İçi Dışı Bir Sanatkâr: Alâeddin Yavaşça
Söyleşi 29 Ekim 2016

Bir filmde sırf sürümü arttırmak için musiki alanında tutulmuş sanatkârların şarkıları veya kendilerini koyarak istismar yoluna git­memeli. Bu hareketler filmlerin senaryolarını da bozu­yor, onları manasız, konu ile hiç ilgisi olmayan yönlere sürüklüyor.

Artist, 12 Aralık 1961

D. Kolloç

 

Onu anlatmak için, karakterini İfade için uzun boylu tasvirlere, benzetme­lere ihtiyaç yok. Bir kaç kelime, onurunu, apaçık kişiliğini anlatmaya kâfi geliyor. Özü-sözü, içi-dışı bir, sanatkâr... Kimden bahsettiğimizi açıklama­mıza her ne kadar lüzum yoksa da, tanımayanlara söyleyelim... Alaaettin Yavaşça...

Türk musiki âleminin yaşayan en büyük değerlerinden biri olan Dr. Yavaşça’nın hayranları onu önümüzdeki gün­lerde doya doya dinleme imkanını bulabilecekler, hem de en yeni besteleriyle. Tek farkla ki radyoda değil, beyaz perdede. Ancak, musikimiz­de yeni bir devrenin öncülü­ğünü yapan Dr. Yavaşça’yı seyirciler beyaz perdede göremeyecek, yalnız sesini işitebileceklerdir. Alâettin Yavaşça, maruf bestekarlarımızdan Şevki Bey’in hayatını canlan­dıran bir filmde onun eser­lerini ve kendi bestelerini okuyacak. Türk musikisine büyük hizmetleri geçmiş olan bir bestekârın, ölümünden sonra da anılmasına sebeb olacak bir filmin çevrilmesi­ne son derece memnun oldu­ğunu ifade eden Dr. Yavaşça memnuniyetini şöyle izah ediyor.

-Çok değerli bestekârı­mız Şevki Bey’in hayatını filme alma teşebbüsüne ge­çen Nil Film’i, bu hareketinden dolayı tebrik ederim. Musikimizin altın devirlerinden olan Sadullah Ağa, Dede Efendi, Itri, Dellâlzade, Hafız Post gibi dünya çapındaki sanatkarları takiben yetişen Tamburi Cemil Efendi, Ha­cı Arif Bey ve Şevki Bey de onlardan sonra intikal devrinde yaşamışlardır.

Şevki Bey 33 gibi çok genç denebilecek bir çağda dünya­ya gözlerini kapamış olması­na rağmen 600 küsur beste yapmıştır. Bu bir rekor ve çok büyük bir başarıdır. Onlar­dan bizim devre gözünü açtı. Fakat bu devrede musikimiz maalesef bir ilerleme kayde­demedi. Bu sebebten ötürü Şevki Bey gibi sanatkarların büyüklüğü daha iyi anlaşılı­yor.

Nil Film’in çevirmekte ol­duğu ve baş rolünü Efgan Efekan’ın oynadığı Gönülden Gönüle filminde ben sadece musiki kısmıyla ilgiliyim. Senaryo ile hiçbir ilgim yok, galiba bir kaç küçük değişik­lik yapılmış. Bu arada mese­la Temmuz ayında vefat eden Şevki Bey, karlar için­de, bir kış gününde gömül­müş. Tabi bunlar film icabı olsa gerek, yoksa senaryo ile benim alakam yok.

Film iki kısımdan ibaret, biri Şevki Bey'in pasajı, ki bu pasajda ben onun eserle­rinden 5’ini okuyorum, bir de Şevki Bey’in zamanımıza ait hayali bir kısmı var. Onun güya zamanımızda yaşa­mış ve bestekâr olan bir to­runu varmış. Bu hayali torunun bestelerini de ben yapı­yorum, zaten hazırladım ve filmde de okuyacağım, dört beste hepsi...

Sözünü burada kesip Dr. Yavaşça’ya kısa zamanda nasıl bu kadar çabuk beste yaptığını soruyoruz, gülüyor, berrak ve temiz bir gülüş bu.. Düşünmeden cevap veriyor.

-Ortada mevzu var, koskoca bir Şevki Bey ve onun muazzam başarıları. 600 kü­sur eser, dile kolay değil bu... Böyle bir konuda güfte kendiliğinden ortaya çıkıyor, eh güfte de çıktıktan sonra beste hemen doğuyor... Be­yaz dişlerini göstererek samimi, riyadan, yapmacıktan uzak bir gülüşle,

-Biz de vasıta oluyoruz bu arada... dedi.

Alaaddin Yavaşça, bazı Türk filmlerinde işitilen ma­nasız müziği doğru bulmu­yor, gene ses sanatkârların filmlerde kendilerini göster­melerine temasla şöyle söy­lüyor.

-Bir filmde sırf sürümü arttırmak için musiki alanında tutulmuş sanatkârların şarkılarını veya kendilerini koyarak istismar yoluna git­memeli. Bu hareketler filmlerin senaryolarını da bozu­yor, onları manasız, konu ile hiç ilgisi olmayan yönlere sürüklüyor. Mesela bir filmde, genç kızın sevgilisi ölür, kız, sevgilisinin mezarının başına gider. Seyircilerde heyecan azami haddi bulmuştur, kı­zın mezar başında ağlayacağını zannedersiniz, o ise şarkı söylemeye başlar.

Dünyanın hiç bir yerinde görülmemiştir bu tip istismara dayanan olaylar. Alaaddin Yavaşça, diğer sanatkârlar içinde telefonu belki de en çok işleyen sanatkardır denilebilir. Buna sebep olarak çok aranılan bir mütehassıs olması da gösterilebilir. Konuşurken ikide bir sözü uzun uzun çalan telefonun zil sesiyle kesi­liyor. Dr. Yavaşça telefonda da herkesi memnun bıraka­cak şekilde konuşuyor, öyle ki hayranlarından başka kendisini arayan hastaların dertlerini neredeyse telefon­da hallediverecek. Vazifesini iyi bilen bir doktor gibi müşfikleşiyor...

Sanatkar Yavaşça, Türk musikisi tarihinde büyük isim yapmış ve hizmetleri geçmiş bestekârların hayatları­nın filme alınmasına taraftar. Şimdi musikimize üvey ev­lât muamelesi yapıldığı ka­naatinde. Halbuki, diyor eskiden saraylarda Enderun denilen bir yer vardı, burada musiki bir mektep tedrisatı olarak muamele görürdü. Şimdi ise kimse musikimize dört elle sarılmıyor. Bu arada son derece kabiliyetli olan san­atkarlar çıkıyor, veya çıkma­sına dahi lüzum kalmadan il­gisizlikten kaynıyor.

Alaaddin Yavaşça musikide Doğu-Batı ayrımı da kati­yen yapmıyor. Musiki bir bütün olarak ele alınmalıdır. Öyle ki ben şahsen, evimin önünden geçen bir arabanın ahenkli sesini dahi zevkle dinleyebilirim.

Her şeye rağmen, hatta se­naryoda olabilecek bazı de­ğişiklik ve aksaklıklara rağ­men, Dr. Yavaşça, Şevki Bey gibi bir değerin hatırlanarak, hayatının filme alınmasından dolayı son derece memnun, Nil Film’e ne kadar teşekkür edilse azdır, diyor ve ilâve ediyor.

-Bu film, Şevki Bey diye bir sanatkarın yaşamış olduğunu bildirmesi ve tanıtması bakımından çok mühimdir. Filmcilerimizin bu örnek ha­reketten hisse almaları ve onu kabil konular üzerine eğilmeleri şayan arzudur.

Not: Söyleşideki imla ve yazım hataları orijinal halindeki gibi bırakılmıştır.

YORUMLAR

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz.