Tezgâhta Konuşulanlar-4
Yorum 09 Kasım 2016

Belgesel istediği kadar yaşanmış veya yaşanacak tecrübe alanlarıyla muhatap olsun her halukârda bir kurgusallık taşıyor. Dolayısıyla, bir senaryoya sahip olmak zorunda. İyi belgesellerde biz bu senaryonun güçlü bir şekilde kurulduğunu görüyoruz.

Belgesel Filmde Senaryonun Yapısı 

Murat Pay: Belgeselde senaryo, kurmaca filmde olduğu gibi bir tecrübenin üzerine inşa ediliyor. Senaryo yazımına genelde iki temel yapının kaynaklık ettiğini söyleyebiliriz. Bunlardan ilki yaşanmış bir tecrübeyi konu edinen senaryolar: Saroyan ÜlkesiBeş Kırık KameraAyı AdamBir Şarkının Peşinde ve Pina vb. Mesela Saroyan Ülkesi’nde yıllar önce yapılmış bir yolculuk günümüze taşınıyor. Yahut Pina’da vefat eden bir dansçının sanat dünyası zaman şeritlerinde ölümsüzleştirilmeye çalışılıyor. Beş Kırık Kamera’da adeta günlük gibi kullanılan kameranın perdeye aksettirdiği cümleler okunuyor. Bu filmlerde geçmişte kalan bir tecrübe artık hafızaya mâl olmuş bütün unsurlarla yaşanmışlığın izini takip ederek tekrardan inşa ediliyor. Sık tercih edilen bu yapıda “tekrardan inşa” meselesinin altını çizmek istiyorum.

 İkincisi, yaşanılacak bir tecrübe üzerine kurulan senaryolar. Burada iki başlık karşımıza çıkıyor. İlki, bir kereye mahsus yaşanan ama döngüsel bir çerçevede belli dönemlerde farklı tecrübeler üzerinden tekrar eden biricik hikâyelere dayalı senaryolar. Mesela Ağlayan Devenin Öyküsü’nde bir devenin hikâyesinin senaryolaştırıldığını görüyoruz. Buradaki bir kereye mahsusluk, tespit edilen devenin yaşadığı tecrübeye dayanıyor. Ancak hikâye döngüsel olarak farklı develerin maceraları üzerinden yaşanmaya devam ediyor. Mesela İki Dil Bir Bavul filminde bir öğretmenin yeni görevine tayin olduktan sonra yaşadıkları, tekrarı olmayacağı düşünülerek dikkatle takip ediliyor. Filme çekilen öğretmenin hikâyesi biricik olmakla beraber benzer yolculuğa çıkan/çıkacak öğretmenleri düşünürsek sürekli tekrar eden bir döngüden bahsedebiliyoruz. Mesela Maşuk’un Nefesi belgeselinde usta ve çırak arasında gerçekleşen meşk sahnelerinde ikinci bir tekrar söz konusu değil. Ama hadise başka usta ve çıraklar arasında devam etmekte. Ya da Keçe’nin Teri belgeselinde döngüsel süreçten alınmış biricik bir kesite şahit oluyoruz.

 Diğeri, sadece bir kereye mahsus yaşanan tecrübelere dayalı senaryolar. Mesela Çay ya da Elektrik belgeselinde Fas’ın bir köyüne elektrik bağlanma sürecini takip ediyoruz. Filmde senaryo döngüsel olmayan, tekrar etmeyecek bir hadise üzerine kuruluyor. Tim’in Wermer’i adlı belgeselde ise resimle alâkalı bir deney yapılmaktadır. Senaryo bu tekrar edilemezliğin üzerine yapılandırılır.

Ali Abbas Fidan: Bir başka örnek olarak da Derviş Zaim’in Devir filmini gösterebiliriz belki.

Pay: Devir’de de döngüsel olarak sürekli gerçekleşen biricik nitelikleri haiz bir hadise üzerinden kurgulanan bir senaryodan bahsedebiliriz. Önemli ve üzerinde durulması gereken bir çalışma. Aslında dikkat edilirse belgesel istediği kadar yaşanmış veya yaşanacak tecrübe alanlarıyla muhatap olsun her halukârda bir kurgusallık taşıyor. Dolayısıyla, bir senaryoya sahip olmak zorunda. İyi belgesellerde biz bu senaryonun güçlü bir şekilde kurulduğunu görüyoruz.

 Fidan: Peki bahsettiğiniz farklı türlerdeki bu senaryoların muhtevası nasıl olmalı? Estetik ve görsel bir yaklaşım metni olarak mı, yoksa kurmaca unsurları da ihtiva eden bir metin olarak mı kaleme alınmalı? Dahil edilen kurmaca kısımın kıstasları ne olmalı, belgesel filmde kurmaca unsurların varlığı ne raddeye kadar doğrudur?

Pay: Bence bu soruya farklı cevaplar verilebilir. Çünkü senaryo çözümleri projeye göre değişkenlik gösterir. Her projenin kendine göre özgün ve biricik buluşları söz konusu. Kişisel kanaatim belgeselde senaryonun sınırları kurmaca filmin senaryosundaki kadar tespit ve tahkim edilmiş değil. Belgeselde sınırları çiziyoruz ama sınırların esnek olmasına dikkat ediyoruz. Mesela sahneler yazıyoruz ancak diyaloglar yazmıyoruz. Ya da bazıları için tretman yazıyoruz ancak çekim senaryosu yazmıyoruz.

 Belgeselde tretman yazmanın elzem olduğunu düşünüyorum. Sinopsis yazmak kesinlikle yeterli değil. Sınırlar bir filmin hem yaratıcılığını hem de derinliğini artırır. Ancak burada şöyle bir şerh düşmek gerekiyor: Döngüsel yahut bir kereye mahsus yaşanacak bir tecrübeyi konu edinen belgesellerde bahsettiğimiz tretmanın daha esnek ve sürekli inşa edilebilir olması gerekiyor. Hadisenin biricikliği, sınırları mutlak anlamda çizmekten kaçınmanın esnek sınırlarını keşfetmeyi şart koşuyor. Buradaki keşif de bir senaryo aslında. Yani nasıl bir keşif yapabilirim sorusunun cevabı, bir senaryo yazmak demek, ancak sınırları esnek olan bir senaryo yazmak demek.

 Fidan: Burada kavramsal bir karmaşa da yok değil. “Belgesel” mi, “docudrama” mı, yoksa “mocumentary” mi? Bir belgesele kurmaca unsurlar dahil olduğu takdirde “docudrama” olarak adlandırma yoluna gidiliyor. Ya da tamamen asılsız bir kurmaca üzerinden bir gerçeklik yaratılıyormuş gibi hareket edildiği zaman da bu filmleri “mocumentary” olarak adlandırmak tercih ediliyor.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

 

Murat Pay, Ali Abbas Fidan - YAZILARI

YORUMLAR

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz.