesen babasına yardım etmektedir. Aniden kadraja masa üzerinde kâh uzanmış kâh dans eden yarı çıplak kadınlar girer. Din konulu filmlerde, sahneler normal akışındayken ani bir değişimle bu tür planların yer alıyor olması, üzerinde durulması gereken bir husustur. Türk filmlerinde seyirci, müstehcen sahnelere hazırlıksız yakalanmaktadır.

 

İlerleyen sahnelerde, eşkıya başı Ammar, bir kamçı darbesiyle Hasan-ı Basrî’yi yere devirir. Bu sahnede Hasan-ı Basrî gibi bir zat böylesine aciz ve güçsüz gösterilmektedir. Oyuncunun yüzünde tam bir zavallılık vardır. Hasan-ı Basrî tekme tokat esir kervanına katılır, itişme arasında sarığını acemice takmaya çalışır. Öyle bir şahsiyeti canlandıran oyuncunun rolündeki acemiliği de dikkatlerden kaçmaz. Rabia, “Yalvarırım Hasan-ı Basrî Hazretleri’ni bırakın, o benim şeyhim, pîr’imdir, Allah için acı ona.” diyerek Evliyaullah’tan bir zat için eşkıyadan aman diler.

 

Devamında Ammar, bir tekme savurur, Hasan-ı Basrî rolündeki oyuncunun tekmenin etkisiyle kendisini Hülya Koçyiğit’in üzerine fırlatması, pek komik olmakla birlikte acemilik bakımından görülmeye değerdir. Filmin başından beri Hasan-ı Basrî’nin sırtından sopası eksik olmaz. İki evliya, Hasan-ı Basrî ve Rabia o kadar aciz gösterilmişlerdir ki... Hasan-ı Basri'nin saç sakal birbirine karışmış, dağınık ve iticidir.

 

Rabia, esir gibi konulduğu odada Allah’a dua etmektedir. Emir, alaysı gülerek, “Burada Allah benim.” der. Bir isyan cümlesi daha… Bu kez yenilir yutulur cinsten değildir!

 

Emir için dans meclisi kurulmuştur yine. Rabia’yı getirirler. Emir, şarkı söylemesini ister. Rabia’nın, “Bağrımı ol dosta verdim.” diye başlamasıyla ney sesi duyulur ve “Ya Resulallah” diyerek bitirir. Emir, içki sunar, kız kadehi reddeder. Emir, “Burada benim dinim geçer, iç!” der, Rabia kadehi yere döker. Daha evvel dizindeki yırtıktan görünen tenini saklayan Rabia’nın dekoltesi gözlerden kaçmaz. Rabia, eziyetler görür, ateşlerde yürütülür, yılanlı odaya atılır.

 

Filmde, Rabia karakterinin en tesettürlü olduğu yer zindandır. Hülya Koçyiğit, bu ve bazı sahnelerde tam tesettür ile örtünmüştür. Zindanda Rabia nurlanır. Nuru gören cellât Cabbar tövbe eder, onu zindandan kaçırır.

 

Ama Emir Hanzade Rabia’yı cüzamlılar zindanına bırakır. Rabia, Kuran okurken, her Türk filminde olduğu gibi oyuncunun dudakları sesle uyuşmamaktadır. Çoğu yerde dudaklarını kıpırdatmamakta, okuyormuş hissini uyandırmaya çalışarak başını sağa sola sallamaktadır.

 

İslam tarihinde evliya olarak bilinen bir başka abide şahsiyet İbrahim Ethem’in ise bu filmde sakalı karışık, kıyafeti son derece özensizdir, hatta dilenci kılıklı görünmektedir.

 

Her iki Rabia filminde de “kadın evliya” diye sunulan karakter, her gören erkeğin aşık olduğu, elde etmek için servetlerini serdikleri, diğer aşık erkek rakipleriyle kapıştıkları, ille de dans etmeye, şarkı söylemeye, içki içmeye zorladıkları bir “kadın” olup çıkmıştır. Hayal mahsulü bu hikâyeler, İslam tarihinde evliya olarak bilinen Hz. Rabiat-ül Adeviyye’nin gerçek hayatıyla ne kadar bağdaşabilir?

 

*Bu yazı, yazarın Osman F. Seden’le Türk Sinemasında Düet ve Günahıyla Sevabıyla Yeşilçam-Türk Sinemasında Din isimli kitaplarından derlenerek hazırlanmıştır.

 

YORUMLAR

Bartuka - 10 Aralık 2016, 01:42

Hayatımda daha kötü bir film eleştirisi okudum mu bilmiyorum. Maraşlı'nın Hz. Rabia'nın yaşamı hakkındaki bilgisinin sadece filmlerden izlediğiyle sınırlı olduğundan esefle emin olmakla birlikte, Feridüddin Attar'dan veya Margaret Smith'ten nezaket gösterip okumamış olmasını da ayıplıyorum. "Türk sinemasında din konulu filmler kategorisine bakıldığında" diye başlayıp Rabia'dan başka hiçbir örneğe dokunmaması dahi bu filmleri izlemeyen birine nasıl bilgi verecek orasını anlamadım. Neye dayanarak söylüyor bunu? “Sakın yanlış anlama güzel Allah’ım.” der. Bu sahnede “evliya Rabia” karakterinin, böyle konuşması ne kadar uygundur? Evliya filmlerinde diyalog meselesi büyük bir sorundur." Anlamıyorum, Hz. Rabia'nın bir elinde kapta ateş diğer elinde su ile Basra sokaklarında "Cehennem'in ateşini söndüreceğim" diye koşan ve bugünün şartlarına göre "deli" diyebileceğimiz bir kadının "Beni yanlış anlama Allah'ım" demesi bence daha masumdur. Ayrıca Rabia'nın "saf" kalbine bu kadar vurgu yapılırken Allah'a öyle yaklaşması çok olağandır. "Lüks olması önemli görünmese de, filmin geçtiği devri kostüm yansıtmamaktadır. " Elbisenin nasıl gözüktüğünü anlatmamış bile. Niye lüks gözüküyor? Niye geçtiği devre uygun değil? 8. yüzyıl Basrası nasıl giyiniyor? "Din konulu, evliya filmlerinde dekor ve kostümler başarısız, baştan sona hatalıdır." Mesela? Baştan sona nasıl hatalıdır? Hatalıdır deyip geçmekle eleştiri mi yapılmış oldu? Bütün dini filmlerde kostümlerin aynı olduğu ve araştırılmadan yapıldığı kanısına yeşil, düz bir üstlükle mi varılıyor? Aynı yeşil üstlüğü bugün Fatih'te de görebilirsiniz bir adamın üstünde. Bu nasıl bir yersiz eleştiri? Dekolteye bir şey diyemem ama o zamanın Basra'sında kadınların nasıl örtündüğüne dair bir referans var mı? Maraşlı gibi kapanmıyorlardı zannederim. Ekrem'in rahleye ve Kuran'a basması konusundaki yorumundan, aslında bir film görmek istemediğini anlıyorum sanırım. Sahne zaten Ekrem'in "saygısızlığını" işliyor. Yine de "neden" fecaat olduğunu anlatmıyor Maraşlı. Kendine saklıyor yorumunu. Bir filmde, tüm seyircinin gerçeği bilmesine ve söylenenin tümüyle iftira olduğu aşikâr olmasına rağmen Rabia'ya "fahişe" denmesine alınabilecek bir zihniyetin film izlememesini tavsiye ederim. "Rabia, esir gibi konulduğu odada Allah’a dua etmektedir. Emir, alaysı gülerek, “Burada Allah benim.” der. Bir isyan cümlesi daha… Bu kez yenilir yutulur cinsten değildir!" Maraşlı hâlâ bir film izlediğini bilmiyor bence, bu yorumu yaptığın göre. Bir kâfirin konuşması nasıl olmalıdır? Allah'a inanmayan ve gaddar birinin böyle cümleler kurması olağan değil midir? Ne demeliydi? Karakterlerin kostümlerinin bu kadar "pespaye" olması günümüzün yeşil kapitaliyle pek uyuşmadığından bu görüntülere dayanamıyorlar herhalde. Açıkçası Rabia bir zahidedir, Ethem bir sufidir. Üste başa önem vermezler, dilenci gibi gezmeleri normaldir veya Maraşlı'ya dilenci gibi gözükmeleri daha normaldir. Yazıda filmlerin ikisinin de Rabia'nın gerçek hayatıyla uyuşmadığından yakınılırken Rabia'nın gerçek yaşamına dair verilen bilgi sıfır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz.