Giovanni Scognamillo: Sinemamızın Yaşayan Tarihi
Barış Saydam - İnceleme 25 Nisan 2015

Giovanni Scognamillo yaptığı çalışmalarla sinema, bilimkurgu, fantastik edebiyat ve korku türlerinde kaynak olarak kullanılan eserlere imza atar. Bu açıdan, sadece sinemanın değil, Türkiye’nin de yakın tarihi için önemli bir figürdür.

 

Giovanni Scognamillo, 25 Nisan 1929 yılında İstanbul’da doğar. Annesi İstanbullu bir Rum, babası da İstanbul doğumlu bir İtalyan’dır. Babası Leone Scognamillo, Beyoğlu’ndaki Elhamra Sineması’nın müdürüdür. Babası, sinema müdürlüğünden önce dışalımcılık yapar, annesi ise sessiz dönemde ara yazıları döşeyip siyah-beyaz filmleri boyamaktadır. Teyzesi perdenin arkasında ses efektleri yapar. Film adları, oyuncu adları, yönetmen adları, şirket adları havada uçuşur. Beyoğlu’nun en önemli sinemacıları Scognamillo ailesinin etrafındadır. Elhamra’nın müdürü olan babasının dışında, eniştesi önce Kadıköy’deki Süreyya sonra da Atlas sinemalarını yönetir, aile dostları olan Fernando Franco Saray Sineması’nı, İpekçi Kardeşler Melek ve İpek Sinemaları’nı, Çangopulos ailesi ise Lüks Sineması’nı idare etmektedir. Bu sayede, Scognamillo da sinemayla çevrili bir ortamda dünyaya gelir.

 

Dört beş yaşlarındayken ilk filmini izleyen Scognamillo, bu dönemi şu şekilde aktarır;

“Film izlemeyi ben seçmedim, içinde doğduğum, büyüdüğüm ortamın doğal bir sonucu, olmazsa olmaz bir zorunluluğu oldu. Şikayet etmiyorum, aksine kendimi şanslı, hatta çok şanslı sayıyorum; film izlemek, çokça film izlemek bana çok şey öğrettiği için, yanlış veya doğru. Sinemanın çok konuşulduğu bir sinemacı/filmci ailede doğdum. Çocukken film şeritleri, afişler, lobiler ile oynadım, sinema dergilerinin resimlerine baktım ve evde konuşulanları çokça dinledim; başta pek bir şey anlamadan sonra ise artan bir merak ve ilgi ile…”[1]

 

Scognamillo öğrenimini İtalyan okullarında tamamlar. İtalyan Lisesi’nin edebiyat bölümünden (Latince Felsefe) mezun olur. İtalyan Kitabevi’nde yöneticiliğe başlar. Kitabevi macerası kısa sürer. Banco di Roma’nın Beyoğlu şubesinde on dört yıl çalışır. Sinemanın içinde doğan Scognamillo için bütün bunlar hayatını devam ettirmek için yaptığı uğraşlardır. Sinemadan hiçbir zaman kopmamıştır. 1948’den itibaren Spettacolo, Successo, Ita Cinematografia, Bianco e Nero, Kinematograph Weekly, Cinemonde ve Le Cinema European gibi pek çok saygın yabancı yayında yazıları yayınlanır. Kendi ifadeleriyle söylersek, onun için sinema devasa boyutlu bir ansiklopedi, bol fakülteli bir üniversitedir. Sinema sayesinde, dünyayı gezme fırsatı yakalar, çağlar arasında yolculuk yapar ve pek çok tarihsel kişilikle dostluk kurar. Sinema, Scognamillo için bir büyüdür ve benzeri yoktur.

 

Sinema Eleştirmenliği

Giovanni Scognamillo, Türk basınında yazmaya Akşam gazetesinde başlar. Halit Refiğ Akşam gazetesinden yönetmenlik yapmak için ayrıldıktan sonra, yine Refiğ’in tavsiyesiyle Akşam’a geçer. Akşam’da yazmaya başlamasını Scognamillo şöyle ifade eder:“Memduh Ün’ün Ateşten Damla filmi gösterilmişti. Filmin birinci asistanı Halit Refiğ’di. Lüks Sineması’nda filmi seyrettim, bazı kusurlar tespit ettim, oturdum 4-5 sayfalık bir eleştiri yazdım. Babama vermiştim, o da Memduh Ün’e vermiş. Memduh Ün, Halit Refiğ’e aktarmış, “kusurlarını gör” diye… Halit yazıyı çok beğenmiş. İlk kez böyle bir eleştiriyle karşılaştığını düşünmüş ve beni merak etmiş.(…) Bir gün telefon etti, tanışmak istedi. O zaman İstiklal Caddesi’nde olan Baylan Pastanesi’nde buluştuk. İyi kaynaştık. O sıra Akşam’da yazıyordu ama ayrılmıştı. Artık yönetmenlik yapmayı düşünüyordu. Benim yerime Akşam’da sen yazar mısın diye sordu, olur dedim. Ertesi gün buluştuk, Osman Karaca’ya gittik, Akşam gazetesine. Osman da tamam deyince başladım.”[2] Bir anda Akşam’da haftalık film eleştirileri yazmaya başlayan Scognamillo, ardından Yön ve Akis’te de yazar.

 

Tanıtım yazılarından çok sinema eleştirilerinin fazlaca yer aldığı, tabiri caizse sinema eleştirmenlerinin sinemaya yön verebildiği ender zamanlarda, Scognamillo da kısa süre içinde ülkenin önemli sinema yazarları arasına katılır. Metin Erksan ve Halit Refiğ gibi yazarlar, yazarlıktan yönetmenliğe geçerken, Tuncan Okan, Nijat Özön, Çetin Özkırım, Semih Tuğrul, Burhan Arpad, Ali Gevgilili ve Tarık Dursun Kakınç gibi yazarlar önemli gazete ve dergilerde sinema üzerine yazılar yazmaktadır. Bu dönemde bir süre sinema yazarları ve yönetmenler arasında işbirliği sürse de, karşılıklı tartışma ve münazaralardan sonra Birinci Türk Sinema Şûrası’nda tabiri caizse fırtına kopar ve ayrışmalar başlar.

 

Scognamillo bir yandan bu tartışmaların tanığı olur. Bir tarafta sürekli evinde toplandığı ve tartışmalar yaptığı ünlü yönetmenler vardır, diğer tarafta ise sinema yazarı arkadaşları… Tartışmalar yaşanırken, bütün olayların içindedir. Birinci Türk Sinema Şûrası’ndan sonra yaşananlarla ilgili Akşam gazetesinde şunları yazar:“Birinci Türk Sinema Şûrası engellenmek istendi. Neden mi? Nedenleri şûraya katılanlar ve şûrayı terk edenler pek iyi bilirler. Nedenler meydanda, nedenler her geçen gün memleketimizin perdelerinde sırıtmakta, nedenler sanayi ismi, ticaret ismi altında çevrilen oyunlarda, nedenler tenkitlerden hoşlanmayan, gerçekleri kabul etmek için demagojiye, laf ebeliğine sığınan kişilerin davranışlarında.”[3]

 

25 Ağustos 1965’te kurulan Türk Sinematek Derneği ile birlikte tartışmalar iyice alevlenir. Şûra’dan sonra aralarında soğuk rüzgârlar esen iki kutup arasındaki tartışmalar, artık farklı yayın organlarında yazılan yazılar aracılığıyla bir tür atışmaya döner. Derneğin yayını olan Yeni Sinema dergisinin ikinci sayısında açıkça Türk sinemasıyla bağlar koparılır:“Yeni Sinema, Türkiye ölçülerine değil evrensel sinema sanatı değerlerine önem vermektedir. Bu yüzden sanat düzeyinde gelişen ulusal bir Türk sineması, bu evrensel çabaya katılıncaya kadar Yeni Sinema öncü dergilerin sürdürdüğü savaşı izleyecek, daha da ileri götürecektir.”[4]

 

Bütün bu tartışmaların ve kutuplaşmaların ortasında, Scognamillo, bu tartışmaların ileride sinemamıza getireceği olumsuzluklara değinerek yazılarını sürdürür. İki tarafın da birbirine olan saldırganlıklarının farkındadır, daha sonra Yeni İnsan Yeni Sinema dergisi için kaleme alacağı üç sayılık “Türk Sinemasında Tartışmalar, Polemikler, Kuramlar” başlıklı yazısında o dönemin bütün tartışma ve polemiklerini en ince ayrıntılarıyla okuyucularla paylaşır.

 

Sinemacılık Yılları

Türkiye’de yönetmenler ve sinemacılar arasında altmışların ikincisi yarısında yaşanan bu tartışmaların ötesinde, yerli ve yabancı üretimin hız kazanmasıyla birlikte sinema sektörünün de güçlendiğini görürüz. Scognamillo da 1960’lı yılların ikinci yarısında, sinema yazarlığının haricinde Türkiye’de çekilen İtalyan, Fransız ve İspanyol filmlerinde yapım görevlisi ve yönetmen yardımcısı olarak çalışır. Sean Connery, Charles Bronson, Pedro Armendariz, Tony Curtis, Melina Mercouri ve Maximilian Shell gibi dünyaca ünlü oyuncular film çekimleri için Türkiye’ye gelmektedir. Scognamillo da Stephan Melikyan’la birlikte Türkiye’de film çekmek isteyen yabancı yapımcılara yönelik bir servis kurar. İlk çalıştığı film bir Bond müsveddesi olan İstanbul’da Fırtına (Agenta 077 Dall’oriente con Furore) filmidir. Daha sonra yine benzer bir çalışma olan Coplan İstanbul’da (Coplan Casse Tout) filminde görev alır. Bu dönemde yine B tipi filmleriyle tanınan Umberto Lenzi ve Jesus Franco gibi yönetmenlerle de çalışır. Turgut Demirağ için iki tane senaryo yazar ama bunlar filme çekilemez.

 

İlerleyen zamanlarda Scognamillo, eniştesi Victor Castro ile birlikte Sinereklam şirketini kurar. Sinereklam’ı eniştesi kurmuştur, ancak Scognamillo şirkete ortak olarak girer. Dönemin en önemli reklam şirketlerinden Manajans ve Grafika gibi firmalarla birlikte çalışırlar ve sinema salonlarına reklam filmleri dağıtırlar. Reklam filmciliğinin altın yıllarıdır. Televizyon çıktıktan sonra ise işler değişir ve rekabet ortamı daha da kızışır. Eniştesi yaşlandığı için şirketten ayrılırken, şirketin diğer ortağı da şirketi bırakır ve Scognamillo gönülsüz olarak yaptığı reklamcılık işini sonlandırmış olur.

 

Sinema Tarihçiliği

Altmışlı yılların ortalarından sonra, Scognamillo’nun yazarlık kariyeri kitaplarla birlikte farklı bir yola girer. İlk olarak Agâh Özgüç’le birlikte 1965 Sinema Yıllığı’nı hazırlarlar. Sonrasında Türk Sinemasında Kadın ve Seks kitabı gelir. Özgüç’le birlikte çıkarttıkları bu iki yayından sonra, Scognamillo’nun en önemli eserlerinden biri olan Türk Sinemasında Altı Yönetmen çıkar. Türk Film Arşivi Yayınları tarafından basılan kitapta, sinemamızın altın yılları olarak kabul edilen 1960’lı yıllara damgasını vurmuş olan Lütfi Ö. Akad, Metin Erksan, Halit Refiğ, Osman Fahir Seden, Memduh Ün ve Atıf Yılmaz gibi yönetmenlerin sinemasını ele alır. Hâlâ bu yönetmenler üzerine yazılmış en derinlikli makalelerin yer aldığı kitap, aynı zamanda 1960’lar Türk sinemasının da mihenk taşlarını belgeler.

 

1970’li yılların ortalarında Uzaydan Geldiler, Geleceğinizin Anahtarları ve Dünyamızın Gizli Sahipleri gibi bilimkurgu kitaplarıyla yazarlık serüvenine devam eder. 1979 yılında, Erler Film’de Dış İlişkiler Müdürü olarak göreve başlar. Ortak yapımlar için sıkça yurtdışına seyahat etmektedir. Video teknolojisi yaygınlaşmaya başlayıp Ulusal Video kurulduğunda, Program Müdürlüğü’ne atanır. Almanya ve İsviçre’de teknik fuarlara, Roma ve Londra’da stüdyo ve laboratuar çalışmalarına katılır. Pek çok film izleyerek, Ulusal Video için programlamalar yapar. Emekli olana kadar görevine devam eder.

 

Emeklilik ve Sonrası

Farklı alanlarda faaliyet göstererek çok yoğun bir çalışma temposu için giren Scognamillo, 1987 yılının Ekim ayında stres ve sigaraya bağlı olarak bir felç geçirir. Bir gece öncesinde, Ayşe Şasa ve Bülent Oran’ın evinde, Lale Müldür ve Yusuf Kurçenli gibi arkadaşlarıyla birlikte vakit geçiren Scognamillo, gecenin sonunda evine gider; fakat sabaha karşı uyandığında sol tarafının felçli olduğunu fark eder. Bu, Scognamillo’nun iş hayatının ve yoğun çalışma temposunun bittiğinin de işaretidir. Artık sadece kitap yazacak ve ders verecektir.

 

Felç geçirdikten sonraki yaşantısıyla ilgili şunlar söyler:“Devam ediyorum ama zamanla ve yaş ilerleyince birçok şeylerden vazgeçtim. Fazla dışarı çıkmam, fazla bir sosyal yaşantım yok ama evim ziyaretçilerle dolup taşıyor ve eğitimciliğimi sürdürüyorum. Eskisi gibi sinemaya gitmiyorum, yorucu oluyor ama eskiden fazla film izliyorum evimde, yeni yeni kişiler tanıyorum ve bol sayıda öğrenciler.”[5]

 

Türk Sinema Tarihi, Bir Levantenin Beyoğlu Anıları, Cadde-i Kebir’de Sinema, Batı Sinemasında Türkiye ve Türkler, Fantastik Türk Sineması (Metin Demirhan’la birlikte), Bay Sinema Türker İnanoğlu gibi kitapları kaleme alır. Akşam, Yön, Akis, Yeni Sinema ve Yedinci Sanat gibi gazete ve dergilerde başlayan sinema eleştirmenliği kariyerini de sonraki dönemde Beyazperde, Yeni İnsan Yeni Sinema, Yeni Film, Altyazı, Seyir ve Sonsuz Kare de dâhil olmak üzere pek çok dergide devam ettirir.

 

Giovanni Scognamillo ismi, bugün dönüp bakıldığında gerek sinema tarihimizi anlamak ve yorumlamak gerekse de Beyoğlu’nun toplumsal dönüşümünü gözlemlemek adına önem teşkil eder. Yaptığı çalışmalarla sinema, bilimkurgu, fantastik edebiyat ve korku türlerinde kaynak olarak kullanılan eserlere imza atar. Bu açıdan, Scognamillo sadece sinemanın değil, Türkiye’nin de yakın tarihi için önemli bir figürdür.

 

[1] Giovanni Scognamillo, “Canlı, Devasa Boyutlu İlk Ansiklopedim: Sinema”, Hayal Perdesi Sinema Dergisi, Sayı 16 (Mayıs-Haziran 2010), s. 130-133.

[2] Giovanni Scognamillo, Bir Levanten Şövalye, Haz. Emel Armutçu, İstanbul: İş Bankası Yayınları, 2008.

[3] Giovanni Scognamillo, “Bir Şûranın Hikâyesi”, Akşam, 21 Kasım 1964.

[4] Yeni Sinema, Sayı 2, Nisan-Mayıs 1966.

[5] Giovanni Scognamillo, Bir Levanten Şövalye, Haz. Emel Armutçu, İstanbul: İş Bankası Yayınları, 2008.

 

YORUMLAR

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz.