Halitciğim, tek dostum, sevgili kardeşim…
Belge 09 Mart 2017

11 Ekim 2009’da vefat eden Halit Refiğ’i rahmetle anıyoruz.  Metin Erksan’ın 5 Mayıs 1976’da Halit Refiğ’e, Amerika’ya gönderdiği, Türk Sineması Araştırmaları arşivinde bulunan ve daha önce hiç yayınlanmamış mektuplardan birini ilk defa okurlarımızla paylaşıyoruz. 

Halit Refiğ, şüphesiz Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden biriydi. Sadece çektiği filmlerle değil sinema teorisine dair çabaları ve ortaya koyduğu ‘ulusal sinema’ kavramı ile de sinemamıza ciddi katkılarda bulundu.

 

2009’da aramızdan ayrılan Halit Refiğ, 1975’de TRT’den ayrılmak zorunda kalır. Türk sineması o yıllarda en karanlık dönemini yaşamaktadır, seks filmleri revaçtadır. Piyasada kendisinden talep edilen işler, yapmayı uygun görmeyeceği türdendir. Gülper Refiğ o günleri şu cümlelerle anlatıyor: “Çok parasızdık. Komedi filmleri bile çok entelektüel bir teklif olarak algılanıyordu prodüktörler tarafından. Burası çok karanlıktı o yıllarda. Amerika’dan çok çağırıyorlardı Halit Refiğ’i. Senin yapacağın filmler, fikirlerin çok önemli dünya için diyorlardı. Bir gün yüzü bembeyaz geldi eve. Türkiye’den hiç ayrılmak istemediği halde Amerika’ya gitmeye karar vermişti.”

 

Halit Refiğ eşi Gülper Hanım ile birlikte bir yıl Amerika’da kalır. Wisconsin Üniversitesi’nde dersler verir, hatta bir film de çeker. Bu dönemde Oğuz Atay, Giovanni Scognamillo, Metin Erksan gibi pek çok isimle mektuplaşır. Refiğ’in mektuplarının bir bölümü Sevgili Halit-Halit Refiğ’e Mektuplar kitabında yayınlanmıştı. O dönemde yine Gülper Refiğ’den aldığımız bilgilere göre Metin Erksan mektuplarının yayınlanmasına izin vermez, fakat daha sonra yayınlanmasına karar verir.

 

Yönetmenin vefat yıl dönümü sebebiyle Metin Erksan’ın 5 Mayıs 1976’da Halit Refiğ’e, Amerika’ya gönderdiği mektuplardan birini, ilk defa okurlarımızla paylaşıyoruz. 11 Ekim 2009’da vefat eden Halit Refiğ’i rahmetle anıyoruz.

 

‘Halitciğim, tek dostum, sevgili kardeşim’ ifadesiyle başlayan; Kemal TahirOğuz Atay, Aziz Nesin, Nezihe Araz gibi dönemin önemli isimlerinin de anıldığı mektup, Halit Refiğ ile Metin Erksan’ın yakın dostluğunu, umutlarını, heyecanlarını, endişelerini ve bunların yanı sıra arkadaş ilişkileri ve dönemin karanlık ruhuna dair de önemli ipuçları barındırıyor.

 

Bilgileri ve mektupları bizimle paylaşan Gülper Refiğ’e teşekkür ederiz.

 

Fotoğraf: Agah Özgüç arşivinden

 

 

 

Mektup:

 

5/5/1976

İstanbul

 

Halitciğim, tek dostum, sevgili kardeşim,

 

Gittiğin gün, havaalanında seni yerde gözden kaybedince, İsmet anneyle birlikte uçağının kalkışını görebilmek ümidiyle alanın diğer tarafına gittik. Ve nihayet uçağın kalktı. Türkiye topraklarını terkedişini derin bir keder içinde seyrettik. Çileli ömrümüzde ve yalnız kederin var olduğu hayatımızda bu günleride görmek varmış. Bir kere daha söylemeğe gerek yok. Ben zaten yalnız adamımdır, şimdiyse iyice yalnız kaldım. Geçici bir zaman için bile olsa. Türkiye yetiştirdiği beyinlerin en büyüklerinden birini böylece kaybetti. Halit biliyorsun, bir zamanlar büyük Kemal Tahir’i yalnız Nazım (Hikmet) biliyordu. Seni bilen ise daha fazla. Fakat seni en iyi ben biliyorum. Yani senin büyüklüğünü, aklını, kabiliyetini, erişilmez kuramcılığını en iyi ben biliyorum. Sağlam arkadaşlığın, cömertliğin, insanlığın ise erişilmez bir seviyede. Yani burada şunu demek istiyorum, ve de kendime pay çıkartıyorum. Senin büyüklüğünü bir ben bilsem bile, hiç gam çekme. Benim bildiğim büyüklük en gerçek büyüklüktür. Ben öyle herkese büyük demem. Kaldıki senin ne yaman bir insan olduğunu bilen çok fazla. Sen daha iyi bilirsin, biz bizim yamanlığımıza bir parayı ekliyemedik. Yamanlığına bir de parayı eklersen, o zaman bak ne yaman görünürsün insanların gözüne. Sensizliğe bir türlü alışamadım. Senin ve Gülperin[1] ışığına her akşam bakıyorum. Siz burada iken, canım çok sıkıldığı zaman, kendimi çok yalnız bulduğum zaman, daha doğrusu her zaman, bilhassa geceleri açıp perdeyi senin evinin ışıklarına bakardım. Senin ışıklarını görmek bana bir güven verirdi. Senin ışıklarını görmek acılarını, kederlerimi, yalnızlığımı bana unuttururdu. Şimdi ise pencerelerinizde yalnız gazete kağıtları var. Bu Dünyada üç kişiyi sevdim. Seni, Kemal Tahir’i, Ağabeyimi. İkisi öldü. Biri de Amerikaya gitti. Şimdi ben buralarda tek başıma ve yalnız kaldım. Senin yerini kimse dolduramaz. Sen gittikten sonra, uzun, uzun ve tekrar, tekrar senin üzerinde düşündüm. İnsanlar seni bir keşfetseler, bir daha yakanı bırakmazlar. Şuna inanıyorum ki Amerikalılar seni iyice anlıyacaklar Halitciğim. Orada Amerikada çok büyük işler yapacaksın. Gerek Üniversitelerde Amerikalılara anlatacakların, gerek yapacağın filmler çok büyük şeyler, çok güzel şeyler olacak. Bilirsin ben laf ola konuşmam. Kesin olarak senin orada büyük başarılar kazanacağına inanıyorum. Bu inancım sen daha gitmeden vardı. Şimdi ise bu inancım daha da büyüdü. Aman Halit dişini sık falan demiyeceğim sana. Hele biraz geçsin. Başarın kesin. Mutlaka, ama mutlaka en güzel, en büyük şeyleri sen yapacaksın orada. Bilimsel olarak, gerçekçi olarak, akılcı olarak ben senin başarına inanıyorum.

Televizyondan hiçbir haber yok. Sinema bıraktığın yerde otluyor. Televizyon daha can sıkıcı, daha fena oldu. Sen yapılacağın en iyisini yaptın. Bu namussuzlar alayını boklarının üstünde eşinmeye devama tam zamanında bıraktın. Gitmekle ne kadar isabet etmişsin. Milli televizyona bak. Kendilerine Milliyetçi, Mukaddesatçı deyen bir alay namussuz televizyonun başına musallat olmuş. Pis, adi, iğrenç, alçak bu herifler. Şimdi biraz, kronolojik sıraya uygun yazalım. Önce gelelim Kemal Tahir’in ölüm yıldönümü anmasına. Eşsiz dehan ve kabiliyetinle tek başına hazırladığın anma günü, eleştirilecek yanlarına rağmen çok, çok güzel oldu. Kim ne derse desin. Türkiyede ilk defa bir düşünürün, bir yaratıcının ardından böyle güzel anmalar oluyor. Gerçekten konuşmacıları ve programı iyice mükemmel hazırlamışsın. Çok yaşa Halitciğim. Sen burada olmadan yaptığın ve hazırladığın işte çok başarılı oldu. Bilhassa Hilmi Yavuz ve Arif Mardin[2] çok ilgi çekici iki konuşma yaptılar.

Oğuz (Atay) belki biraz acemi ama, çok samimi ve içten bir yönetim gösterdi. Böylesi daha iyi oldu. Yani Oğuz töreni çok iyi idare etti. İsmet Bozdağ konuşması ve söyledikleri şeylerle bir hayli ilgiyi çekti. Nezihe Hanım (Nezihe Araz) (konuşması için epey çalışmış, bir hayli de zaman vermiş. Kemal Tahir’in bütün kitaplarını dikkatli ve özgün bir şekilde elden geçirmiş. Fakat dediğine göre hazırlanması istediği gibi olmamış. Birde bana dediki; Semiha (Tahir)[3] ablayı karşısında görünce pek deyeceklerini diyememiş. Bence Kemal Tahirin kitaplarındaki kadınlar meselesine şöyle yaklaşmak gerek. Kemal Tahir hapishaneye girene kadar bir Kemal Tahir var. Bu Hayatın içindeki Kemal Tahir’in Erkek-Kadın ilişkileri var. Sonra bir Hapishadeki Kemal Tahir var. Bu on iki yıldaki kadın açlığı ve cinsel pehriz Kemal Tahir de bir başka türlü Kadın meselesi oluşturuyor. Öfkesi, Gençliği, çekiciliği, erkekliği, yaratıcılığı, cinsel hayatının en güçlü zamanları ile bir Kemal Tahiri hapishanede düşün. Olağan bir insanda bile bu uzun hapishane yılları kadınlara karşı başka türlübir düşünce ve davranma oluşturur. Kemal Tahir gibi olağanüstü bir insanda ise bu durum iyice değişik bir tavır yaratır. Ertesi, hapishane sonrası bir Kemal Tahir var. Burada da Kemal Tahir’in Dünyasındaki kadınlar var. Bütün bunlar bir yana, Kemal Tahir kadınlar üzerinde çok düşünmüş. Freud ve Marx’ı bir iyice okumuş. Bence geriye ne kalmış biliyormusun. Hiç feminist olmadığı halde, Kemal Tahir kadınlara karşı çok iyimser, çok dost. Hatta Nermin hanıma[4] karşı bile. Kemal Tahir hiçbir kitabında kadın düşmanlığı yapmaz. Bence Kemal Tahir’in büyük özelliklerinden biride bu. Dünyada pek az büyük yazar kadın düşmanlığı yapmamıştır. Kemal Tahir kadınlara her zaman insan gözüyle bakmış, cins ayrılığı yapmamıştır. Yani şunu demek istiyorumki Kemal Tahirde kadın erkek ayrılığı yoktur. Bu konuda daha çok şey yazmak isterdim ama, o zaman söz iyice uzuyacak. Sen ne demek istediğimi daha iyi bilirsin. İşte Nezihe hanımın konuşmasında bunlar yoktu. Ama bütün bunlara rağmen, bu hususlar, ve bu meseleye bu açıdan bakış düşünülmez ise Nezihe hanımın konuşmasıda güzeldi. Gelelim Doktorun (Hulusi Dosdoğru) konuşmasına. Ardaşlık, dostluk, vefakarlık, iyi ama Kemal Tahir üzerinde bir spekülasyon, hele bir fikir spekülasyonu benim hiç hoşuma gitmiyor. Üstelik doktorun söyledikleride yanlış. Önüne gelene çattı. Ortalığı kasıp kavurdu. Hatta Hilmi Yavuza bile çattı. Daha dün Kemal Tahir’e çatıyordu falan diye. Bu arada Mehmet Doğan bile nasibini aldı. Dünyada Kemal Tahir’i anlamamış tek insan doktor. Kemal Tahir’i o kadar kapattıki, Doktora kalırsa Kemal Tahir’in yanına kimseyi yaklaştırmayacak. Anlıyorsun. Daha fazla yazmaya gerek yok. Hemen Semiha abla ile konuştum. Gelecek sene doktor olmasın diye, O da kabul etti. Doktor isterse bu sözlerini bir gazeteye göndersin. Belki basarlar. Ama Kemal Tahir’in ölüm gününden faydalanarak insanlara küfür etmek yok. Bu yolu doktora kapıyacağım. Son olarak bir kere daha söylüyorum. Anma günü başarılı oldu. Sayende. Herhalde Aziz Nesin çok sinirlenmiştir. Zira onun arkasından böyle anma günleri yapılmıyacak. Bu benim tahminim. Kıskandığını Semiha abla söyledi. Yaşa Halitciğim.

Evet Halitciğim her zaman en doğruyu sen söylersin. Türkiyede belli bir siyasi istikrar kurulmadan sinema ve televizyon da birşey yapmak kabil değil. Sinema ve Televizyona dair haberleri gelecek namemde daha ayrıntılı olarak yazacağım.

Benim Halimi sorarsan felaket. Açlık, sefalet, işsizlik. Yalnızlık, can sıkıntısı.

Gülperin ve senin sevgiyle, özlemle gözlerinden öperim.

Gülperlerde, Ani-Ersinlerde[5], Oğuzlarda, Nezihe Hanımda her yerde hep hep siz varsınız. Sizin olmadığınız hiçbir yer yok. Ersin aracılığıyla sana bazı mevkuteler yolluyorum.

Ayşegül’e[6] selamlar. Onun ve çocuğunun gözlerinden öperim. Her ne kadar tanımıyorsam da Nuri Giray beye de çok selamlar.

 

 

 

 

METİN ERKSAN

 

 

Mektubun orjinal halini okumak için tıklayınız.

 


[1] Gülper Refiğ, Halit Refiğ’in eşi

[2] Şerif  Mardin

[3] Kemal Tahir’in eşi

[4] Muhtemelen Kemal Tahir’in Esir Şehir üçlemesindeki Nermin Hanım karakteri

[5] Sinemacı Annie Geelmuyden- Ersin Pertan çifti

[6] Halit Refiğ’in Amerika’daki üvey kız kardeşi

YORUMLAR

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz.